Korkularınızı değil arabanızı sürün

Bazılarının araba kullanma hayalleri trafik fobisiyle birlikte suya düşer. Oysa uzmanlar bunun aşılması çok da zor bir problem olmadığını düşünüyor.

Korkularınızı değil arabanızı sürün

Bazılarının araba kullanma hayalleri trafik fobisiyle birlikte suya düşer. Oysa uzmanlar bunun aşılması çok da zor bir problem olmadığını düşünüyor.

arabaKim istemez ki şöyle fiyakalı bir araba­sı olsun! Her istediği anda kontağını taktığı gibi dağ bayır dolaşsın. Hayat bu, kimileri bu imkânı hemen elin­de buluverir. Bazıları elde etmek için yıllarca didinir... Öyle ya da böyle araba kapıya park edildiğinde artık her şey tamam gibidir. İlk iş, sandıklarda özenle sak­lanan hayallere şöyle bir Boğaz havası aldırmaktır. Bir grup, hayallerini denizlerde yüzdüredursun, biz diğer talihsiz topluluğa hitap edelim. Zira onların önünde aşması gereken kocaman bir engeli daha bulunur! Parayla, pulla çözülecek bir problem de değildir bu üstelik. Envaiçeşit ismi vardır: Araba kullanma fobi­si, araç korkusu, trafik fobisi... En net tanımıysa yaşa yandadır. Öyle ya, daha şoför koltuğuna yaklaşma­dan terleyen ellerin, içinde devasa bir bateri varmışçasına atan kalbin, bağı çözülen dizlerdeki derman­sızlığın izahı hangi kelimede saklıdır? "Bir denesen bak olacak!" denir bu hali yaşayan­lara. Fakat sonuç çoğu kez hüsrandır. Özellikle şehir­lerarası yollarda kamyonlar sanki kişinin üzerine ge­lir; yanından son sürat geçen araçların tozu, dünya­sını bulandırıverir! Ardından kıyas aşaması gelir. "İki lafı bir araya getiremeyen insanlar bile canavar gibi araba kullanırken benim neyim eksik?" serzenişleri insanı yer bitirir. Neyse ki uzmanlar tüm bu konula­ra kafa yormuş, rahatlatan tavsiyeler sıralamış. Bizim sorularımıza cevabı Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniğinden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy veriyor. 'Trafik fobisi' genelde İstanbul gibi araç sayısı çok şehirlere özgü bir durum olarak tanımlanıyor. Ancak trafiğin rahat olduğu illerde yaşayanlarda da görülüyor. Ayrıca çevremizde bu tarz korkulan olan insanlara baktığımızda farklı etkenler görünür oluyor. Çiğdem Demirsoy, bu kargaşayı çözmek için öncelikle fobilerin kaynağına değiniyor. Fobiler, başımızdan geçen olumsuz, korkutucu yaşantılar neticesinde ortaya çıkıyor. Bunlar, doğrudan bizim yaşadığımız travmalar olduğu gibi, dolaylı olarak etkilendiğimiz olaylar da olabiliyor. Sevdiğimiz birini trafik kazasında kaybetmek, bir insanın kazada ciddi yaralandığını veya öldüğünü görmek, okumak ya da duymak gibi. Dolayısıyla bu korku, trafiğin yoğun veya seyrek olduğu bir ilde yaşamaktan ziyade, olumsuz, acı, korku verici bir kaza yaşamamız veya görmemiz neticesinde de ortaya çıkabiliyor.

Trafiğe Aşamalı Çıkmak Gerekiyor

Trafik fobisi kendini şu şekilde gösteriyor: Kişinin kalp atışları hızlanır, vücut ısısı düşer, nefes almakta zorluk çeker ya da hızlı nefes almaya başlar, dikkatini yoğunlaştıramaz, direksiyonu kopartacakmış gibi tutar, trafikte iken bir anda kilitlenir ve ne yapacağını şaşını". Işıklarda panik olur, çünkü yeşil ışık yanar yanmaz arkasından araçların kornaya basma ihtimali korkmasına sebep olur. Çiğdem Demirsoy, bu rahatsızlığın psikolojik destekle daha hızlı aşılacağı ama kişinin kendi başına da üstesinden gelebileceği kanaatinde. Ona göre izlenmesi gereken yol; korkunun üstüne gitmek. Fakat trafiğe bir anda değil, aşamalı çıkmak lazım. Zira korku aşılmadan yoğun trafiğe girmek daha büyük kaygı oluşturuyor. Yoğun endişe ise kişinin dikkatini dağıtıyor ve performansını kötü etkiliyor. Bu hal, diğer sürücülere de yansıması ve yeni kazalara yol açması açasından oldukça riskli. YENİ BAHAR