Hayat tercihtir

Hayatlarının belki de en önemli kararını verecekler.

Hayat tercihtir
Hayatlarının belki de en önemli kararını verecekler. Ne okumalı? Ne yapmalı? Hangi meslek? Hangi branş? nazifegungor21111111Hangi üniversite, hangi fakülte? Zihinleri, beyinleri, yürekleri bu sorularla meşgul, dolanıp duruyorlar üniversite adayı gençler. İşleri hiç kolay değil. Bir karar verecekler ve bütün bir hayatları o kararla biçimlenecek. Bir daha dönme, vazgeçme, yeniden başlama şansları da çok zor. Bunu da biliyorlar ve kıvranıp duruyorlar sorularına en doğru yanıtı bulmak için. Anneler ve babalar var bir de. Kendi hayallerini çocuklarına kopyalamak isteyen, ideallerini çocuklarında gerçekleştirme hevesiyle yanıp tutuşan anneler, babalar, ablalar, ağabeyler, amcalar, dayılar, halalar, teyzeler vs. Bu kadarla kalsa yine iyi. Gerçekler var bir de, toplumun, ülkenin, dünyanın, kısacası hayatın gerçekleri var, fırsatlarla, imkansızlıklarla, tehditlerle, risklerle sarmalanmış koca bir hakikat var görmezlikten gelinmesi mümkün olmayan. Orta öğrenimden henüz çıkmış, ergenlik kaosunu ya atlatmış ya da henüz atlatamamış, zorlu bir çoktan seçmeli testler sürecinden çıkmış bu yorgun savaşçılar için savaş daha yeni başlıyor aslında. Bir karar verecekler, hayatlarının bundan sonraki kesitini nasıl yaşayacaklarına dair bir karar üstelik de. Ama hayatı ne kadar tanıyorlar ki henüz? Toplum olarak onlara, şimdi bulundukları bu aşamaya gelene kadarki süreçte hayatı ne kadar tanıtabildik ki? ‘Hedef üniversite’ dedik, testleri dayadık. Başucunda test kitaplarıyla uyudular. Ağızlarına acele tarafından kocaman lokmaları sokuştururken ellerine iliştirdiğimiz testleri çözmelerini istedik bir yandan da. Beşli seçenekler verdik üstelik de, fazla açılmasınlar, bilmedikleri bilgi diyarlarında keşfe çıkmasınlar, kendilerini de, bizleri de zora sokmasınlar diye beşli seçeneklerle sınırladık bilgi dağarcıklarını. Ve şimdi karar anı. Çoğu hiç kuşkusuz ilk kez yüzleşiyor hayatın gerçekliğiyle. İlk kez tanışıyorlar belki de kendileriyle bile. İlk kez soruyorlar kendilerine, ne istediklerini, nasıl bir hayat tercihleri olduğunu. Ve belki de çoğu ilk kez farkına varıyor, aslında hayata dair hiçbir hayallerinin olmadığının, hayal kurma zamanı bulamamışlıklarının. On iki yıllık eğitim sürecinde kafalarında hayata dair netleşen hiçbir şey olmadığını fark etmeleri, aslında hayatın en trajik gerçeklerinden biri olsa gerek. Peki şimdi ne yapacaklar? Yanıt net. Yüreklerinin götürdüğü yere gidecekler. Bu hayat onların. Hayata dair tercih ve karar da öncelikle kendilerine ait olmalı. Akıl almalılar, danışmalılar, sorup sorgulamalılar, ama sonuçta kararı kendileri vermeli. Çünkü kim ne söylerse söylesin, kişi en iyi kendi bilir kendisinin isteklerini, yeteneklerini, hayattan beklentilerini. Kendi hayat yolculuğunu kendi hayalleriyle süslerse, kendi düşleriyle aydınlatırsa ancak keyif alır.  Hayat, çalışmaktır, üretmektir, çoğalmak, katkı yapmaktır, ancak yaşamaktır aynı zamanda da. İşlerimiz, mesleklerimiz yalnızca belli bir maddi getiri karşılığında, günün belli bir zaman dilimini ayırdığımız bir uğraş değil, yaşam tarzımızdır.  Eğer kendimiz için, keyif alınarak yaşanılır bir yaşam tarzı oluşturamazsak hayat yolculuğumuz bizim için eziyete dönüşür. İşte bu nedenle hayata dair tercihlerini yapmak üzere üniversite kapılarında dolaşan gençler beyinleriyle yürekleri arasında uzlaşma sağlamaya çalışmalılar öncelikle. Yetileriyle coşkularını, hevesleriyle şevklerini sentezleyerek karara dönüştürmeliler. Bu hayat onların, unutmasınlar. Mutluluk ve üretkenliğin birlikteliğinde bir hayat için yapmalılar tercihlerini. Prof. Dr. Nazife Güngör Üsküdar Üniversitesi