Cinsel İsteksizlik

Yakın zamanlara kadar, cinsel isteksizliğin neredeyse yalnızca kadınlara has bir sorun olduğu anlayışı hakimdi. Ancak son zamanlarda durumun böyle olmadığı ve erkeklerde de sık görüldüğü anlaşıldı. Yapılan araştırmalara göre, ABD’de 20 milyondan fazla evlilikte (40 milyon kişi) fiziksel tutku yaşanmadığı tahmin ediliyor. Başka bir deyişle, Amerika’lı çiftlerin %15-20si yılda on defadan az seks yapıyor. Yine araştırmalara göre, cinsel isteksizlik kadınları %33, erkekleri ise %20 oranında etkiliyor. Ancak, bunlar anket şeklindeki araştırmaların sonuçları; yani, erkeklerin soruları yeterince samimi yanıtlamadıklarını ve gerçek oranın daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Çünkü, klinikte, yani yüz yüze yapılan görüşmelerden edindiğimiz tecrübe bu yönde. Sonuç olarak, cinsel isteksizlik, her iki cinsi de etkileyen, çağımızdaki en yaygın cinsel sorunlardan biri.   Eğer bir kadın veya erkek cinselliği seyrek olarak arzuluyorsa, o kişide hormonal bir dengesizlik olduğu ve tıbbi tedavi gerektiği şeklinde yaygın fakat bir yanlış kanı vardır. Ama cinsel istek çok daha karmaşık bir olaydır. Beden sağlığı, ruhsal sağlık, beslenme, kişinin vücudunu algılayış şekli, stres düzeyi, ve ilişkinin kalitesi gibi birçok faktöre bağlıdır. Testosteron, her iki cinste de cinsel istek duymayı sağlayan hormon olduğundan, laboratuvarda testosteron düzeyini ölçtürmek yararlı olabilir. Bunun için, testosteron seviyesinin en yüksek olduğu zamanlarda, yani sabah saat 10’dan önce kan numunesi vermek gerekir. Ancak, çoğu vakada bu ölçümler ve tıbbi muayeneden bir sonuç çıkmayacaktır. Çünkü, cinsel isteksizlik çoğunlukla psikolojik kaynaklıdır. Ve dolayısıyla testosteron bantları yapıştırmak gibi tıbbi bir tedavi çoğunlukla sonuç vermeyecektir. Cinsel isteksizliğin sık rastlanan bazı nedenleri şunlardır:
  • İletişim sorunları
  • Sevgi eksikliği
  • Güç savaşları
  • Eşlerin baş başa zaman geçirme süre ve sıklığının yetersiz olması
  • Cinsellik konusunda çok ketleyici bir yetişme dönemi yaşamış olmak
  • Olumsuz veya travmatik bir cinsel deneyim yaşamış olmak
  • Fiziksel hastalıklar ve bazı ilaçlar
  • Aldatma
  • Depresyon ve yoğun stres gibi bazı psikolojik sorunlar
  • Yorgunluk
  • Çocukluk döneminde cinsel tacize maruz kalmış olmak
  • Evlilikte eşle duygusal yakınlığın olmayışı
  • Evlilikte monotonluk (sıkılma)
  • Erken boşalma
  • Yetersiz sertleşme
  • Vaginismus
Cinsel İsteksizlik çoğunlukla psikolojik nedenlerden kaynaklandığından, çözümü de psikolojik tedavidir (psikoterapi). Öncelikli olarak bu durumun genel mi yoksa özel mi olduğunu tesbit etmek gerekir. Çünkü bir kişi tüm geçmişi boyunca isteksiz olabilirken (genel), bir diğeri belli bir dönemde (özel) cinsel isteksizlik yaşıyor olabilir. Yine, bir kişideki cinsel isteksizlik tüm karşı cinse yönelik olabilirken (genel), bir diğerinde sadece bir kişiye – eşe veya sevgiliye - yönelik (özel) olabilir. Bu ayrımların yapılması, sorunun nedenlerinin belirlenmesi ve tedavi açısından gereklidir. Terapide, ilkin, sorunun ne olduğu ve ağırlıklı olarak kimden kaynaklandığı tesbit edilir. Örneğin, cinsel isteksizlik yaşayan bir erkeğin, çocukluk döneminde cinsel tacize maruz kalmış veya olumsuz ya da travmatik bir cinsel deneyim yaşamış olduğu tespit edildiğinde, tedavi erkek üzerinde yoğunlaşır ve sözkonusu bu deneyimlerin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisi bertaraf edilir. Buna karşılık, örneğin, eşindeki vaginismus nedeniyle cinsel isteksizlik yaşayan bir erkek sözkonusu olduğunda, tedavi daha çok kadın ve vaginismus üzerinde odaklanır. Ancak, cinsel isteksizliğin, çoğu kez, ne tek bir nedeni vardır ne de tek bir sorumlusu. Bir nedenden veya kadın ya da erkek bir kişiden kaynaklansa bile, ardından başka nedenler ve karşıdaki eş de eklenir. Yani olay çok faktörlü hale dönüşür ve her iki eşi de içine alacak şekilde ilişkisel bir boyut kazanır. Örneğin, bir erkek, erken boşalma sorunu nedeniyle cinsel ilişkiden kaçınmaya başlayabilir. Bu durum sadece cinsellikten kaçınma değil, eşiyle her türlü fiziksel ve duygusal yakınlaşmadan kaçınmaya da dönüşebilir. Böyle bir durumda, eşin kendini sevilmeyen – arzulanmayan bir kadın olarak algılaması, bundan dolayı sıkıntı yaşaması ve bunu ilişkiye yansıtması, çok görülen bir durumdur. Böylece ilişki bozulabilir, ve bozulan ilişki erkeği (ve de kadını) cinsellikten daha da uzaklaştırabilir. Yani, sorun erken boşalmadan kaynaklansa bile, başka duygusal ve ilişkisel birçok faktör olaya eklemlenir ve bir sorunlar yumağı halini alır. Böyle bir durumda, cinsel isteksizlik nedeni olarak erken boşalma sorununu tedavi etmeye kalkışmak, büyük bir olasılıkla sonuç vermeyeceği gibi, bunda başarılı olunsa bile eşler arasındaki duygusal sorunları ve cinsel isteksizliği gidermede etkili olmayacaktır. İlişkinin tüm boyutlarıyla ele alınması gerekecektir. Özet olarak, cinsel isteksizlik hangi nedenle olursa olsun ve ister erkekten isterse kadından kaynaklansın, psikoterapide her iki eşin de yer alması ve sürece katkı sağlaması, tedavide başarı için gereklidir.