Kedilerde (Corona) Korona Virüsü

Hayvanların taşıdığı hastalıklar nelerdir? Koronavirüs: Hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların sayısı neden arttı? Kedilerde corona (korona) virüsü riski var mı? Kedilerde (Corona) Korona Virüsü var mı? Corona (Korona) Virüsü aşısı var mı? Aşı ne zaman piyasaya çıkacak.

Kedilerde (Corona) Korona Virüsü

Dünya, Ocak ayı başında Çin'de ortaya çıkan ve 20'den fazla ülkede daha görülen koronavirüs ve salgın hastalıkla ilgili haberlerle çalkalanıyor. Yeni ortaya çıkan salgın hastalıkların yayılması genelde bir kereye mahsus olarak görülüyor.

Ancak vahşi doğadan kaynaklandığı düşünülen yeni virüs, ilk olarak hayvanlarda ortaya çıkan salgın hastalıklarla ilgili riskin ne kadar arttığını gösteriyor. İklim değişikliği ve küreselleşme, hayvanlar ve insanların etkileşimini büyük oranda etkilemeye devam ettiği için, bu durumun gelecekte çok daha büyük bir sorun olacağı öngörülüyor.

Hayvanlar insanları nasıl hasta eder?

Son 50 yılda, hayvanlardan insanlara evrimleşerek geçen ve hızla yayılan salgın hastalıklarla karşı karşıya kaldık.

Kedilerde Korona (Corona) Virüsü

Dünyayı etkisi altına alan Korona (Corona) virüsü kedilerin sıklıkla karşılaştığı bir virüstür. Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir. Virüs kediden kediye temas yoluyla geçer, yayılma yoluysa genelde dışkıdır.

İleri seviyelerde öldürücü sonuçlara neden olan dünya gündeminde yer alan corona virüsü insanlar haricinde kedilerde de görülebiliyor. Coronaviridae ailesi içinde yer alan corona virüsü başlıca dört türde sınıflandırılıyor. Evcil ve yabani hayvanlarda da görülen corona virüsü bazı belirtilerle kendisini gösterebiliyor.

Korona (Corona) Virüsü Kedilerde Nasıl Anlaşılır?

Corona virüsü zoonotik olup, hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Detaylı araştırmalar sonucunda, SARS-CoV'un misk kedilerinden, MERS-CoV'un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan birçok Corona virüsü mevcuttur.

Corona virüsü, Coronaviridae ailesi içinde yer alırlar. Başlıca dört türde sınıflandırılırlar:

- Alfa
- Beta
- Gama 
- Delta Corona virüsü.

İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler.

KORONA (CORONA) VİRÜSÜ KEDİLERDE NASIL ANLAŞILIR?

Korona (Corona) virüsü %2 ila %10 oranlarında FIP virüse dönüşür (FIPV). Bu mutasyonun nasıl gerçekleştiğine dair viroloji bilimi kesin veri sunamamaktadır. Şu halde Corona virüsünü kapan kedilerin %92-%98'i basit belirtilerle hastalığı atlatırken geri kalanlarda hastalık öldürücü FIP'e çevirmektedir. Corona virüsünün mutasyon geçirmiş hali olan FIP virüsü, FIP hastalığına neden olur.

FIP'te genel olarak aşağıdaki belirtiler görülür. Ama bu belirtilerin görülmesi FIP tanısının konulabilmesi için yeterli değildir:

KEDİLERDE CORONA (KORONA) VİRÜSÜ NASIL ANLAŞILIR?

- Solunum sorunları ve nezle
-  Denge sorunları
- Genel psikolojik durumda değişme, mutsuz ifade
- İştahsızlık ve kilo kaybı
- Ateş
- Halsizlik ve durgunluk
- Karın bölgesinin şişmesi
- Görme sorunları, gözün sulanması ve gözde renk değişimi

Korona (Corona) Virüsü Aşısı Var mı?

Yüzlerce kişiyi öldüren Corona virüsünün yayılmasını durduracak ve hastalığın etkisi altındakileri iyileştirecek bir çare yok. Corona (Korona) virüsü aşısı var mı? Profesör Robin Shattock, aşının yapım aşamasını kısalttıklarını söyledi. Londra Emperial Koleji’nde (Imperial College London) virüse aşı üretmek için çalışan bir ekip, Amerika’dan Avustralya’ya, Avrupa’dan Çin’e kadar tüm dünyada seferber olan bilimadamlarının çabalarının önüne geçen bir atılım sağlandığını açıkladı.

Ekibin başındaki Profesör Robin Shattock, aşının yapım aşamasını kısalttıklarını söyledi. Aşı geliştirme konusunda uluslarası çapta yürütülen çabanın parçası kapsamında çalışmalar yürüten Shattock, aşının normal ilerleme süresi olan 2-3 yılı 14 güne kadar çektiklerini ve bir haftaya kadar da kobay hayvanlar üzerinde denemeye başlayacaklarını müjdeledi. Üniversitenin mukozal hastalıklar ve bağışıklık bölümünün başında bulunan Profesör Shattock, bu aşamada da hızlı ilerlemeyi umduklarını, gerekli bütçe sağlanması halinde yaza doğru insanlar üzerinde deney aşamasına geçebileceklerini belirtti.

Profesör ve ekibi, dünya genelindeki bilimadamlarıyla görüş alışverişi yaparak hastalık tam anlamıyla bir salgın haline gelmeden bu aşıyı ortaya çıkarma niyetinde. Aşının şimdiden yüzbinlere umut olacağı ve hastalığın önünü keseceği ümit ediliyor.

Çin'de yeni virüsün ortaya çıktığı Vuhan kentinde neler yaşanıyor?

1980'lerde ortaya çıkan AIDS krizi de aslında büyük maymunlardan kaynaklanıyordu. 2004-2007 arasında yayılan kuş gribi de kuşlardan insanlara bulaşmıştı. 2009'daki domuz gribi de domuzlarda ortaya çıkmıştı.

Daha yakın bir zamana bakarsak, 2010'lardaki SARS virüsü salgını da yarasalardan misk kedilerine, oradan da insanlara bulaşmıştı. Aynı zamanda, Ebola virüsü de yarasalardan insanlara bulaştı.

İnsanlar hayvanlardan hep virüs kapardı. Son dönemdeki en fazla yayılan salgın hastalıklar da hep vahşi doğadaki hayvanlardan insanlara bulaştı. Çevresel etkenler ise bu süreci çok daha fazla hızlandırıyor.

Hayvanlardan insanlara bulaşmanın da ötesinde, daha çok kişinin şehirlerde yaşaması ve uluslararası seyahatlerin artması sebebiyle insanlar arasında da bu hastalıklar artık çok daha hızlı yayılıyor.

Virüsler farklı türler arasında nasıl geçiş yapıyor?

Birçok hayvan çok farklı ve çeşitli hastalık mikrobu, bakteri ve virüs taşıyor. Bu mikropların uzun vadede hayatta kalabilmesi ve soyunun tükenmemesi, kendilerine yeni yaşam alanı bulmalarıyla mümkün oluyor. Bunu yapmak için de farklı türlere geçiş yaparak orada yaşamaya devam ediyorlar.

Geçtikleri yeni türün bağışıklık sistemi ise bu mikropları öldürmeye çalışıyor. Bu durum da iki türün birbiriyle bir çeşit evrim savaşına girerek hayatta kalma çabasına, yani rakibini öldürme çabasına dönüşüyor.

Örneğin 2003'teki SARS salgını sırasında virüsün bulaştığı insanların yüzde 10'u ölürken, yıllardır bilinen gripten ölenlerin oranı sadece yüzde 1.

Çevrenin ve iklimin değişmesi, hayvanların yaşam alanlarını yok ediyor. Hayvanlar da yeni yaşam alanları buluyorlar. Bu da onların yaşam tarzlarını, hayatta kalmak için yaptıklarını ve yemek türlerini değiştirmelerine yol açıyor.

İnsanların yaşam tarzı da aslında son 50 yılda değişti. 50 yıl önce insanların yüzde 35'i şehirlerde yaşarken günümüzde bu oran yüzde 55'e yükseldi. Daha büyük şehirler de vahşi doğada olması gereken hayvanlara ev sahipliği yapmaya başladı. Örneğin artık rakunlar, sincaplar, tilkiler, kuşlar, çakallar ve maymunlar da şehir içindeki yeşil alanlarda, parklarda ya da insanların artıklarının bulunduğu çöplüklerde yaşıyor.

Çoğunlukla vahşi doğadan gelen hayvanlar şehirlerde hayata daha kolay tutunuyor çünkü yiyecek bulmaları çok daha kolay oluyor. Bu da yeni ortaya çıkan salgın hastalıklar için şehirleri bir eritme potasına dönüştürüyor.

En fazla kim risk altında?

Kendine yeni bir ev bulan yeni salgın hastalıklar genelde daha tehlikeli oluyor. Bu sebeple yeni ortaya çıkan hastalıklar bilim insanlarını çok daha fazla endişelendiriyor. Bazı gruplar, bu virüslerin bulaşmasına daha müsait ve daha kırılgan. Fakir şehir çalışanları, şehirlerin daha kirli bölgelerinde yaşayanlar, temizlik ve sağlık alanlarında çalışan kişiler, bu hastalıkların kaynağına daha yakın olma ve hastalığın bulaşması ihtimali daha yüksek olan kişiler arasında.

Daha az besin alan, daha kirli havaya maruz kalan ve daha az hijyenik ortamlarda yaşayanların da bağışıklık sistemi daha zayıf olduğundan, hastalıkla mücadele etmeleri zorlaşıyor. Bazı insanların ise sağlık sistemine erişimi olmayabiliyor.

Büyük şehirlerde insanlar daha sıkışık yaşadığı için yeni virüslerin insandan insana geçişi de çok hızlı olabiliyor. Çok yakın mesafede aynı havayı solumak ve aynı yüzeylere dokunmak, bu süreci hızlandırıyor.

Bazı kültürlerde de büyük şehirlerde yaşayan insanlar, vahşi doğayı yiyecek arzı için kullanıyor. Örneğin şehirde yakalanan ya da avlanan hayvanlar besin olarak kullanılıyor.

BBC TÜRKÇE - WEBMD - SCIENCE / Zeynep Güçlücan



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: