Ego beyinde yer almıyor

Özgüven, özsaygı, özdeğer gibi kavramları içeren ego, genler ve stres gibi pek çok faktörden etkileniyor.

Ego beyinde yer almıyor

Egonun ne olduğu konusunda çok sayıda felsefi ve psikolojik tanımlamalar mevcut. Genelde ego kişinin kendi kimliğini algılaması veya kendisini nasıl gördüğü olarak yorumlanıyor.

Sağlıklı bir ego yapısı ne zaman sağlıksız bir alana kayabilir? Bir kişilik bozukluğunun veya bir başka psikiyatrik bozukluğun habercisi olarak, güvenli, pozitif bir benlik imajından büyüklenmeci şişkin bir benliğe geçiş nasıl olur?

Esas itibariyle ego kavramı ile kast edilen nedir? Bazı insanların şişkin veya zayıf egolu olduğunu düşünürsek, bunun altında bazı insanlarda farklılık gösteren bir beyin devresi veya bir nörotransmitter sistem mi yatmaktadır?  

EGO BEYİNDE YER ALMIYOR

Gerçekte egoya ilişkin nöral bir tanımlama henüz yapılmış değil. Harvard Üniversitesi'nden Profesör Jerome Kagan'a göre ego beyinde yer tutmuyor. Beyinde mevcut olan şey, özgüveni modüle edebilen, kendinden şüphe etme ve anksiyete ile ilgili hislerin müdahalesini kontrol eden bir beyin devresi. Fakat Kagan'a göre "Harika hissediyorum; dünyayı fethedebilirim." tarzındaki hislere aracılık edebilen beyin devresini henüz tanıyabilmiş değiliz.

Bunu adlandırmak mümkün olsa bile, hiç kimse bunun kimyasını veya anatomisini bilmiyor.
Araştırmacılar beyinde benliğin veya egonun çeşitli yönlerinin nasıl temsil edildiğini anlamak için modern nörobilim teknolojilerini giderek daha fazla kullanıyorlar. Beyin görüntüleme çalışmaları ile benliğin nörobiyolojisini araştırıyorlar.

EGO DEPRESYON VE MANİYİ NASIL ETKİLİYOR?

Bipolar bozukluğun manik fazı çok defa büyüklük sanrısı ile belirginleşir. Bunu benmerkezciliğin uç boyutu, aşırı narsisizmin katlanmış hali olarak tanımlayabiliriz. Depresyon ucu ise çoğu zaman oldukça düşük benlik saygısı ile atbaşı gidiyor.

Tüm kişilik özellikleri her iki uçta aşırılıklar barındıran bir süreklilik çizgisinde yer alıyor. Kimi zaman bunlar psikopatolojik davranışlara dönüşecek şekilde çizgiyi aşabiliyorlar. Bu çizginin aşılıp aşılmadığının önemli belirleyicilerinden biri kişilerarası ilişkiler ve gündelik aktivitelerdeki bozulma düzeyi. Kimin çizgiyi aşıp aşmadığı, çoğu zaman stresle ilişkili çevresel tetikleyicilerin ve riskin %50'sini taşıyan genetik faktörlerin karşılıklı karmaşık etkileşimine bağlı.

Benliğin nörobiyolojik temeline ilişkin ipuçlarına psikopatolojide de rastlanabiliyor. Söz gelimi şizofrenideki hezeyanlar ego sınırlarının yitimi olarak tanımlanıyor. İşitsel halüsinasyonlarda olduğu gibi, hastalar nötral olayları kendilerini referans alarak yorumluyor veya dışarıda olanı içeride olandan ayırt edemiyorlar. Bu bozulmaların şizofren hastaların beyinlerinde görülen yapısal değişikliklerle ilişkili olduğu düşünülüyor.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI EGOYU NASIL ETKİLİYOR?

Narsisistik Kişilik Bozukluğu, büyüklenmeci şişkin bir benlik temsili ile karakterize bir bozukluk. Kişinin zihni kendisiyle o denli meşgul ki, hadiselere başkalarının gözünden bakma becerisini yitirmiş durumda.

Buna karşın Sınır Kişilik Bozukluğu olan kişiler özellikle güçlü bir kimlik hissinden yoksunlar. Kimi zaman bir elbise giyercesine bir başkasının kişiliğine bürünerek, istilacı bir şekilde başka insanlarla yakınlaşıyorlar.

Otizmde ise kişinin benlik temsilleri başkalarını tanımayı önleyecek derecede, tam anlamıyla yitik veya aşırı abartılı olabiliyor.

 



Etiketler: otizm hastalık davranış tatmin


BİLGİ PARKI
NPİSTANBUL Bilgi Parkı
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Uyuşturucu ile mücadelede alınan önlemler neler?
    07 Aralık 2018, 10:00
  • Alzheimer hastalığında kimler risk altında?
    06 Aralık 2018, 14:09
  • Bilinç nedir? Karanlığın beş atlısı nelerdir?
    04 Aralık 2018, 13:00
  • Neden duygularımız var?
    04 Aralık 2018, 09:53