Cinsellik hayatın merkezine oturdu

Cinsellik hayatın merkezine oturdu
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Modernizmin dayattığı ilişki biçimlerini anlattı. Mutlaka okuyun... P1130831_optModern hayat insan ilişkilerini köreltti, insanlığı öldürdü tezi son dönemlerde tartışıla dursun Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın tespitleri insan ilişkilerinin geldiği acı noktayı her yönüyle gözler önüne seriyor. Nesil Yayınlarından çıkan “Son Sığınak Aile” kitabında da konuyu ayrıntısıyla ele alan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Rektör Tarhan’ın modern hayatın dayattığı ilişki biçimine ilişkin işte o tespitleri. BİREYLER EŞ OLMANIN ANLAMINI YİTİRDİ “İnsanoğlu modernitenin getirdiği yaşam felsefesini benimsediği oranda kendinden başkasını önemsemeyen, kimse için fedakârlık yapmayan bireyler haline geldi. 'Özgür yaşayan, kendinden başkasını önemsemeyen, canının istediğini yapan' bireyler, eş olmanın anlamını yitirdiler. Batılı, çocuğuna, hastalanan eşine bakmayı bir yük gibi gördü. Yaşlanan anne-babasının sorumluluğunu almayarak onlarla devletin ilgilenmesini bekledi. EVLİLİK BİRLİKTELİK OLARAK ALGILANMAYA BAŞLADI Evlilik, 'birliktelik' olarak algılanmaya başlanınca aile bağları git gide zayıfladı ve aile kurumunun yerini birlikte nikâhsız yaşayan çiftler aldı (Bu yüzden Batı ülkelerinde nüfus çok ciddi şekilde gerilemektedir). Bununla da kalınmadı; "İnsan davranışlarını belirleyen, cinsel güdülerdir" denilerek cinsel mutluluk hayatın merkezine oturtuldu. Yaşam amacı, zevklerin tatmini oldu. Evliliğin ve cinsel yaşamın birbirinden ayrı yaşanabileceği düşüncesi ve "İstediğim kişiyle beraber olabilirim" yaklaşımı, açık evliliklere, her iki eşin sevgililerinin olmasına meydan verdi. Romantik duygular ikinci planda kaldı ve erkek egemen kültürün daha çok kadınla birlikte olmasını netice verdi. Ama yaşanan tecrübelerle görüldü ki böylesi ilişki biçimiyle evlilikler yürümüyor ve bu, 'aldatma' sayılıyor. Bedeli ise masum çocuklar ödüyor. MODERN YAŞAM FEMİNİST YAKLAŞIMI BESLEDİ Çıkar peşinde koşmayı, ideoloji haline getiren modern hayat, aile içine "Ben haklıyım, sen haksızsın" mücadelesini yerleştirdi. Kadın-erkek ilişkisi âdeta kadın-erkek savaşına dönüştü. Feminist yaklaşım da bu mücadeleyi besledi. ANNE SÜTÜ DAHİ GEREKSİZ GÖRÜLDÜ Sadece eşler arasındaki ilişki zedelenmedi, anne ile çocuk arasındaki bağ da bu söylemden nasibini aldı. "Bebeğin istekleri olabilir, onun çıkarı bu. Senin de isteklerin var, canının istediğini yapacaksın ve bebeğinle ilgilenmeyeceksin" dendi. Bununla da sınırlı kalınmadı, bebeğin hem fizikî hem de ruhsal sağlığı için çok önemli bir yeri olan anne sütü gereksiz gösterilerek sanayi mamalarının daha iyi olduğu vurgusu yapıldı. Bütün bunlar anne ile çocuk arasındaki bağı koparmak için birebirdi.” Şaban Özdemir (NPGRUP)