AZ UYUYAN YENİ İNSANLAR TOPLULUĞU OLUŞTU

AZ UYUYAN YENİ İNSANLAR TOPLULUĞU OLUŞTU

Yeni bir dizi ilaçla tüm geceyi uykuda geçirmek yerine, iki saatlik bir uykuyla dipdiri ayakta kalmanız işten değil. Daha şimdiden çok sayıda ülkede 4-5 saat uyku ile yetinen ve uyku zamanını daha da azaltmaya çalışa bir tipte insanlar topluluğu oluştu. Peki, ya sizler günlerce uykusuz kalmaya hazır mısınız?

Yapılacak çok iş var, ama vakit çok kısa. Çılgın iş temposuyla renkli sosyal yaşamı arasında mekik dokuyan 31 yaşındaki yazılım mühendisi Tolga çoğu gece uykusuz kalmak zorunda. Bu koşuşturmaya uyum sağlayabilmek için her gece bir hap yuttuğunu söyleyen Tolga,"Yatağa yatmadan önce yuttuğum bu hap 4-5 saatlik bir uykuyla güne taptaze başlamamı sağlıyor," diyor.

Sözünü ettiği modafinil adlı ilaç, piyasaya çıktığı günden bu yana geçen yedi yıl içinde dillere destan bir ün kazandı. Sinirleri yıpratmadan, kafein ya da amfetaminlerin verdiği zindelik ve ardından gelen çöküşe de neden olmadan insanı uyanık tutmaya yarayan bu ilacı üç yıldır aralıklı kullanıyor, "son derece yararlı" olduğuna dikkat çekerek,

"İşimde çok daha üretken, düzenli ve istekli olmamı sağlıyor. Bu da, Cuma akşamı çılgıncasına eğlenip ertesi sabah erkenden kayağa gidebildiğim anlamına geliyor" diye ekliyor.

Yaşam biçimine uyum

Modafinil yeni yaşam biçemine ayak uydurma yönünde geliştirilen ve doğum kontrol hapında olduğu gibi uykunun doğal akışını da bozmayı hedefleyen bir dizi ilaçtan yalnızca ilki.

İnsanlar oldum olası yaşamlarını uykuya göre düzenlemişlerdir. Oysa, yakın bir gelecekte uyku düzenimizi yaşam biçemimize uyum sağlayacak biçimde oluşturabileceğiz.

Londra İmperial College sirkadyen biyoloji uzmanlarından Russell Foster, "Bedenin 24 saatlik ritmini ne denli iyi kavrarsak, onu denetlemek de o denli mümkün olur. 10-20 yıl içinde ilaçla uykunun önüne geçmeyi başarabiliriz," diyor.

Ancak Foster’in düşlediği ve insanların günde 22 saat etkin olup, 2 saat uyudukları bir dünyaya herkes sıcak bakmıyor.

Surrey Üniversitesi Psikofarmakoloji Araştırma Bölümü başkanı Neil Stanley böyle bir girişimin toplumun başına korkunç bir bela gibi çökeceğine inanıyor.

Ne var ki uyku uzmanları, tüm olumsuzluklarına karşın, tasarının gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu görüşünde birleşiyorlar.

48 saat uyanık

Olayın seyrini anlamak için halihazırda yaşanan duruma bir göz atmak yeterli. Modafinil, hiç bir yan etki yaratmadan, insanların 48 saat boyunca uyanık kalmasını olası kıldı.

Daha derin bir uyku etkisi yaratıp, insanların kendilerini daha da zinde hissetmelerini sağlayacak yeni bir dizi ilacın da çok yakında piyasaya sürüleceği, bunları uyku gereksinimini günler boyunca tümden ortadan kaldırmayı ve insanda sekiz saat uyku almış duygusunu uyandırmayı hedefleyen ilaçların izleyeceği belirtiliyor.

Üstelik, bu tasarı yalnızca ilaçlarla da sınırlı değil. Bir araştırma ekibi beyni bir düğmeyi çevirerek uyandıran ve giysilere yerleştirilebilen elektronik bir aygıttan söz ediyor.

İnsanoğlu uykuyu bir ölçüde dizginleyebiliyor. Tam gün çalışan insanların büyük bir çoğunluğu, kendi istekleriyle ya da koşullar gereğince, hafta boyunca uykudan yoksun kalıp bu boşluğu hafta sonlarında doldurmaya çalışıyorlar.

Uyarıcı yatıştırıcı döngü

Kimi insanlar uykularını genellikle kafein, nikotin ya da kokain ve amfetaminler gibi yasadışı maddelerle bastırmaya çalışırken, kimileri de uyuyabilmek için ilaç içmek zorunda kalıyor.

Uyku konusundaki araştırmalara yığınla para dökülmesine karşın, bize sunulan ilaçların çoğu incelikten yoksun bir araç olmanın ötesine geçmiyor. Uyku ilaçlarının büyük bir çoğunluğu insanda uykumsu bir durum yaratan, ancak uykunun iyileştirici özelliklerinden yoksun bırakan "nakavt edici" unsurlardan ibaret.

"Hipnoz kaynaklı" uykunun uykusuzluğa yeğlenebileceğine, ancak bunun doğal uykunun yerini asla tutmayacağına dikkat çeken Stanley, insanların uyanık kalmak için kullandıkları kahve ve amfetamin türü maddelerin bağımlılık yaratıcı özelliklerinden ötürü daha beter olduklarının da altını çiziyor.

Oyunun değişen kuralları

Saate dayalı yaşam biçemine bağlı olarak insanların, Foster’in deyimiyle, giderek "uyarıcı-yatıştırıcı döngüsü" içine girdikleri ve bu tür ilaçların giderek daha sık kullanıldığını belirtiyor.

Gelgelelim, modafinil oyunun kurallarını değiştirdi. Yunanca "iyi uyanma" anlamına gelen "eugeroic" adıyla bilinen bu ilaç, uyarıcıların neden olduğu fiziksel ve ruhsal sarsıntıyı yaratmadan, insanda doğal bir uyanıklık ve zindeliğe yol açıyor. Kullananların da onayladığı gibi, bu ilaç hemen hemen hiç bir yan etki yaratmıyor.

Modafinilin belki de en çarpıcı özelliği, kullanıcıların "borçlu kaldıkları" uykuyu ödemek zorunda kalmamaları. Normal koşullarda 48 saat uykusuz kalan bir insanın kendine gelebilmesi için yaklaşık 16 saatlik bir uyku çekmesi gerekir. Oysa, Modafinil bu açığı 8 saat uykuyla kapatabiliyor.

Nasıl etkiyor?

Peki, modafinil nasıl etkili oluyor? İlacı üreten Cephalon şirketinin ARGE başkanı Jeffrey Vaught bu konuda kimsenin kesin bir bilgisi olmadığını söylüyor.

Ancak bilinen şu ki, modafinil öteki uyarıcı ilaçlarda olduğu gibi, dopamin adlı nörotransmitteri beyne salan sinir hücrelerinin coşku uyandıran bu maddeyi yeniden soğurmalarını önlüyor. Modafinilin tek farkı, bunu yaparken öteki uyarıcıların yarattığı ve bağımlılığa yol açan kafa bulma ve çöküşlere neden olmaması.

Yapılan bir dizi bağımsız araştırma bunun nedeninin ilacın noradrenalin adlı bir başka nörotransmitteri alımını da engellemesinden kaynaklanabileceğini ortaya koyuyor.

İşlevini nasıl yerine getirirse getirsin, modafinilin başarılı olduğu yönündeki kanıtlar giderek artıyor. 1998 yılında piyasaya sürülüşünden bu yana satışların hızla tırmandığı belirtiliyor. Bu da, ilacın Yves gibi temposu yoğun insanlar için giderek bir yaşam biçimine dönüştüğünü gösteriyor.

Herhangi bir olumsuz yan etkisi olmadığı söylense de, giderek yaşamımızın bir parçası durumuna gelen ilacın henüz keşfedilmemiş ya da göze çarpmayan etkileri olabilir.

Uzun vadeli etkisi bilinmiyorAZ UYUYAN YENİ İNSANLAR TOPLULUĞU OLUŞTU

Uyarıcı niteliğinde olup da hiç bir yan etki yaratmayan bir ilacın söz konusu bile olamayacağına dikkat çeken Foster,"Uzun erimde ilacı sürekli kullananların aynı etkiye ulaşmak için dozu arttırmaları gerekebilir," diyor.

Stanley de bu görüşe katılıyor ve ilacın kötüye kullanılabileceğinden kaygı duyuyor. Öte yandan, Cephalon bu konuda herhangi bir kaygısı olmadığına parmak basıyor ve,"Modafinil son derece etkili ve güvenli bir ilaç. Böyle bir ilacı nasıl alt edebilirsiniz ki?" diye ekliyor.

Bu konuda birtakım görüşler yok değil. Wake Forest Üniversitesi’nden Sam Deadwyler’in CX717 adı verilen bir ilaçla ilgili deneylerinin sonuçları geçen yıl yayımlandı. Elde edilen veriler modafilin ilacının sonsuza dek "tek tabanca" olmayı sürdüremeyeceğini gösteriyor.

New Scientist’de 18 zŞubat’ta yayımlanan araştırma yazısına göre, Deadwyler’in 11 rhesus maymununu 36 saat boyunca uyanık tutup, ardından onlara kısa dönemli bellek ve genel dikkat testleri uyguladığı deneyin sonuçları CX717’nin olağanüstü onarıcı güçlere sahip olduğunu, ilacın uykudan en yoksun kişilerin bile beyinlerindeki normal etkinliği sürdürmelerine olanak tanıdığını ortaya koyuyor.

Askerler kafa buluyor

CX717, glutamat adlı coşku uyandırıcı nörotransmitter üretimini arttırmak suretiyle beyindeki etkinliği hızlandıran "ampakinler" sınıfına giriyor. İlacı üreten Cortex Pharmaceuticals şirketi başında bunun Alzheimer hastaları için etkili bir bilişsel güçlendirici olacağını düşündü.

Ne var ki, uyku yoksunluğundan kaynaklanan olumsuzluklara karşı koyma gücü çok daha ağır bastı.

Uykuyu azaltacak ilaçlarda beklentiler:

1) Modafinil, ciddi bir yan etki yaratmadan, insanların 48 saat boyunca uyanık kalmasını olası kıldı.

2) Daha derin bir uyku etkisi yaratıp, insanların kendilerini daha da zinde hissetmelerini sağlayacak yeni bir dizi ilaç da çok yakında piyasaya sürülecek,

3) Bu ilaçları, uyku gereksinimini günler boyunca tümden ortadan kaldırmayı ve insanda sekiz saat uyku almış duygusunu uyandırmayı hedefleyen ilaçların izleyeceği belirtiliyor.

A.B.D’de kısaca DARPA olarak bilinen Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Dairesi CX717 ilacını savaşta uyanık kalmayı sağlayacak bir projeye uygulamayı tasarlıyor. Bu proje kapsamında başlatılan araştırmada 48 deneğin uyanık kalma sınırları zorlanarak, 4 saatlik bir uykuyla dört gece boyunca uyanık kalmalarına çalışılacak.

Uykunun yapısı değişiyor

Normal koşullarda yorgunluk, ardından bitkinlik ve sonunda çöküşün beklendiği deneyde bu etkilerin CX717 ile dengede tutulması tasarlanıyor. DARPA ilacın uykusuzluğun yaratacağı olumsuzlukları gidereceğini umarken, sonuçların CX717 ile ilgili birtakım sorulara da yanıt getirmesi bekleniyor.

Deneyin sonuçları ne olursa olsun, eugeroic’ler konusunda son söz olmayacağı kesin. Cortex’in elinde benzer, ancak çok daha güçlü çözümler olduğu, GlaxoSmithKline ve Eli Lilly şirketlerinin de bu alanda araştırmalarını sürdürdükleri belirtiliyor.

Bu araştırmaların tümünde uykunun mimari yapısını değiştiren ilaçların geliştirilmesi hedef alınıyor. Uyku uzmanları, elli yılı aşkın bir süredir, uykunun yalnızca uzun süreli bir bilinçsizlik dönemi olmadığını ve bu sürecin farklı beyin durumlarından oluştuğunu biliyorlar.

Gece boyunca kesintisiz bir uyku için bu beyin durumlarının biraraya getirilmesine uyku mimarisi adı veriliyor.

Ağır dalgaların yakalanması

Meslek yaşamının büyük bir bölümünü, modafinil de dahil olmak üzere, uyarıcıların pilotlar üzerindeki etkilerini araştırarak geçiren A.B.D Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı görevlilerinden John Caldwell, geçmişte uyku haplarının uykunun mimari yapısına bulaşmamak üzere tasarlanmalarına karşın, genelde daha sığ olan ikinci aşama uyku lehine, en yararlı ve en derin aşama olan "ağır dalga" uykuyu bastırdıklarına dikkat çekiyor.

Oysa, yeni ilaçlar doğrudan uykunun mimari yapısını etkiliyor. "Ağır dalga" uykuyu çarpıcı biçimde arttıran bu ilaçlardan biri olan ve Merck şirketi tarafından geliştirilen gaboxadol ile ilgili klinik deneylerin üçüncü aşamasında olduğu ve önümüzdeki yıl piyasaya sürüleceği belirtiliyor.

Modafinil, gaboxadol ve Arena Pharmaceuticals şirketinin henüz deney aşamasındaki APD125 gibi ağır-dalga hızlandırıcıları çok daha büyük bir hedefin müjdecileri olma özelliğini taşıyor.

İlaca uyum sağlamak

Daha önce geliştirilen uyku ilaçları beynin tüm amaçlı karartma sistemi olan GABA adlı nörotransmitteri hedef almaktaydı. GABA ile oynanması insanları uyutmanın en kesin yolu olmakla birlikte, bu yöntem birtakım sorunları da beraberinde getiriyordu.

Bu sorunlardan biri, beynin ilaca uyum sağlaması yüzünden çoğunun en çok birkaç gün üst üste alınabilmesiydi. Bir başka sorun da, bu tür ilaçların birçoğunun bağımlılık yaratmasıydı.

Artık uykunun GABA sisteminden ibaret olmadığı biliniyor. Japon şirketi Takeda’nın bu bilinçten yola çıkarak geliştirdiği ve geçen yıl piyasaya sürdüğü ilk GABA-dışı uyku ilacı uykuyu körükleyen melatonin hormonunun etkilerini yaratıyor. GABA sistemine ilişmeyen en az üç başka ilacın da sürümde olduğu belirtiliyor.

Tek seçenek mi?

Tüm bunlar kaçınılmaz olarak uyku ve uyanıklığın, isteğe bağlı olmasa bile en azından zorunlu olduğunda, sağlanabileceği bir topluma doğru hızla yol aldığımızı ortaya koyuyor. Bu yüzden de, uyku uzmanlarının doğal uyku çevrimini bozan ilaçların uzun erimde olumsuz etkiler yaratabileceği yönünde kaygı duymaları hiç de şaşırtıcı değil.

Ne var ki, bu konuda kuşku duyanlar bile artık geriye dönüşü olmayan bir yola girildiğinin farkındalar. Milyonlarca kişi için nitelikli uyku ve üretken uyanıklık çoktandır elde edilmesi güç kavramlar.

Bu insanlar için geceleri çalışma ya da gece yaşamı bir gerçeklik olduğu gibi, "uyarıcı-yatıştırıcı" döngüsü de bildik bir durum. Yolun neredeyse sonuna gelindiğine göre, tek seçenek bunu olabildiğince düzgün ve güvenli bir biçimde uygulamak olsa gerek.

KAYNAK: //www.hurriyet.com.tr/bilim/4596859.asp?gid=50

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al