Enerjisini alg yetiştirerek sağlayan bina

Bitki odaklı enerji umut vadetse de son derece pahalı.

Enerjisini alg yetiştirerek sağlayan bina
Bitki odaklı enerji umut vadetse de son derece pahalı. binaAlmanya'nın Hamburg şehrinde yapılan ve modern bir yapıya benzeyen yeni apartman, sürdürülebilir bina alanındaki en yeni teknolojilerden birine sahip. Bina dikey bir alg (su yosunu) çiftliği. Tamamen yenilenebilir enerji kullanan 6.58 milyon dolarlık Bio Intelligent Quotient (BIQ) adlı binanın tasarımcıları, bu öncü enerji sisteminin hızla büyüyen algleri toplayarak biyoyakıt ve ısı üreteceğini, binayı güneşten koruyacağını, sokak gürültüsünü azaltacağını ve tarih yazacağını iddia ediyor. Binanın cephesinde, dıştaki çerçeveler üzerine yerleştirilen ve alglerin büyüyebileceği bir ortam işlevi gören düz cam panellerden oluşan 129 biyoreaktör var. Bu sistem, içlerinde küresel mimarlık firması Colt Group'un da olduğu bir konsorsiyum tarafından kuruldu. Konsorsiyum 2009 'da , katılımcılara "durağan nitelikli geleneksel inşaat malzemelerinden farklı olarak, dinamik biçimde hareket eden sistemler ve ürünler" diye tanımlanan akıllı malzemeleri kullanma şartı getiren yarışmayı kazandı. Nisan'da faaliyete geçen sistemde, algleri büyütmek için sıvı besin ve karbondioksit kullanılıyor. Tasarımcılardan Jan Wurm, büyümeyi iyice hızlandırmak ve mikroorganizmaların yerleşip çürümeye yol açmasını önlemek için panellere basınçlı hava pompalandığını ve panellerin içindeki otomatik fırçaların camları temiz tuttuğunu belirtiyor. Paneller güneş ışığını kullanılabilir enerjiye dönüştüren güneş ısısı kolektörü işlevi de görüyor. Wurm, "Güneş ışığının algler taraf ından fotosentez için kullanılmayan kısmı ısıya dönüştürülüp ya hemen sıcak su olarak kullanılıyor ya da yer altında depolanıyor" diyor. Düzenli olarak toplanan algler bina içindeki kaplarda saklanıyor. Daha sonra algleri satın alacak yerel bir enerji şirketi, bu biyokütleyi yakındaki bir ısı ve elektrik santraline götürüp fermantasyon işlemi uygulayacak. İşlem sonucunda açığa çıkan metan gazından elektrik üretilecek. Wurm, "Üretilen elektrik karbon salınımına yol açmayacak" diyor. BIQ binasının tasarımcıları işlev uğruna tarzdan vazgeçmemiş. Wurm'a göre alglerin ürettiği klorofil yeşili ile basınçlı suyun çıkardığı kabarcıkların dansı, renkli ışıklar yayan dekoratif lambalara benziyor. Alg biyoreaktörlerine sahip bu binanın önemli bir sürecin başlangıcı mı yoksa tekil bir örnek mi olduğu yoğun biçimde tartışılıyor. Bu yeni doğmuş teknolojinin güneş enerjisi veya klasik yakıt sistemlerinden daha maliyetli olduğunu kabul eden Wurm, "Yatırım maliyeti açısından, piyasadaki toplu üretilmiş yerleşik sistemlerle kıyaslanamaz" diyor. Çoğu bankanın ve müteahhidin alg biyoreaktörüne yatırım yapacağını düşünmeyen Kraliyet İngiliz Mimarlar Enstitüsü ABD şubesinden Jonathan Wimpenny, "Bunun klasik inşaat uygulamalarında bir dönüm noktası olduğunu pek sanmıyorum" diyor. Ancak Ohio Üniversitesi'nden David Bayless, Hamburg'daki binanın önemli bir deneyim olduğunu söyleyerek "Nispeten bilinmediği için, insanlar alg teknolojisine kuşkuyla yaklaşıyor" diyor. Olası engellerden biri de maliyet. Küresel mimarlık firması HOK'tan tasarımcı Scott Walzak, alg biyoreaktöründe üretilen elektriğin kilovat-saat maliyetinin güneş enerjisiyle üretilenden 7, ham petrolle üretilenden 14 kat fazla olduğunu hesapladı. California'daki Santa Ana Otobanında çıkan egzoz gazlarını toplayıp algleri beslemek için karbon kaynağı olarak kullanmayı planlayan ve HOK'ta danışmanlık yapan Anica Landreneau, "Algler abur cubur yiyerek gelişiyor" diyor. San Diego merkezli teknoloji şirketi Grow Energy, algden enerji üretme konusunda farklı yöntemler kullanan ürünlerini tasarlarken buna bel bağlıyor. Bir yaşındaki şirket, iki farklı alg biyoreaktörü üretmeyi planlıyor. Şirket Verde adlı sistemi için gelecek yıl siparişler almayı umuyor. Çatılara yerleştirilebilen bu sistem, ürettiği algleri otomatik olarak kuruttuktan sonra yanma jeneratöründe yakarak elektrik üretiyor. Yaklaşık 12 bin dolara mal olan sistem, ABD'deki ortalama bir evde kullanılan elektriğin yüzde 35'ini üretecek. Çoğu sürdürülebilir enerji meraklısı gibi mimar Tom Wiscombe da Hamburg'daki binadan ümitli. Wiscombe, "Canlı varlıkları ve mantarları bir binada yetiştirip düzenli olarak toplama uygulaması, mimarlık tarihinde çok önemliydi. Şimdi aslında bunu tekrar yapmaya çalışıyoruz" diyor. THE NEW YORK TIMES