Bağımlılıkta Duygudurum Bozuklukları

Madde kullanımı olmayan ergenlerde ise bu oranlar %5- 11 olarak bildirilmiştir. Anksiyete bozuklukları ile komorbidite %7-40 olarak saptanırken, kullanım olmayan ergenlerde %3-16 prevalans oranları bildirilmiştir.

Bağımlılıkta Duygudurum Bozuklukları

TSSB icin yaşam boyu prevalans oranı %11 iken, kullanım olmayanlarda ise %4 olarak
saptanmıştır. Tutuklu gencler arasında, Abram ve ark. duygudurum ve anksiyete bozuklukları icin altı
aylık ortalama prevalans oranını sırasıyla %24 (kızlar icin %26, erkekler icin %21) ve %32 (kızlar
icin %34, erkekler icin %29) olarak saptamışlardır. . Vreugdenhil ve ark. (2003) ise duygudurum ve
anksiyete bozuklukları kombinasyonu icin prevalans oranını tutuklu, madde kullanımı olan erkek
ergenlerde %14 olarak bildirmişlerdir.

Duygudurum Bozuklukları

Bazı calışmalarda madde kullanım bozukluğu olan ergenlerdeki en sık psikiyatrik komorbidite major depresif bozukluk olarak saptanmıştır (%15-50). Duygudurum bozuklukları komorbiditesi ergenlerde daha kotu prognoz, daha fazla psikiyatrik semptomatoloji ve daha sık tamamlanmış suisid girişimlerine yol acar. Madde kullanımı başlamadan once anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, suisid girişimi oykusu olanlarda takipte duygu durum bozukluğu gelişme ihtimali daha yuksektir. Aile oykusu hem major depresyon, hem de bipolar affektif bozukluk tanısından şuphelenmek icin cok onemlidir

Madde kullanımına eşlik eden psikiyatrik bozuklukların tedavisi onemlidir (16). Araştırmalarda depresif bozukluğu olan ergen madde kullanıcılarında antidepresanlar depresif belirtileri yatıştırmada plaseboya gore daha etkili bulunsalar da etki buyuklukleri kucuktur. Alkol, kokain ve opioid bağımlısı ergenlerde antidepresan tedavi ile depresif belirtilerde azalma yanında madde kullanımında da azalma bildiren araştırma sonucları mevcuttur. Bircok calışmada madde kullanımına eşlik eden depresyon tedavisinde secici serotonin geri alım inhibitorleri (SSGI) olan fluoksetin ve sertralinin etkinliği değerlendirilmiştir. Bu calışmaların coğunda hem tedavi hem de plasebo grubunda madde kullanımında ve depresif belirtilerde iyileşmeler bildirilmiştir. Ayrıca 20 mg/gun fluoksetin veya 100 mg/gun sertralin ile 3 calışmanın birinde plaseboya oranla depresif belirtilerde anlamlı iyileşmeler olmakla birlikte madde kullanımında belirgin bir iyileşme gozlenmedi. Bu calışmaları yapan araştırmacılar depresif belirtiler ve madde kullanımındaki iyileşmelerin bilişsel davranışcı terapi
ve/veya motivasyonel guclendirme terapisi ile ilişkili olduğunu duşunmuşlerdir.

Antisosyal ozellikleri belirgin olan ergen madde kullanıcılarında SSGI’leri bazen durtuselliği daha fazla arttırabilirler, bu nedenle dikkatli olunmalıdır. SSGI’lerine yanıt alınamayan depresif, madde
kullanımı olan ergenlerde venlafaksin, mirtazapin, bupropion denenebilir. Guclendirme tedavilerinde
bupropion ve mirtazapin dışında ketiapin, aripiprazol, olanzapin ve risperidon da kullanılabilir.

Trisiklik antidepresanlar madde kullanımı olan ergenlerin depresyonunda kontrendikedir. Bu ajanlar ciddi kardiyotoksik ve antikolinerjik yan etki profiline sahiptir ve ozellikle kannabisle olmak uzere madde kullanımı ile yan etki riskleri artmaktadır, yuksek doz alındıkları takdirde ciddi olum riskine sebep olabilirler.

Ergenlik başlangıclı bipolar bozukluk genellikle depresif bir epizot ile başlar ve madde kullanımı acısından oldukca ciddi bir risk faktorudur. Bu yuksek komorbidite oranları prognoz ve tedavi yaklaşımları acısından oldukca onemlidir. Cunku bipolar bozukluk tanısı alan ergenlerde alkol ve madde kullanımı komorbiditesi anlamlı derecede daha kotu ruhsal ve fiziksel sağlık sonucları ile ilişkilidir. Bipolar bozukluk ve madde kullanımı komorbiditesini acıklamaya calışan bazı etyolojik yaklaşımlar mevcuttur. Bunlardan ilki bipolar bozukluk madde kullanımına sebep olabilir ve hasta kendini iyileştirme amacıyla (self-medikasyon) madde kullanabilir. Bipolar bozukluk belirtilerinin kolaylaştırıcı rolu nedeniyle (durtusellik, zayıf yargılama) hastalar madde kullanmaya başlayabilir. İkincisi madde kullanımı bipolar bozukluğa neden olabilir. Bazen madde intoksikasyon ve yoksunluk belirtileri de (manik duzeyde ofori, artmış ya da azalmış ofori,

ÇOCUK VE ERGENLERDE BAĞIMLILIK VE EŞ TANI

Depresyon, anksiyete, uyku ve iştah değişiklikleri) duygudurum bozukluğu belirtileri ile ortuşebilir ve bu durumda hastaya yanlışlıkla bipolar bozukluk tanısı konulabilir. Madde kullanımı duygudurumu stabil tutan mekanizmaları bozarak da bipolar bozukluğa neden olabilir. Ucuncu olası yaklaşım madde kullanım bozukluğu ve bipolar bozukluğun ortak bir etiyolojisi olabileceğidir.

Bipolar bozukluk icin yuksek genetik yatkınlığı olan bazı hastaların, bipolar bozukluğun erken doneminde madde kullanımına başladıkları gorulmektedir. Bipolar bozukluk ve madde kullanımı artan durtusellik ile ilişkilidir.  Bipolar bozukluğun belirtilerinden durtusellik, ozellikle manik veya karma donemlerde madde kullanım riskini artırır. Dahası, kotu kontrol edilen bipolar bozukluk, stresle baş etme becerisini bozar, bu da madde kullanımının nuks etmesinin kilit bir risk faktorudur.

Bipolar bozukluk ve madde kullanımı bozukluğu komorbiditesinde tedaviye direnc ve tedavi uyumunun kotu olması ile sık karşılaşılır. Bipolar bozukluk tedavisinden sonra bile kalıntı belirtilerin
devam etmesi tedaviye uyumu bozmakta ve atakları tetiklemektedir.

Cocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk ve madde kullanımı komorbiditesinde tedavide ilk adım madde
kullanımına ikincil olarak tetiklenebilen mani/ depresyon nobetlerinin dışlanmasıdır. İkinci adım
da hem duygudurumun stabilize edilmesi hem de alkol/madde kullanımının tedavisidir. Araştırmalarda tedavinin butuncul olarak yapılmasının ardışık olarak yapılmasına gore daha etkin olduğu bildirilmektedir. Komorbid olgularda risk etkenlerinin (anne babada alkol/madde kullanımı, anne-baba ve cocuk arasında ilişki sorunları, yetersiz anne-baba desteği ve denetimi, madde kullanan akran cevresi) saptanması tedavide onemlidir. Klinik durumun şiddetine gore yatış/rehabilitasyon gerekebilir. Aile terapisinin de bu olgularda tedaviye dahil edilmesi onemlidir

Psiko-eğitim ve aile odaklı terapinin bipolar bozukluğu olan bireylerde ilaca yardımcı olarak kısa ve uzun donemde oldukca etkili olduğu gosterilmiştir. Komorbid bipolar bozukluk ve madde kullanım bozukluğu icin IGT (Integrated Group Therapy-Birleştirilmiş Grup Terapisi) geliştirilmiştir, bu terapinin temel ozellikleri madde kullanımı tedavi ilkelerinin bipolar bozukluk tedavi ilkeleriyle birleştirilmesi sonucu oluşturulmuştur. İki randomize kontrollu calışma ile bu yontemin etkinliği gosterilmiştir (30,31). Sistematik bir gozden gecirmede, madde ile ilişkili bozuklukların tedavisinde standart tedaviye ek olarak ya da tek başına uygulanan bilişsel davranışcı grup tedavilerinin, bozukluğa ilişkin belirtileri, nuksu ve/veya bozukluğa eşlik eden anksiyete ve depresyon belirtilerini azaltmada etkili
olduğu gosterilmiştir .

Duygudurum bozukluğu ve madde kullanımı olan ergenlerde duygudurum duzenleyicilerle ilgili calışmalar sınırlı olmakla birlikte faydalı olduklarına dair bulgular mevcuttur. Madde kullanımına eşlik
eden bipolar affektif bozukluğu olan ergenlerin tedavisinde lityum ve valproik asit on plana cıkmıştır.

Valproatın bipolar ergenlerde kannabis kullanımını azalttığı saptanmıştır. Lityum ergenlerde alkol ve
madde kullanımını azaltabilir. Karbamazepin, lityum ve ozellikle de lamotrijin kokain kullanımı olan bipolar ergenlerde hem duygudurumu duzenleyip hem de madde kullanımını azaltabilir. Lamotrijin ve
gabapentin ile ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyac olsa da, madde kullanan bipolar ergenlerde lamotrijin ve ketiapin tedavide denenmelidir (26). Klozapin komorbid olgularda tedaviye direnc
durumunda gorulen ozkıyım riski ve saldırgan davranışlarda bir secenek olarak duşunulebilir. Ancak
klozapin tedavisinin agranulositoz ve miyokardit gibi yaşamı tehdit eden yan etkileri olduğu gozden
kacırılmamalıdır .

Anksiyete Bozuklukları ve Obsesif- Kompülsif Bozukluk

Madde kullanımı olan ergenlerde anksiyete bozuklukları prevalansı %7-40 aralığında rapor edilmektedir (11). Anksiyete bozuklukları ergenlerde madde kullanım bozukluklarının gelişimi icin bir risk faktorudur. Ayrıca madde kullanım bozukluklarının seyri sırasında hem entoksikasyon, hem cekilme donemlerinde, hem de bu donemler haricinde de anksiyete belirtileri gozlenir. Stimulan kullanımı obsesif-kompulsif bozukluk ve obsesif-kompulsif spektrum bozukluklarına yol acabilir. Genc kızlarda madde kullanımı ve anksiyete bozuklukları ilişkisi.

Paylaş:



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Hayatın her alanında karşılaşılan öfke kontrolsüzlüğü sorunu, toplumsal yaşamı etkiliyor. Gelişmiş ülkelerde suç işleyenlere empati eğitimi verildiğin
  • Çoklu Kişilik Bozukluğu; Kimliğin iki ya da daha fazla kişiliğe bölünmesi bir psikoloji hastalık olan çoklu kişilik bozukluğu olarak ifade edilmektedi
  • Narsisizm, bir kişinin etrafındakilerin ihtiyaçlarını görmezden gelmesine neden olacak derecede aşırı bir kişisel katılımdır. Gerçek narsistler sıklık
  • Çöp Biriktirme Hastalığı Dispozofobi halk arasında istifçilik ya da çöp toplama hatalığı olarak bilinmektedir. Çöp Biriktirme Hastalığı Dispozofobi, h
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Randevu Al