Çocuğunuz olmadan önce...

Prof. Dr. Nevzat Tarhan anlatıyor...

Çocuğunuz olmadan önce...

“ÇOCUĞUMUZ OLMADAN ÖNCE”
Ne zaman çocuk sahibi olmak gerektiği konusunda kadınla erkek farklı düşünür. Annelik duygusu çok sevimli, çok çekici, çok baskın bir duygudur. Nitekim anneliğin tadına varan kadınlar çocuklarıyla geçirdikleri bir günü dünyanın zevklerine değişmeyeceklerini ifade ederler. Bu yüzden kadınlar genellikle bir an evvel çocuk sahibi olmayı, bu duyguyu tatmayı isterler. Çocuğunuz olmadan önce...

Genel beklenti evlenen çiftin birkaç yıl içerisinde çocuk sahibi olup tam anlamıyla bir yuva kurması yönündedir. Çiftlerin büyük bir kısmı da zaten bunu hayal eder. Aradan geçen zamana rağmen ortada henüz çocuk yoksa bir süre sonra özellikle kayınvalideler torun isteklerini sıkça dile getirmeye başlarlar. Yakın çevrenin bu konudaki soruları da çiftler üzerinde bir baskı oluşturur.

Doğru Zamanı Beklerken…

Çiftler bazen çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olmayı ertelerler. Bu sebeplerin en başında ekonomik durum yer alır. Eşler önce maddî durumlarını düzeltmeyi, hedefledikleri refah seviyesine ulaşmayı, ardından çocuk sahibi olmayı planladıklarını dile getirirler. Ancak belirlemiş oldukları hedeflerine ulaşmaları uzun zaman alabilir. Böyle bir gerekçeyle çocuk sahibi olmayı erteleyen çiftlerin yaşı 35-40’a dayanabilir ve bu sefer de ne zaman çocuk sahibi olacaklarına dair panik yaşamaya başlarlar.

1989 yılında Atina’da yapılan Dünya Psikiyatri Kongresi sırasında karşılaştığım, konsoloslukta çalışan bir Türk beş yaşındaki çocuğuna oturdukları apartmandaki herkesin hediye aldığından bahsetmişti. Sebebini araştırdığında binada başka çocuğun olmadığını gördüğünü ifade etmişti. O yıllarda özellikle batı ülkelerinde ileri yaşlara kadar bekâr bir yaşam sürme anlayışı hakimdi. Bu anlayışın bir sonucu olarak bugün batı ülkelerinin nüfusu artmadığı gibi hızla yaşlandı. Aradan geçen onca yıldan sonra aynı anlayışa sahip insanların sayısı günümüz Türkiye’sinde de bir hayli arttı. Batı ülkelerine nispetle daha muhafazakâr olan toplumumuzda bekâr annelere daha sık rastlamaya başladık. Feminist bakış açısına sahip kadınlarımızın sayısı da azımsanmayacak dereceye ulaştı. Bu kadınlar anne olduklarında her şeyden mahrum kalacaklarını düşünmekte; çocuğun kendilerini eğlenceden, gece hayatından uzaklaştıracağına inanmaktadırlar. Hatta çocuk sahibi olmuşlarsa “Çocuk benim hayatımı mahvetti” bile demektedirler. Feminizmin sahip olduğu bu bakış açısı kadını sadece çocuktan mahrum etmekle kalmaz, evliliğe de zarar verir. Çünkü evliliğin üretimi çocuktur ve çocuğun olmadığı bir evlilikte bir şeyler eksik kalır. Bu eksiği bir şekilde kapatmak gerekir.

Evlat Edinmek mi İyi, Edinmemek mi?

Bilinçli olarak anne-babalığı erteleyen çiftlerden başka, isteyip de çocuk sahibi olamayan çiftler de vardır. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan tüp bebek gibi yeni tıbbi yöntemler bu çiftlerin bir kısmını hayallerine, çocuklarına kavuşturur. Tüp bebek uygulaması oldukça yüz güldüren bir yöntemdir. Bu uygulamada anne ve baba adayından alınan yumurta ve sperm laboratuar ortamında döllendirilmekte, çok düşük doz mikro akımla hücrelerin belli bir noktada çoğalması sağlanmakta, ardından ana rahmine yerleştirilmekte ve kadının gebe kalması sağlanmaktadır.

 Ancak bu yöntemi kullanıp da yine de bebek sahibi olamayan bazı çiftler vardır. Böyle durumlarda evlilik bir imtihandan geçer. İki tarafın da evliliğe bakışı, evlilikten beklentisi önemlidir. Taraflardan biri çocuğu birlikteliğin olmazsa olmazı olarak algılayabilir. Toplumumuzun yaklaşımı böyle bir durumda evlat edinme yönündedir.

Çevre Baskısıyla Evlat Edinmek

Çeşitli sebeplerden dolayı annesiz, babasız kalan, çeşitli kurumlarda büyümek zorunda bırakılan çocuklar vardır. Bu çocukların anne-baba sevgisi almadan büyümelerindense koruyucu anne-babalık eliyle büyümeleri daha iyidir. Ama burada onların evlatlık hukuklarını tanımlama hususu ihmal edilmemelidir. Bu çocuklara hem miras hukuku açısından, hem de daha sonrasında nasıl davranılacağı açısından açık ve net olunursa ciddi sorunlar yaşanmadan anne-baba ve evlatlık çocuklar arasındaki ilişki sağlıklı şekilde yürür.
Evlat edinmenin artıları olduğu gibi eksileri de vardır. Bu konuda sıkça rastlanan sıkıntı durumun çocuğa açıklanmasıdır. Anne-baba evlat edindikleri çocuğu severler, hatta sevmenin de ötesinde ona karşı aşırı bir sorumluluk hissederler. Çocuk ergenlik dönemine gelir, gerçeği bir şekilde öğrenir. O güne kadar öz anne-babası bildiği kişilerle ilgili bütün duyguları değişir; “Siz benim annem, babam değilsiniz” diyerek onlardan kopar. Öz çocuklar da zaman zaman ebeveynlerine birçok sorun yaşatır ve acı çektirirler, ama ebeveynlerin evlat edindikleri çocukların hatalarını kabullenmeleri daha zor olur. Sorunlar daha büyük boyutta yaşanır ve aşmak için daha fazla çaba göstermek durumunda kalınır.

Evlat edinmek radikal bir karardır. Böyle bir şeye kalkışmadan önce sonuçlarını çok iyi düşünmek, durumu iyi değerlendirmek, sırf yakınlar istiyor diye evlat edinme yoluna gitmemek gerekir.

Önemli Olan Topluma Faydası Dokunmak

Eğer çiftler sadece toplum baskısı nedeniyle kendilerini çok da hazır hissetmedikleri halde evlat edinme yoluyla çocuk sahibi olmayı düşünüyorlarsa, anne-babalığın böyle istenilmeden taşınacak bir rol olmadığını asla göz ardı etmemelidirler. Çünkü evlat edinmek büyük fedakârlık, emek ve çile gerektirir. Anne-baba adayları evlat edinecekleri çocuğa hak ettiği sevgiyi veremeyeceklerse toplumun ne diyeceği, nasıl yorum yapacağı bunun yanında hiç önemli değildir. Belki çocuklarının olmaması onların daha yararınadır. İnsanın tek meyvesi çocuk değildir; zihinsel, toplumsal üretimi de vardır. Çocuğu olmayıp da binlerce çocuğa çok daha faydalı olan, onlara ana-babalık yapan nice insan vardır. Öte yandan öz çocuğunu kendisi büyüten, ama topluma hiçbir faydası dokunmayan insanlar da çoktur. İstediği halde çocuk sahibi olamayan eşler önemli olanın annelik, babalık egosunu tatmin etmek değil; insanlığa, topluma hizmet edecek bir şeyler yapmak olduğunu unutmamalıdırlar.

Evlat edinme konusunda tek bir doğru yoktur. Çiftler oturup kendileri için doğru olanın ne olduğuna birlikte karar vermelidirler. Her şeye rağmen çocukları olmuyorsa bunun kendi ellerinde olmadığını kabullenmeleri; buna göre yeni alternatif çözümler üretmeleri gerekir. “Neslimi mutlaka devam ettireceğim” hırsına kapılarak yuvayı dağıtmak yerine başka çocuklara yardım edip kendi değerlerini devam ettirmek yönünde hareket etmek daha akılcı bir çözüm olacaktır.



Etiketler: nevzat tarhan yazıları nevzat tarhan


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Beyin tümörlerine nasıl müdahale edilmeli?
    15 Aralık 2017, 13:07
  • İslam İşbirliği Teşkilatının sonuç raporu neyi ifade ediyor?
    14 Aralık 2017, 08:44
  • Aile içi şiddet çocukların gelişimini nasıl etkiliyor?
    14 Aralık 2017, 08:37
  • Trump'ın Kudüs kararı Ortadoğu'daki dengeleri nasıl etkileyecek?
    13 Aralık 2017, 09:02