BEDENDEKİ DEĞİŞİM KİŞİYİ KORKUTUR

BEDENDEKİ DEĞİŞİM KİŞİYİ KORKUTUR
Paylaş:

BEDENDEKİ DEĞİŞİM KİŞİYİ KORKUTURPanik atak tek başına hastalık değildir. Tek bir atak ya da seyrek ataklar depresyonun parçası olabilir ya da kişi korktuğu bir şeyle karşılaştığında, bunları yaşayabilir çünkü atak, heyecanın abartılı halidir. Kişi vücudunda olanlar karşısında korkar.

Panik bozukluğun tedavisi

Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır, an­cak uzun süreli tedaviyi gerekti­rir. Bu tedavi, panik ataklarının tekrarlayıa özelliği göz önüne alı­narak hem ilaçlarla hem de psiko­terapi yöntemleriyle yapılmalıdır. Tek taraflı tedavi, eksiktir.

Hekim tedaviye başlamadan önce hastalığınıza yol açabilecek etkenlerin araştırılmasına yönelik tetkiklerin yapılmasını isteyecek­tir: tiroid tetkikleri, kalple ilgili bir tetkik olan ekokardiografi vb.

İlaç Tedavisi:

Panik bo­zukluğunun tedavisinde; başta anudepresan ilaçlar olmak üzere, tratüdüzan ilaçlar ve hastanın özelliklerine göre diğer bazı ilaç­lar kullanılmaktadır.

Bu amaçla kullanılan antidep-resanlar; bağımlılık yapıcı özelliği olamayan, uyku verici özellikleri çok belirgin olmadığı için günlük yaşantıyı kısıtlamayan ilaçlardır. Bu nedenle herhangi bir salanca yaratmadan uzun süre kullanabi­lirler. Her ilacın olduğu gibi bun­ların da bazı yan etkileri vardır. Bu ilaçlar, ayrıca sıkıntınızın hafif­lemesinde ve panik atakların azal­masında da yararlı olabilirler.

Panik atak ve panik bo­zukluk arasındaki fark nedir?

Panik atak ve panik bozukluk­tan söz ederken; öncelikle ikisinin de psikiyatride ayrı ayrı tanımlan olduğunu belirtmek gerekiyor. Şöyle ki; panik atak, bir an boyun­ca yaşanan korku nöbeti olarak ta­nımlanabilir. Buna, kişinin bede­ninde bir anda hissettiği korku ve­ren belirtiler diyebiliriz ki, bunlar nöbet gibi gelişiyor.

En sık görülen Belirtiler:

Kalp, göğüs kafesinden çıka­cakmış (boşa atar) gibi duyumsanır, midede kelebek uçuşması gibi bir duygu olarak tanımlanan his gelişir, dengesizlik, baş dönmesi, şiddetli göğüs ağrısı gibi kalp has­talığını ya da beyin kanamasını taklit eden bir durum ve kısa sü­reli bir yaşantıdır bu. Bedensel belirtiler şiddetlendiğinde kişi iyice korkar. Ve bunu yaşayan kişi, 'Ne oluyor bana kalp krizi mi, beyin kanaması mı geçiriyorum?' gibi korkulara kapılır. Korku, kalp çar­pması ve krizi tetikler. Genel an­lamda bu bir ataktır.

Panik bozukluk ise bu atakların tekrarlaması halidir. Hatta denile­bilir ki, süreğen hale gelmesidir. Panik atak tek başına bir hastalık değildir. Tek bir atak ya da seyrek ataklar, depresyonun bir parçası olabilir ya da sosyal fobi duru­munda kişi korktuğu bir durumla karşılaştığında, bunları yaşayabi­lir çünkü atak, heyecan durumu­nun abartılı halidir.

BAYÜLGEN: TİTİZLİĞİM BENİ PANİK ATAK YAPTI

Okan Bayülgen de panik atak yaşayan ünlülerden biri. Bayülgen çocukken annesi ile babası boşanır. Annesi ve babası, ayrıldıklarım anlamaması için küçük Okan'ı ilkokulda yatılı okula verir. Çocukluğu çoğunlukla an­neanne ve dedesinin yanında geçen Bayülgen Galatasaray Lisesi'ndeki orta öğrenimde bir sene iftiharla geçer ertesi yıl sınıfta kalır.

ONUNLA 10 YIL ÖNCE TANIŞTIM

Oldukça sosyal, ancak inişli çıkışlı bir dönemdir öğrencilik yılları, liseden mezun olduğu dönemde psikiyatrik sorunlar yaşayan genç adam Türkiye'nin ünlü psikiyatrlarından Metin Özek'e gider.

İlk panik atak kriziyle de bundan 10 yıl önce tanışır, işinde son derece titiz ve mükemmeliyetçi olan sanatçı kalp krizi geçiriyormuş gibi bir hisse kapılır. Kriz anında görenler onun öleceğini sanır. Bayülgen panik atakla tanışmasını şu sözlerle anlatıyor. "Uzun zaman, hiç ara vermeden 5-6 saat pro­gram yaptım.

BİR BEN FARKEDİYORUM

Bu, insanı hırpalayan bir şey. Sonunda ‘iç sıkıntısı krizlerine yol açtı. Bir psikiyatriste gittim o da bana anti-depresan verdi. 0 zamandan beri kul­lanıyorum, yaşadığım, panik atak'ın bir türevi; anksiyete krizi.,6 saat kontrol, sonunda beni sağlığımdan edecek hale geldi.

"Control frick" bir adamım. Her şeyi çok ileri derecede kontrol ederim. Yüz küsur ampul mu yanıyor tepede. Biri sönmüş mü? Kimse fark etmiyor ama ben ediyorum ve program esnasında değiştirilmesini istiyorum, ancak öyle rahat ediyorum. Herkes tabii deli gözüyle bakıyor hana. Programın h şeyi ile bizzat ilgileniyorum, konular, konuklar, akış, kanalla ilişki, genç insanlarla çalışıp onların gelişmesini beklemek... Burnumu sokmadığım hiç bir şey yok" Bayülgen hastalığıyla baş etmek için gevşeme teknikleri ve Kog-nitif terapi yönteminden yararlanıyor...

YAŞAYANLAR ANLATIYOR

Evini Hastanenin yanına taşıdı

Panik atak, yıllardır' doktor doktor dola­şan A.M'.nun işini, hayatını etkilemiş. M., evini hastane­nin yanına taşımış.

İstanbul'da yaşayan A. M. (38), 5 yıldır panik atak nöbetleri nedeniyle büyük sıkıntılar çekiyor. Ayda bir­kaç kez kalp krizi geçirdiği gerekçesiyle hastaneye kaldırılan M., her seferinde evine yürüyerek dönüyor. Baş­vurduğu her doktorun "panik atak" teşhisi koymasına rağ­men kendisinde başka bir hastalık arayan M., "Sonunda has­talık hastası ol­dum" diyor.

EVİNİ TAŞIDI

İstanbul'da gezmedik hastane bırakmadığını dile getiren M., "İçime ölüm kor­kusu yerleşmişti. Kendimi ölümcül hastalığın pençe-sindeymiş gibi hissediyor­dum. Gece uyuyamıyordum1 diyor. Gide gele hastaneleri evi gibi görmeye başladığını anlatan M., "tekrar nöbet geçirebilirim" endişesiyle hastaneden saatlerce ayrılamadığını anlatıyor. Sırf bu nedenle evini hastanenin yanına taşımak zorunda kal­dığını söylüyor. "Bir daha atak yaşarsam ölür müyüm?" "Kalp krizi mi geçiri­yorum?" gibi sorularla kafa­sını sürekli meşgul eden M., çareyi çalıştığı lokantadan ayrlmakta buluyor. Günler­ce evinden çıkmadığını an­latan M., "Kendimi kandır­mak için markete kadar gi­diyordum. Bir gün yine markete giderken fenalaş­tım. Öleceğimi sandım. Has­taneye zor yetiştim" diyor.

ARKADAŞI ÖLÜNCE

Bu olaydan sonra bir uz­mandan yardım almayı kabul ettiğini anlatan M„ terapi ve ilaç sayesinde hayatının normale dönmeye başladığını söy­lüyor. Doktoru sayesinde korkularını yendiği­ni anlatan M., bir süre sonra hastalığa yakalanmasının en önemli sebeplerinden bi­rini fark ettiğini belirtiyor. M., "En yakın arkadaşlarından birini hastalığa yaka­lanmadan birkaç ay önce kaybetmiştim. Ölüm nedeni bilinmiyordu. Herkes kendi­ne göre bir neden buluyor­du. Ben ise onu uzun za­man ihmal etmiştim. Neden onunla yeteri kadar ilgilen­medim” sorusu beni yiyip bi­tiriyordu" diyerek arkadaşı­nın ölümünden kendini suç­ladığını söylüyor.

İçinize atmayın

Doktoruyla konuşa konuşa aslında kendisinin bir suçu olmadığını anlayan M., şimdi hastalığı yenmek için elinden geleni yapıyor. M., "İşimin başına döndüm. Eskiye nazaran çok daha iyiyim. Daha da iyi olacağım”  diyor. Panik atak belirtileri görülen herkesi tedavi olmaya çağıran M. , “Ben doktor doktor gezip sorun aramak yerine sorunumu çözmeye çalışsaydım şimdiye kadar çoktan iyileşmiştim. Sizde benim kadar geç kalmayın” diyor.

KAYNAK: www.bugun.com.tr