GÜVERCİNLER VE İNSAN

GÜVERCİNLER  VE İNSAN
Paylaş:

NP Grup

Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Dr. Cengiz Demirsoy anlatıyor:

Köşe yazımda (Güvercinler ve İnsan Psikolojisi 1)

Japon araştırmacı Watanabe ve arkadaşlarının güvercinlere sanat eserlerini ayırt etmeyi nasıl öğrettiğini anlatmıştım. O zamandan beri aklıma takılan bir soru var: İnsanlar neden garip şeylerle uğraşır? Mesela Watanabe, neden gidip bir samuray veya sumo güreşçisi olmaz? Neden güvercinlerle, güvercinlere sanat eserlerini öğretmeyle neden uğraşır? Neden?

Watanabe, 1995 yılında yaptığı bu çalışma ile bir Nobel ödülü kazanmış. Hem de psikoloji dalında. Gerçi bu Nobel bizim bildiğimiz Nobel değil, tuhaf - ama en tuhaf - araştırmalara verilen Ig Nobel ödülü. Bu yüzden mi acaba? Yoksa bu bir takıntı mı? Watanabe'de Obsesif-Kompulsif Bozukluk denen bir hastalık mı var? "Güvercin" takıntısı? Neden olmasın? 

Gerçi güvercin deyip geçiyoruz ama bizim sokakta gördüğümüz güvercin ve kumruların dışında çok değişik ve güzel tiplerin yer aldığı geniş bir aile bunlar.
             
Watanabe'yi tek bir araştırma da kesmemiş. Güvercinlerle devam… Yakın zamanda yeni bir çalışma daha yapmış ve bunu da Haziran 2009'da yayınlamış. Bu çalışmada, çocukların suluboya ve pastel ile yaptığı çeşitli resimler kullanılmış. Tokyo'daki bir okulda öğrencilerin yaptıkları bu resimler, okulun öğretmeni ve dışarıdan 10 yetişkin tarafından değerlendirilerek, "iyi" ve "kötü" olarak sınıflandırılmışlar. Sonra sıra Watanabe ve güvercinlerine gelmiş. Watanabe, iyi ve kötü resimleri karışık sırayla güvercinlere göstermiş. Güvercinlerin önlerine gelen her şeyi gagalama alışkanlığı olan canlılar olduğunu söylemiştik. Resimlerle karşılaştıklarında da aynı şeyi yapmışlar. Yalnız, Watanabe şöyle bir yöntem izlemiş: Güvercinler "iyi" denen resimleri gagaladıklarında onlara yem (buğday) vermiş, "kötü" denen resimleri gagaladıklarında ise yem vermemiş. Psikolojide, bir davranışın ardından ödül verilmesi yöntemine "pekiştirme" denir. Yani Watanabe, buğday vererek, güvercinlerin "iyi" resimleri gagalamasını pekiştirmiş, "kötü" resimleri gagaladıklarında ise ödüllendirmemiş. Bir davranışın neticesinde ödül verilmemesi yöntemine, "söndürme" denir. Yani Watanabe, güvercinlerde belki de doğuştan gelen gagalama alışkanlığını biçimlendirmeye çalışıyor: Gagalamayı, iyi resimlere yapıldığında pekiştirmeye - yani kuvvetlendirmeye, kötü resimlere yapıldığında ise zayıflatmaya - yani söndürmeye çalışıyor.

Watanabe bu uygulamayı, yani pekiştirme ve söndürme yöntemini bir süre uyguladıktan sonra, güvercinler mola almış. Birkaç gün boyunca, sanattan uzak, sıkıcı, rutin yaşamlarına geri dönmüşler. Ama sanatsızlığa uzun süre dayanamadıklarından (ya da Watanabe böyle düşünmüş olacak ki), resimlere tekrar geri dönmüşler. Watanabe de, bu sefer hiçbir uygulama yapmadan, yani buğday verme veya vermeme yöntemine başvurmadan, onlara tekrar resimleri göstermiş. Peki ne olmuş? Güvercinler, "iyi" resimleri gagalarken, "kötü" resimler karşısında kıllarını (tüylerini) bile kıpırdatmamışlar!!


Watanabe, bununla da yetinmemiş. Yukarıda bahsettiğimiz pekiştirme ve söndürme yöntemini kullanarak, güvercinleri, resimlerin pastel ile mi yoksa suluboya ile mi yapıldığını da ayırt eder hale getirmiş. Ayrıca bazı hinlikler de düşünmüş: bazen resimleri küçülterek, bazen de resmin bir kısmını kesip çıkararak göstermiş. Kuş beyni der geçeriz, ama sonuç değişmemiş; bizim dahi güvercinler, iyi - kötü - pastel - suluboya resimleri aynı ustalıkla ayırt edebilmişler.

Çalışma sonunda Watanabe buyurmuş ki: "Sanat uğraşısı hep insanlara özgü bir şey olarak düşünülmüştür, ama benim çalışmalarım gösteriyor ki, 'eğitim sayesinde', güvercinler de iyi ve kötü sanat eserlerini aynı insanlar gibi ayırt edebilirler." Demek ki, Cem Yılmaz'ın şu sözü ne kadar doğru: "Eğitim şart!!"

Güvercinler, Picasso, Monet, Kübizm, Empresyonizm.. Peki ya insan psikolojisi? Ne yapalım yani, biz de insanlara sanat eğitimini buğdayla mı yapalım?

Temel mantık: 1. Güvercinler canlıdır. 2. Güvercinler buğday sayesinde sanat eğitimi alabiliyor. 3. İnsanlar da canlıdır. 4. Öyleyse, insanlar da buğdayla sanatta eğitilebilir.

Hatırlarsanız Watanabe ile ilgili kaygılarımı aktarmıştım. Acaba tuhaf bir adam mı, yoksa bir obsesif- kompulsif mi, diye düşünüyordum. Ama konuya daldıkça gördüm ki, Watanabe tek başına değil. Güvercinlerle, daha da doğrusu fareler, şempanzeler ve başka birçok hayvan ile ilgili takıntısı olan geniş bir camia var. Belki de bir örgüt demek daha doğru olur. Hayvanlarla uğraşır gibi yapıp, insan dünyasına sızmaya çalışan bir örgüt. Watanabe belki de sadece bir piyon. Araştırmalarıma devam edeceğim. Bu örgütün gizli niyetini açığa çıkarmak, içindeki fraksiyonları tespit etmek, örgütlenme şemasını ve örgütün başındaki 1 Numara'yı deşifre etmek.. Amacım bu.