İntihara eğilimli davranış bir hastalık mı?

İntihara eğilimli davranış, duygudurum bozukluğundan kaynaklanan bir davranıştan çok, başlı başına bir hastalık olabilir mi?

İntihara eğilimli davranış bir hastalık mı?

Güçlü temellere dayanan kanıtlar intihara eğilimli kişilerin beyinlerinde çarpıcı benzerlikler olduğunu ortaya koyuyor. Söz konusu benzerlikler duygu durum bozuklukları olan, ancak eceliyle ölen kişilerin beyinlerinde tanık olunandan farklı bir niteliğe sahip. Bu tür araştırmalar “intihara eğilimli davranışın” ilk kez, ruhbilimin “kutsal kitabı” sayılan Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nın (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) son baskısında yer almasına yol açtı.

1980’lere dek, intihar girişiminde bulunanlar, tanım gereği, bunalımlı kişiler olarak ele alınıyorlardı. Bu durum intihar olaylarının %10’unun neden herhangi bir ruhsal hastalık geçmişi olmayanlar tarafından gerçekleştirildiği sorusuna bir açıklama getiremiyordu.

Konuyla ilgili bakış açısı otopsi işlemleri sonucunda intihar edenlerin beyinlerinde birtakım ayırıcı özelliklerin ortaya çıkmasıyla birlikte değişmeye başladı. Söz gelimi, beynin karar almayla ilintili bölgelerinde- kişinin bozukluğu ne olursa olsun, hatta herhangi bir bozukluk söz konusu olmadığında bile- birtakım yapısal değişiklikler meydana geldiğine tanık olundu. Beyin örneklerinin ya da intihar eden bir hayvan modelinin eksikliği yüzünden araştırılması karmaşık olmakla birlikte, intihara eğilimli davranışın kendine özgü bir dirimsel yapıya sahip olduğu görüşü giderek ağırlık kazanıyor.

Sayıları giderek artan araştırmalar bu tür davranışın altında yatan birtakım değişikliklere ışık tutuyor. Örneğin, intihar girişiminde bulunan bipolar bozukluk hastaları lityum almaya başlayınca, ilaç hastalığın öteki belirtileri üzerinde herhangi bir etki yaratmasa bile, bu tür girişimlerde bulunmaktan vazgeçiyorlar.

Bu da lityum ilacının özellikle intihar eğilimini körükleyen sinirsel yolakları etkiliyor olabileceğine işaret ediyor. Kanada McGill Üniversitesi’nden Gustavo Turecki, genetik açıdan zaten intihara yatkın kişilerin beyinlerinde değişimi tetikleyen ve eninde sonunda intihar riskini arttıran birtakım çevresel unsurların olabileceğine dikkat çekiyor. İntihara eğilimli kişiler üzerinde yapılan bir araştırmada Turecki ve arkadaşları eceliyle ölenlerin beyinlerindekinden farklı bir epigenetik göstergeler dizisine çevresel baskılarla tetiklenen ve genleri devreye sokup çıkartan kimyasal şalterlere sahip olan 366 gen buldular.

Başka araştırmalar da intihar eğiliminin kişinin genleri tarafından belirlendiği görüşünü destekliyor. Örneğin, intihar eden evlat edinilmiş kişilerle ilgili bir araştırma bu kişilerin biyolojik akrabaları arasında intihar olasılığının evlat edinen ailenin üyelerine kıyasla altı kat daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Zamanla dirimsel göstergeler ruhbilim uzmanlarının intihar çekincesi en yüksek olan hastalarla ilgili çok daha iyi kestirimlerde bulunmalarına olanak sağlayabilir. Böylelikle, kişiye en uygun sağaltım yöntemleri de belirlenebilir. Örneğin, kimi antidepresanların öncelikli olarak intihar riskini arttırdığı yönünde kanıtlar olduğundan, hastaya bu tür ilaçların verilmesinden kaçınılır. Columbia Üniversitesi’nden David Shaffer intihara eğilimli davranışın Araştırma Alanı Ölçüt sisteminin “ruhuna çok uyduğunu” ve insanlara bunalım gibi belli bir tanı koymak yerine, NIMH ruhsal hastalıkların bireyde saptanan belirtilere ve bu belirtilerin altında yatan genetik ve nörobiyolojik özelliklere dayanarak tanımlanıp sağaltılmasını öneriyor.

BİLİM TEKNOLOJİ EKİ



Etiketler: intihar intihar eğilimi


BİLGİ PARKI
NPİSTANBUL Bilgi Parkı
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Uyuşturucu ile mücadelede alınan önlemler neler?
    07 Aralık 2018, 10:00
  • Alzheimer hastalığında kimler risk altında?
    06 Aralık 2018, 14:09
  • Bilinç nedir? Karanlığın beş atlısı nelerdir?
    04 Aralık 2018, 13:00
  • Neden duygularımız var?
    04 Aralık 2018, 09:53