HIRSINIZIN ESİRİ OLMAYIN!

 HIRSINIZIN ESİRİ OLMAYIN!

Şaban Özdemir (NPGRUP)

Prof. Dr. Nevzat Tarhan uyarıyor. Bir noktaya kadar insanı kamçılayan hırs duygusu kontrol edilemediği takdirde hem kişiyi hem de çevresindekileri mutsuzluğa sürükleyebiliyor…

 


Sağlıklı bir ilişki, aile ve iş hayatı arasındaki dengenin kurulmasında hırs duygusunun dengelenmesi çok önemli. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hırs duygusunun kontrol edilmesinin önemine vurgu yapıyor.

İnsanda hem iyicil hem de kötücül duyguların var olduğunu ifade eden, hırsı da kötücül duygulardan biri olarak tanımlayan Rektör Tarhan, harsı yetinme duygusunun azalması ve beklenti düzeyinin yükselmesi olarak ifade ediyor. Tarhan iyi yönetildiği taktirde insanı başarıya götüren hırsın aksi takdirde hataya sürükleyebileceğine dikkat çekiyor.

Tarhan;


Genellikle hırs duygusu yaşayan insanda duygusal bir bağlılık oluşur. İnsanın duyguları bağlandığı zaman da duygusal bir körlük ortaya çıkar; akıl kapanır ve kişinin yargı gücü zayıflar. Hırs içindeki insan küçük hataları çok iyi fark eder ama küçük güzellikleri gözünden kaçırır. Olaylara abartılı yaklaşır, bu nedenle de hata yapar, insanları incitebilir, kendisine zarar verebilir.

Genellikle hırs duygusunu hisseden insan, uzun vadede sık sık pişmanlık yaşayan insandır. Hırslı insan kendisini geliştirme, yaşadıklarından ders alma, bir şeyleri öğrenme çabası içinde değilse bu duygu ona çok acı çektirir. Ailesini ihmal edebilir, çocuklarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyebilir ve sonuç olarak da hayatı anlamlı kılan kimi duygusal doyumları yaşamamış olur.

Yoğun hırs duygusunun insan üzerindeki olumsuz bir etkisi de strese ve buna bağlı psikosomatik rahatsızlıklara sebep olmasıdır. Depresyona kadar giden ciddi rahatsızlıklarla karşılaşılma ihtimali vardır. Bu noktada ABD'nin Pennsylvania eyaletinin Rosita adlı kasabasında yapılan bir araştırmayı sizlerle paylaşalım.

Rosita'da 1960'lı yıllarda kalp hastalarının sayısının ABD'nin geneline kıyasla üçte bir oranında daha az olduğu saptanıyor ve bunun nedeni merak ediliyor. Yapılan araştırmadan çıkan sonuç şu: Burası İtalyanların yaşadığı Katolik bir kasabadır ve burada geleneksel değerler hüküm sürmektedir. Buradaki insanlar lüks peşinde koşmamakta, hızlı yaşantı, rekabetçilik, pahalı arabalar vs. henüz bu kasaba halkı için önem taşımamaktadır. Araştırma sonucunda kültüre bağlı özellikler nedeni ile bu bölgede kalp hastalıklarına daha az rastlandığı bulgulanmıştır.

On sene sonra Rosita'ya yine bir araştırma ekibi gidiyor. Bakıyorlar ki orada da hızlı yaşantı, rekabet, tüketim, beklenti düzeyleri yüksek aileler artmış; yardımlaşma ve olanla yetinme gibi değerler zayıflamış. Kalp hastalığına yakalanma oranı ise ABD'nin geneline eşit hale gelmiş. Buradan şu çıkıyor; stres beyindeki kimyasal dengeyi bozuyor. Bunun sonucunda da vücudun mide, bağırsak, kalp gibi hedef organları zayıflıyor ve omuz, bel, sırt ağrıları gibi şikayetler artıyor, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri yükseliyor.

Hırs duygusu bir noktaya kadar insanı kamçılayan, çalışma azmini arttıran, daha başarılı olmaya götüren olumlu bir duygu olarak nitelenebilir ancak hırsın sınırını iyi belirlemek, hırsın esiri olmamak gerekir. Hırs insanı başarıya götüren bir araç olarak kullanılabilir fakat hırsı başlı başına bir amaç haline getirmek uzun vadede hem hırslı kişiyi hem de çevresindekileri mutsuzluğa sürükleyebilir."