İletişim Bilimlerinde yeni bir paradigma mıı doğuyor?

Dijital teknolojilerin kullanıma girmesiyle birlikte iletişim bilimleri alanında çok şey değişmeye başladı. Paradigma değişiyor çünkü.

İletişim Bilimlerinde yeni bir paradigma mıı doğuyor?

20. Yüzyılın başlarından itibaren geliştirilen ve çoğu bugün hala iletişim bilimleri alanında kullanımda olan yaklaşımların, kuram, kavram ve yöntemlerin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi gerekiyor. Dijital teknolojilerin iletişim alanındaki yoğun kullanımı insan ve toplum yaşamında mikro düzeyden makro düzeye pek çok ilişki ve etkileşim biçimine etki etmeye, önemli değişikler yaratmaya başladı. Birinci teknoloji devrimiyle birlikte geleneksel toplumsal yapıdan modern toplumsal yapıya, kapalı üretim biçiminden açık üretim biçimine, birincil ilişkilerden ikincil ilişkilere geçilmişti.

Özel alan, egemenlik alanını kamusal alana bırakmıştı. Sanayileşme temeli üzerine biçimlenen yeni kent yaşamıyla birlikte insanların gündelik yaşamları yeni baştan ve kendileri dışındaki kişi ya da yapılarca organize edilmeye başlanmıştı. Dolayısıyla da birinci teknoloji devrimiyle birlikte insanlığın, içerisine girdiği büyük değişim ve dönüşüm süreci düşünsel ve bilimsel yaşama da büyük etkide bulunmuş, pozitif bilimsel gelenek ve de pozitif düşünsel paradigma modern dönemlerin bilim ve düşün alanındaki ana kulvarı haline gelmişti. Şimdi de ikincisi.

İkinci teknoloji devrimi olarak da adlandırılan dijital teknolojinin gelişmesiyle ve kullanıma girmesiyle birlikte yine insan ve toplum yaşamı baştan aşağı değişmeye başladı. Birinci teknoloji devrimi insanın bedensel kapasitesinin çoğalması, güçlenmesiydi, ikinci teknolojik devrim ise insanın beyinsel kapasitesinin çoğalıp güçlenmesi olarak nitelenebilir. İnsan beyninin işleyişi kopyalanarak geliştirilen yeni teknoloji de en az önceki kadar insan ve toplum yaşamında önemli ölçüde değişim ve dönüşüme yol açıyor. İnsanlar arasındaki iletişim ve etkileşim değişiyor. Toplumsal yapı ve örgütlenme biçimi değişiyor.

Gündelik yaşamın akışında önemli değişikler dikkati çekiyor. Eğer bir teknolojik gelişme insan ve toplum yaşamındaki ilişki biçimini değiştirecek kadar etkiliyse, toplumsal yapı üzerinde de değiştirici ve dönüştürücü etkiye sahip demektir. İlişkilerin, yaşam biçimlerinin, toplumsal yapının değişim ve dönüşüm sürecine girmesi ise yeni bir düşünsel iklim demektir. Yani yeni bir paradigma. Kullanılagelen yöntem, kuram, kavram ve yaklaşımların yeni baştan gözden geçirilmesi, yeni düşünsel iklime göre yeniden biçimlendirilmesi gereği var demektir. En basitin yanıyla iletişim alanına kısa bir göz atalım. Medya odaklı iletişim çalışmalarındaki önemli bir kavram bizler için “izleyici”dir. Medya ve izleyici ilişkileri, izleyici davranışları, izleyici yoğunluk ölçümleri vb. çeşitli çalışmalar yapıp, medyanın izleyici üzerindeki etkileri veya izleyici davranışlarını anlamaya ve anlatmaya çalıştık bugüne kadar. Ama bugün geldiğimiz noktada izleyici kavramı yeterli gelmiyor artık. İzleyici, yalnızca izlemekle kalmıyor, üretiyor.

Dijital teknolojilerin oluşturduğu temel üzerine oluşan sosyal medya ortamında etkin kitleler için izleyici kavramı yeterli değil artık. Kullanıcı denilmeye başlandı bu nedenle (Güngör,2017). İzleyicinin kullanıcıya dönüşmesiyle birlikte bugüne kadar izleyici olgusu etrafında oluşturulan pek çok kavram, kuram ve yaklaşım da tedavülden kalkmaya başladı. Yeni bir paradigma doğuyor. Yöntembilimsel bakış açısıyla, yeni kavramsal çatısıyla yeni bir paradigmaya doğru gidiyoruz.

Geleneksel medya odaklı araştırmalar, kuram ve yaklaşımlar önemini yitirmiyor elbette. Ama mevcut durumu anlatmakta yetersiz kalıyor. Yeni bir bakışa, yeni analiz tekniklerine, yeni kavramlara ihtiyaç var. Ve sonuçta da yeni kuramsal gelişmeler olacak. Yeni bir paradigma doğuyor galiba. Öyle görünüyor.

Kaynaklar Gündüz, U. (2018), Osmanlı’dan Günümüze Basın ve Modernleşme, İmge Yayınları. Güngör, N. (2017), “A New Theoritical Debate in Communication Sciences: Active Producer Audience”, Journal of Current Researches on Social Science, cilt: 7, sayı:1, ss: 31-36.s



Etiketler: prof. dr. nazife güngör


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

BİLGİ PARKI
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Çocuklarda doğuştan gelen ortopedik sorunlar nelerdir?
    21 Eylül 2018, 09:17
  • İdlib mutabakatı nasıl sağlandı? Fırat'ın doğusunda ne olacak?
    20 Eylül 2018, 09:48
  • Okul olgunluğu nedir? Öğrenciler neden öğrenme güçlüğü yaşar?
    17 Eylül 2018, 14:00
  • Okula uyum haftasında neler yapılmalı?
    10 Eylül 2018, 14:41