Bağımlılık ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar

Toplum olarak bağımlılık ile ilgili konuları konuşmayı sevmeyiz ve çekiniriz, ama bağımlıları yargılar, "tedavi eder" ve damgalarız

Bağımlılık ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar
Paylaş:

Addict İnsanoğlu bilmediği şeylerden korkar. Bu nedenle bir konu ne kadar az konuşulursa o kadar az bilinir, ne kadar az bilinirse o kadar çok korkulur ve o konu ile ilgili "efsaneler" oluşur. Toplum olarak bağımlılık ile ilgili konuları konuşmayı sevmeyiz ve çekiniriz, ama bağımlı bireyleri çok güzel yargılar, "tedavi eder" ve damgalarız. Onlar da bu damgalanmadan kurtulmak için kendilerini yavaş yavaş toplumdan soyutlarlar ve rahat ettikleri kendi dünyalarını kurarlar.

"Bağımlılık iradesizliktir"

Eskiden, beyin görüntüleme imkânlarının olmadığı dönemlerde bağımlılık psikiyatri uzmanları tarafından davranışçı yöntemlerle tedavi edilmeye çalışıldı. Muhtemelen bu inanış oradan kaynaklanıyor. Oysaki beyin görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığı çalışmalar, beynin haz ve ödül merkezlerinin olduğunu ve salt irade ile bu merkezlerin kontrol altına alınamayacağını göstermektedir.

"Bağımlı olmak için aptal olmak gerekir"

Her gün bin bir türlü yalan-dolanla, polise yakalanma riski ile karşı karşıya kalıp, akıl almaz yöntemlerle bir sonraki doz için para bulmak zekâ ve akıl gerektirir. Bağımlılar zekidir, lakin zekâsını yanlış yönde kullanırlar.

" Bir kere bağımlı olduktan sonra kurtuluşu yoktur"

"Kurtuluştan" neyin kastedildiği önemlidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda, etkin ve yetkin bir tedaviden sonra bağımlı bireyin tekrar maddeye başlama riski, depresyonun tedaviden sonra tekrarlama riskinden daha düşük olduğu bulunmuştur. Kaldı ki, bağımlılığın psikoterapisinde belki de ilk ele alınması gereken konu "ya hep ya hiç" düşünce kalıbının değiştirilmesidir. Zira maddeyi bıraktıktan sonra tekrar deneme amacı ile maddenin alınması "düşme" değil, bir "sendeleme"dir.

"Bir kereden bir şey olmaz"

Kimi zaman bir kereden çok şey olabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda özellikle yatkınlığı olan bireylerde bir kere bile esrar içimi şizofreni benzeri tablolara neden olabilir. Bu bir kumardır, kumarda da genelde kumarhane kazanır.

"Bağımlı bireyin tedavisi ancak birey isterse olur"

Hiçbir bağımlı kolay kolay "ben bağımlıyım tedaviye ihtiyacım var" diye doktora gitmez. "Mecbur kalmadıkça" "mecbur bırakılmadıkça" tedaviye başvurmaz. Bu nedenle de o tedavi olmak istemez, istettirilir. Zira bağımlı olduklarının farkında değillerdir. Ancak fark edildiğinde tedavi arayışı içine girerler.

"Tedavide esas hedef maddeyi bıraktırmaktır"

Ünlü bir yazar "Sigarayı bırakmada ne var? Ben her akşam yatarken bırakıyorum" latifesi ile çok önemli bir gerçeği bize göstermektedir. Bağımlılık tedavisinde esas amaç bıraktırmak değil, tekrar almaya başlamasına engel olmaktır. Zira bağımlı olanlar bilir; hayatı boyunca birçok kez bırakırlar ve bırakmak için birçok yol denerler, ama gerekli tedaviyi almadan tekrar başlamanın önüne geçemezler. Kaldı ki, bağımlılık bırakamama hastalığı değil, tekrar başlamanın önüne geçememe hastalığıdır dersek pek mübalağa etmiş sayılmayız.