Hız bağımlılığı da var!

"Hızdır bizim tutkumuz, yavaşlamaktır korkumuz!" diyorlar. Ölümle alay ediyor ve bu tehlikeli oyuna tesadüfen yanlarından geçen masum insanları da katıyorlar. Hız hastalığını, bir hız tutkununun hikayesinden yola çıkarak mercek altına aldık.

Hız bağımlılığı da var!

Hız  bağımlılığı...

Çünkü onlar için "nerede" olduklarından ziyade o an "ne hissettikleri" önemli. İçteki o kıpırdama başladığında hızlarını ne ölüm korkusu ne de geride bırakacakları ailelerinin varlığı kesiyor. H.A., ölüme meydan okuyan yüzlerce hız tutkunundan yalnızca biri. İsminin gizli tutulması şartıyla konuşan H.A. Çok küçük yaşlarda başlamış araba kullanmaya. Ve "Araba kullanmaya başladığımdan beri, biri beni geçmeye çalıştığında aynı şekilde karşılık veririm, önümde araçlar olduğunda makas atmamak olmaz, yol boşsa ibreyi görene kadar basarım gaza." diyor ve "O an içimde ne oluyor bilmiyorum. Kanım kaynıyor sanki. Engel olamıyorum kendime." şeklinde açıklıyor bu tehlikeli tutkunun altında yatan sebebi. Ölümle dans diye adlandırılan bu tutkuyu tutkununun ağzından dinledik.

ARTİSTLİK YAPANI AFFETMEM!

H.A. evli, bir çocuk babası, ikincisi de yolda. Taksicilik yapıyor. "Eşim ve çocuklarım için yapmayacağım hiçbir şey yok!" diyor ve ekliyor: "Ama bu başka bir tutku, ne eş ne de evlat dinliyor. O an gözünüz başka bir şey görmez oluyor. Ama itiraf ediyorum eskiden daha beterdim bu benim düzelmiş halim!" Trafikte kural tanımaz olduğunu söylüyor. Biri trafikte bir hata yaptığında ya da kendisinin yaptığı bir hatadan dolayı ona bir laf ettiğinde vay o sürücünün haline! H.A., böyle tipleri asla affetmediğini söylüyor. "Ne yapıyorsunuz?" diye sorduğumuzda başından geçen ve birinin kaza yapmasına neden olduğu olayı bakın nasıl hafife alarak anlatıyor:

"Anayolda normal bir hızla gidiyordum. Sürücünün biri beni hataya düşürdü. Yanına yanaştım. 'Ne yapıyorsun kardeşim sen?' dedim. Solumdaydı. Baktım ters ters konuşuyor el kol hareketi falan yapıyor. Gıcık kaptım. Şuna bir oyun oynayayım dedim. 'Oğlum bak indirme beni arabadan!' türünden bir sürü tahrik edici laf saydım. Bana bakmaktan soluna bakmayı unuttu salak. Bir girdi bariyerlere, ben tabii sağa yüklendim vınn!" H.A., bazen de ortada hiçbir sebep yokken sırf tipine gıcık olduğu ya da arabası kendininkinden daha pahalı, daha güçlü diye trafikte sıkıştırdığı 'tipleri' gaza getirmenin üç dakikadan az süreceğini itiraf ediyor: "Trafikte gidiyorum baktım araba 'Ben buradayım!' diye bağırıyor. Sert durmalar, ara gazı vermeler... Bir an bile düşünmüyorsun. Benim arabamın onunkinden ne eksiği var ki? diyorsun. Lavuğu geçmek için uçuruyorsun arabayı. E-5'te başlamışız sonra bir bakmışsın ki İzmit'tesin. Bazen de karşı taraf tahrik ediyor seni. Çok bir şey yapmasına gerek yok, o oynadı mı otomatik olarak siz de oynuyorsunuz." "Bazen müşteri arıyor, acil yetişmem gereken yerler oluyor.

Basıyorum iki yüzle gidiyorum. Riskli olduğunu biliyorum. Ama arabama, lastiklerine aşırı güveniyorum." diyor. Nasıl bu kadar korkusuzca hareket ediyorsunuz, sorusuna da "Tüm kurallara uyduğunuzda bile başınıza kaza bela geliyor. Trafikte kimsenin garantisi yok." diyerek cevap veriyor. "Peki hız yaparken yakalanma korkun da mı yok?" diyoruz. Aldığımız cevap içimizi ürpertiyor: "Ondan kolay ne var, plakayı çıkarıyorum!" H.A. internet üzerinden organize olan bir grubu bulunduğunu söylüyor. Eğitimli eğitimsiz her meslek grubundan onlarca insan bir araya geliyormuş. Avukat, doktor, öğretmen... Ayda bir veyahut iki ayda bir İzmir Körfez'deki pistte yarış yapıyorlarmış. "Hobi" diye adlandırdıkları bu tutkuyu dorukta yaşamak, onların tabiriyle 'ibrede sonu görmek' için araçlarına yapmadıkları yatırım yok gibi. Aracının hızını artırmak için 'bir dünya' para verdiğini söylüyor H.A. "Motor gücünü yükseltmek için aksam taktırıyorum. Yasal mı? Değil, yakalanırsanız trafikten men bile edilebilirsiniz.

Ama parayı bastırdığınızda istediğiniz yerde yaptırırsınız bu tarz işlemleri. Elimde olsa daha fazlasını yaptırırım ya da daha hızlı bir araba alırım. Ben çok masraf yapmadım. Ama buna ciddi paralar harcayan arkadaşlar var. E, ne de olsa yanınıza çok lüks bir araba yanaştığında rezil olmak var işin ucunda!" diyor. İnternette kısa bir araştırma yaptığınızda H.A. gibi yüzlerce hız tutkunu olduğunu anlıyoruz. Hayatlarını hiçe saydıklarını gösteren bazı cümlelere rastlıyoruz. "Hızdır bizim tutkumuz, yavaşlamaktır korkumuz. Ya ibreni diple ya da yolumuzu kesme! Kanunumuz budur artık iyi biline! Hız ölüme değil özgürlüğe giden yoldur. Biz yanladıkça siz izlemeye mahkumsunuz!" diyerek ölüme meydan okuduklarını kanıtlıyorlar.

HIZ TUTKUNLARI TEDAVİ OLMADAN TRAFİĞE ÇIKMAMALI

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Doğan: Hız tutkusu kendini kanıtlama, genel olarak ve ölüme bir meydan okuma, korkmadığını gösterme aracıdır. Bunu bir hastalık olarak değil, bazı bozuklukların bir belirtisi olarak görmek ve ele almak daha doğru olur. Hız tutkunlarının kanında organizmayı harekete hazır hale getiren, onun hareketlerini ortaya çıkaran ve hızlandıran adrenalin hormonunun düzeyi yüksektir. Adrenalin heyecanı, coşkuyu, hızı, hareketi artırır; çünkü enerjinin atılması veya boşaltılması gerekir. Bu tutkuyu bir belirti olarak kabul edersek, bunun hangi duruma bağlı olarak ortaya çıktığını, altında hangi nedenlerin yattığını belirlememiz gerekir. Bunu yapar ve belirlediğimiz bu durumu iyileştirirsek, hız tutkusu da kendiliğinden düzelecektir. Hız tutkunları kendi can güvenliğini düşünmediği gibi başkalarının da hayatını tehlikeye atarlar. Bundan dolayı tedavi olmadan kesinlikle trafiğe çıkmamalıdır. Bu kişiler genel olarak kendi özelliklerinden hoşnut olmayan, hem kendilerine hem de başka insanlara karşı kendilerini kanıtlama çabasında olan, insan ilişkileri yetersiz veya sorunlu, dürtü kontrolünde güçlük yaşayan, bilinçdışı korkularını bastırmak isteyen, bilinçdışı intihar eğilimleri olan, antisosyal eğilimleri olan, gerçek yaşamın güçlükleriyle baş edemeyen, korkularıyla yüzleşemeyen ve tüm bu olumsuzlukları silmek için ölümden bile korkmadıklarını göstermeye çalışan kişilerdir. Hız tutkunu olanlar bunun anormal bir davranış olduğunu kabul etmezler ve çeşitli gerekçeler öne sürerek davranışlarını mantıksallaştırmaya çalışırlar. Bu nedenle hekime başvurmazlar.

NASIL ÖNLENEBİLİR?

Hız tutkusunun gelişmesini önlemek açısından aile ilişkilerinin olumlu ve sıcak olması, çocuk ve gençlere sevgi gösterilip değer verilmesi, doyumsuz bir çocuk olarak yetiştirilmemesi, çocuk ve gençlerin enerjilerini boşaltabilecekleri yararlı etkinliklere yönlendirilmesi önemlidir.