Aşk ve beyin ilişkisi nasıldır?

Üsküdar Üniversitesi ve NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi’nin birlikte düzenlediği Multidisipliner Eğitim Toplantıları sürüyor. Her hafta farklı konuların ele alınıp incelendiği toplantıların gündeminde bu hafta Bağlanmadan Bağımlılığa giden Aşk ve Aşkın Nörobiyolojisi vardı.

Aşk ve beyin ilişkisi nasıldır?
Paylaş:

Üsküdar Üniversitesi ve NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi’nin birlikte düzenlediği Multidisipliner Eğitim Toplantıları sürüyor. Her hafta farklı konuların ele alınıp incelendiği toplantıların gündeminde bu hafta Bağlanmadan Bağımlılığa giden Aşk ve Aşkın Nörobiyolojisi vardı.

askHer hafta Çarşamba günleri Prof. Dr. Rasim Adasal Konferans Salonu’nda Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, yüksek lisans ve lisans öğrencilerinin yanı sıra NPİstanbul Nöropsikiyatri hastanesi uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen Multidisipliner Bilimsel Eğitim Toplantıları devam ediyor. Bilimsel verilerin ele alınıp değerlendirildiği toplantıların bu hafta gündeminde “Bağlanmadan Bağımlılığa Giden Aşk ve Aşkın Nörobiyolojisi” konusun vardı. Konuya ilişkin bilgiyi katılımcılara NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Serdar Nurmedov verdi. Bağlanma teorisiyle konuşmasına başlayan Nurmedov bireyin ilk ilişkisini yeni doğana bakım veren anne ya da annenin yerini alabilecek temel bakım veren bir diğer bakıcıyla gerçekleştiğini söyledi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Serdar Nurmedov Bağlanma figürünün kim olduğu, nerede bulunabileceği ve nasıl tepki vereceğine dair beklentilerin ve bağlanma figürünün gözünden kendisinin kabul edilebilir olup olmadığına dair temsiller olduğunu vurgulayan Nurmedov, güvenli bağlanmanın gelişiminde bu öğelerin önemli olduğunu söyledi. Erişkinlerde kendiliğin ve diğerlerinin olumlu ya da olumsuz olarak algılanmasından yola çıkarak; güvenli, saplantılı, kayıtsız, korkulu bağlanma olmak üzere dört örüntü olduğunu ifade eden Nurmedov, aşk türlerine ilişkin de önemli bilgiler verdi. Nurmedov aşk türlerini ise şöyle sıraladı: Beğenme/Hoşlanma (Yakınlık) Çılgınca aşk (Tutku) Boş aşk (Bağlanma) Romantik aşk (Yakınlık+Tutku) Arkadaşça aşk (Yakınlık+Bağlanma) Aptalca aşk (Tutku+Bağlanma) Mükemmel aşk (Yakınlık+Tutku+Bağlanma) Aşksızlık Aşkın Nörobiyolojisi, kimyasına ilişkin de bilgi veren Dr. Serdar Nurmedov dopamin, serotonin, oksitosin hormonlarının aşk üzerindeki etkilerini anlattı. DOPAMİN: İnsanı iyi hissettirir, keyif ve zevk verir. SEROTONİN: Dopamin salınımına bağlı olarak azalır ve iştahın kesilmesi, duygu durumdaki değişikliklerden sorumlu. Aynı zamanda obsesif düşüncelerden de sorumludur. OKSİTOSİN: bağlanma yetisi ile ilişkili. VAZOPRESSİN: özellikle erkeklerde sosyal davranışlardan sorumlu. Özellikle başka erkeklere gösterilen saldırganlıktan sorumludur. Aşk sırasında beynin frontal, pariyetal, orta temporal korteksi ve amigdala bölgelerinin birbiri ile etkileşim haline girdiklerini ifade eden Nurmedov aşkın insanı cesur yaptığını söyledi.

AŞK CESURLAŞTIRIYOR

“Ödül merkezinden dopamin salınımı  frontal, pariyetal, orta temporal korteks ve amigdala aktivasyonunu azaltır veya tümden durdurur. Amigdalanın deaktivasyonunda korku azalır. Aşk insanı cesur yapar. Frontal korteksin deaktivasyonunda bir süreliğine muhakeme ortadan kalkar. Mantıklı düşünme yetisi geçici olarak devre dışı kalır. Karşısındaki kişiyi değerlendirirken başvurduğu yargı ölçütleri gevşer. Pariyetal korteks, temporal lobun  bir kısmı ve frontal korteks olumsuz duygulardan sorumludur. Sevilen obje ile yüz yüze gelindiğinde bu bölgelerin etkisizleşmesine bağlı olarak olumsuz duygu gelişimi engellenir.” Multidisipliner Eğitim Toplantısında Uzm. Klinik Psikolog Orhan Gümüşel de “Özelleşmiş ve Kronikleşmiş Performans Anksiyetesi” konusuna ilişkin katılımcıları bilgilendirdi. Şaban Özdemir (NPGRUP)