E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Lityumla zihin kontrolü mümkün mü?

Adnan Oktar’la gündeme gelen lityumu uzmanlar anlattı. Lityumla zihin kontrolü mümkün mü?

Lityumla zihin kontrolü mümkün mü?

Adnan Oktar’la gündeme gelen lityum hapı ile zihin kontrolü iddiası için psikiyatristler ‘Normal insanı etkilemez ve irade dışı davranışlara yol açmaz’ açıklamasında bulundu.

 ‘ZİHİN KONTROLÜ LİTYUMLA OLMAZ’

Adnan Oktar ve grubuna yönelik operasyondan yansıyan iddialardan biri de, grubun etkisindeki kadınlara bipolar bozukluklarda kullanılan lityum hapı verildiği ve bu yolla zihinlerinin kontrol edildiği iddiasıydı. Emniyet kaynaklarına dayanılarak gündeme getirilen iddiaya göre, yeşil reçeteli bu ilaçlarla kadınların komutlara uygun hareket etmeleri sağlanıyordu. Türk Psikiyatri Derneği ise “lityum” ilacının irade dışı davranışlara yol açan bir ilaç olmadığı açıklamasını yaptı. Lityumun bağımlılık riski olan bir ilaç olmadığı vurgulanan açıklamada, “Lityum ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan, pek çok hastanın hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmelerini sağlayan bir ilaçtır. Hatalı ve eksik bilgilerin yayılması, hastalarımızın tedavilerine, hayatlarına, toplumumuza zarar vermektedir” ifadeleri kullanıldı.

HERKESİ ETKİLEMEZ

Üsküdar Üniversitesi Nöro Psikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFAUM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay ise Lityum’un psikiyatride 1949’dan beri kullanıldığını hatırlatarak, “Esasen bipolar denilen, dönemsel olarak mani (depresyonun tam tersi olarak tanımlanabilecek aşırı kendine güven, aşırı neşeli ve hareketli olma hali) ve depresyon geçiren hastalarda duygu durumunda ortaya çıkan aşırı dalgalanmaları kontrol etmek için kullanılır. Cemaat veya suç örgütlerinde kullanımının en önemli nedeni, sapkın, normal toplum yaşantısından ve gerçeklikten uzak, baskı altında yaşayan üyelerde ortaya çıkan ruhsal bozuklukları kontrol etmek olabilir. Bunun dışında normal kişilerin zihinlerini kontrol etmek veya onları örgüte itaat ettirmek için kullanımı mantıklı değildir ve böyle bir amaca yönelik etkisi yoktur” dedi.

ÖRGÜTLER KULLANIYOR

Suç örgütlerinin amaçları için bağımlılık yapan maddeleri daha çok kullandıklarına vurgu yapan Prof. Dr. Uzbay, “Başta stimülanlar dediğimiz amfetamin ve benzerleri olmak üzere, doğal ve sentetik esrar ve benzerleri, halüsinojen maddeler ve bazı koklanarak kötüye kullanılan uçucular ciddi kişilik değişikliklerine neden olur. Küresel illegal uyuşturucu ticaretinin dünyadaki yıllık hacmi 600 milyar dolar. Bu para büyük ölçüde terör örgütlerine finans sağlar. Ayrıca militanlarına verdikleri bu tür maddeler ile canlı bomba başta olmak üzere çeşitli eylemleri daha kolay yaptırırlar. Bağımlı olduğu maddeyi sadece örgütte bulabilen ve alabilen kişinin örgütten ayrılması ise neredeyse imkânsız hale gelir” dedi.

Haşhaşiler’den de örnek veren Prof. Dr. Uzbay, “Hasan Sabbah örgütünü İsmaili tarikatındaki derecelere göre örgütlemiş aralarında esrarın da olduğu çeşitli maddeleri ve bazı telkin yöntemlerini kullanarak bir çeşit beyin yıkama gerçekleştirerek fedailer yetiştirmiş ve bu fedaileri ile aralarında büyük Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk’ün de olduğu tarikatına karşı olan birçok devlet adamı, bilim insanı ve sanatçıyı acımasızca katletmiştir. Bu tarih boyunca karşımıza çıkan gizli örgütlenme ve beyin yıkayarak militan yetiştirme açısından üzerinde önemle durulması gereken önemli bir psiko-sosyal ve sosyolojik olgudur. Bugün de aynı yöntemler ve oyunlar bazı nüanslarla sahnelenmeye devam etmektedir” bilgisini paylaştı.

SABAH

 



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: