AŞK KLİNİĞİ AÇILDI!

AŞK KLİNİĞİ AÇILDI!

AŞK KLİNİĞİ AÇILDI!

ASLI ORTAKMAÇ Fotoğraf: CEM UÇAK

Ülkemizin ilk özel nöro-psikiyatri hastanesinde yatarak tedavi gören "aşk hastaları" bile var. Uzmanlar "mutsuz aşk"ı hastalık olarak tanımlıyor ve sevdikleri uğruna yemeden içmeden kesilen âşıkların, aslında aşk rahatsızlığından mustarip olduğunu belirtiyor. İşte Yeni Aktüel'den 14 Şubat'a özel bir hizmet haberi!

Doğu kültüründe aşk, Leyla ile Mecnun hikâyesiyle idealize edilmiştir biraz. Aşk için ölmelidir; yoksa aşk, aşk değildir zaten. Oysa günümüzde pek çok psikiyatr bu ruh halinin aşk değil, bir hastalık olduğunu belirterek Leyla'yla Mecnun'un yürek dağlayan aşklarının kimyasal bir bozukluk olduğunu ve ilaçla tedavi edilebileceğini söylüyor. Örneğin, Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a göre aşkın bazen bir ilaçla canlandırılması ya da başka bir ilaçla yok edilebilmesi mümkün. Prof. Tarhan ünlü Doğu masalı için de şu yorumu yapıyor: "Bazı biyodavranışçılar, Leyla ve Mecnun bugün yaşasaydı çok daha farklı bir aşk öykülerinin olacağını söylüyorlar." Yani, ruh uzmanlarımıza göre sevdikleri uğruna yemeden içmeden kesilen, onu görmeden geçen her anı yaşanmamış sayan âşıklar, aslında aşk rahatsızlığından mustarip birer hasta. Geçen günlerde açılan ülkemizin ilk özel nöro-psikiyatri hastanesinde yatarak tedavi gören hastaları olduğunu söylüyor Prof. Dr. Nevzat Tarhan.
Yine aynı hastanede, "aşk hastalığı" tedavisiyle ilgilenen psikiyatr Dr. Funda Güdücü Sağır'ın psikolog Zehra Erol'la birlikte hazırladıkları "Takıntılı Aşklar" isimli kitapta da aşkın hastalıklı hallerinden örnekler sunuluyor. 14 Şubat vesilesiyle, aşkın gündem oluşturduğu şu günlerde biz de bir hizmet haberi yaparak "aşk hastalığı"nı araştırdık.

"Çok sık rastlıyoruz"

AŞK KLİNİĞİ AÇILDI! 2Psikiyatr Dr. Funda Güdücü Sağır, tanı kitaplarında henüz yerini almasa da popüler psikiyatride "aşk hastalığı"nın artık birçok uzman tarafından kabul edildiğini söyleyerek başlıyor konuşmasına. Böyle bir kitap hazırlamasına neden olan etken de, kendisine danışanlar arasında aşk hastalarına sıklıkla rastlıyor oluşu. "Aslında hastalar, ilk başta ilişkilerindeki sorunlar nedeniyle bize başvurmaz" diyor, "Çoğunlukla anksiyete, depresyon, post-travmatik stres bozukluğundan şikâyet edilir. Konuşma sırasında bu şikâyetlerin yaşadığı ilişkiden kaynaklandığını fark edersiniz. Ya da aile çocuğunu başka sebeplerle getirir. Bu belirtilerin ne zaman başladığını sorduğunuzda, 'İşte o kızı sevdi, kız da yüz vermedi ya, ondan sonra böyle oldu' diye cevap verirler." Aşkın hangi durumda hastalık olarak nitelendirilebileceğini sorduğumuzda, öncelikle sağlıklı aşkı, kendi deyimiyle "olgun aşk"ı tarif ediyor: "Olgun aşk, paylaşanların yaşamlarını bozmayacak şekilde devam eder. Taraflar, ilişkiye ve karşısındakine saygı duyar, yanında olmadığı zaman da onun varlığını hisseder, gerektiğinde fedakârlık yapar, ilişkiye ve sevdiklerine zaman ayırır. Birbirlerine muhtaç oldukları için değil, birbirlerini sevdikleri için görmek isterler. Olgun aşkta, manipülasyon, karşısındakinin yaşamını kontrol etme, sürekli onu yanında isteme gibi takıntılar yoktur." Aslında bu tanımdan aşk hastalığının alarm verdiği durumları çıkarmak mümkün. "Kişi aşkını yaşarken de yaşantısını bozuyor, hayatını aksatıyor; işine, diğer ilişkilerine zarar veriyorsa aşkla alâkalı bir yara, apse var demektir. İşte bu yara aşk hastalığı olabilir" diyor Dr. Sağır. Bu belirtileri duyunca biraz şaşırıyoruz. Âşık olunca herkes biraz hastalanıyor mu yoksa?

Beyinde sıcak leke
Bu noktada, ilişkinin hayatımıza ne derece zarar verdiğini iyi değerlendirmek gerektiğini belirtiyor Dr. Sağır. "İki taraf da sadece birbirini görmek için yaşıyor, aşktan başka bir şey düşünmüyor olabilir. Bundan rahatsız değillerse zaten bir sorun hissedip bize başvurmazlar. Ama taraflardan biri bu hali katlanılmaz buluyorsa ve yaşam dengesi bozulmuşsa, orada aşk hastalığının tedavisi gerekir" diyor. Dr. Funda Güdücü Sağır'a göre böyle durumlarda hastalık tedavi edilmezse, ilişkinin bitmesi bir yana daha ciddi sorunlara da yol açabiliyor. Bu rahatsızlıkları uzman şöyle sıralıyor: "İntihara kadar uzanan sonuçlar var. Depresyon, post-travmatik stres bozukluğu, akut uyum bozukluğu gibi çeşitli psikotik rahatsızlıklar baş gösterebilir. Ayrıca, ruhsal hastalıkların dışında fiziksel hastalıklara da neden olabilir. Bağışıklık sistemini çökertir. İlle verem olacak değil ama bedenin değişik bölgelerinde reaksiyonlar görülür. Aşkından ötürü kişi yemek yiyemez hale gelir, stres yüzünden kortizol üretimi artar, hormon dengesi bozulur, midede ülser çıkabilir, bağırsak bozuklukları yaşanabilir, kalp atımında bozulmalar olur." İşte bu durumlarda Dr. Sağır ve Prof. Dr. Tarhan'a göre ilaç tedavisi çok önemli. Çünkü, öncelikle bedendeki kimyasal ve hormon salgılanmasının dengelenmesi gerekiyor. İntihar eğilimi gösteren ya da aşk hastalığını bağımlılık gibi yaşayanlar içinse hastanede yatarak tedavi öneriliyor.
İster sağlıklı ister hastalıklı olsun, aşkın her beyinde meydana getirdiği değişiklikler var. Fonksiyonel MR incelemelerinde görülen ve beynin orta bölgesinde yoğunlaşan bu değişikliği doktorlar, "sıcak leke" olarak tanımlıyor. Bu lekenin gereğinden fazla "sıcak" olması hastalığa işaret ediyor. "Dopaminde artış gözlenir" diyor Dr. Sağır. Dopamin, kişinin motivasyonunu arttırıyor. Örneğin, alkol bağımlılarında da bu kimyasal çok etkili. Aşkta da kişiyi aşkını düşünmeye, onunla ilgili bir aktivite yapmaya yöneltiyor.

Sözleşmeyle tedavi
Aşık olunduğunda mutluluk hormonu olarak bilinen seratoninde ise azalma görüldüğü söyleniyor. Bu da aşk acısına yol açıyor. Aşkta heyecanı arttıran nöro-adrenalin ise yükseliyor. İşte hastalıklı aşkların tek müsebbibi de bu kimyasallar! Uzmanlara göre antisosyallik gibi bazı kişilik bozuklukları aşk hastalığına neden olduğu gibi bazen de aşk hastalığı kişilik bozukluklarına yol açabiliyor. "Örneğin obsesif bir karakter, aşk ilişkisini takıntılı yaşar. Her üç dakikada bir sevdiğini aramaya kalkar. Ya da aşkın kimyası dolayısıyla normal bir insan takıntılı bir âşığa dönüşebilir" sözleriyle açıklıyor bu durumu Dr. Sağır.
Prof. Dr. Nevzat Tahran ise aşk hastalığı nedeniyle hastanede yatarak tedavi edilen hastaların durumunu özetlerken "Aşk bağımlılığında kişi muhakeme yeteneğini yitirir, kendini harap etme noktasına gelir, düşünemez. Aşkının peşinde koşar" diyor, "bu aşamada rahatsızlığın akıl sağlığı bozukluğu, psikoz, hezeyan gibi tedavi edilmesi gerekir." Prof. Dr. Tarhan'a göre aşk bağımlılığında da beyin madde bağımlılarındaki gibi çalışmaya başlıyor. "Beyinde singulat girüs denen bir bölge var, şekli solucana benzer. Buradaki fonksiyonlarda ciddi bozukluklular oluşur. Tedavi için gerekirse elektrik tedavileri, manyetik tedaviler, elektro şok kullanılıyor." Daha sonraki aşamada hasta taburcu edilirken, onunla bir sözleşme imzaladıklarını anlatıyor Prof. Dr. Tahran. "Evli birine aşık olmuş bir genç kızımız vardı. Hiçbir biçimde bu ilişkiden kopamıyor, sürekli adamı arıyordu. İlk tedavinin ardından, altı aylık bir sözleşme imzaladık. Genellikle bir bilginin içselleştirilmesi, kişiliğin bir parçası haline gelmesi için altı ay geçmesi gerekir. Biz de adamı arayıp sormayacağına, görmeye çalışmayacağına dair söz vermesini istedik. Bu süre zarfında sözünü tuttu. Dolayısıyla hastalık tablosu ortadan kalktı. Çünkü ona duygu denetimini öğrettik."
Haberimizin ardından şairlerle bilim adamları arasında bir tartışma yaşanır mı dersiniz? Aragon'un ünlü "Mutlu aşk yoktur"u dillere pelesenk olmuş olsa da, bilim adamları buna karşılık "Mutsuz aşk, hastalıktır" sözünde ısrar ediyor.

Aşk Hastalıkları
Bağımlı aşklar: Taraflardan biri ilişki yaşadığı kişiyi boğar, her an birlikte olmak ister, beş dakikada bir arar, nerede olduğu ne yaptığı konusunda sürekli haberdar olmak ister, onsuz nefes alamayacağını hisseder. O olmazsa öleceğini düşünür. İlişkinin bitme noktasına geldiğini anladığı anda da hemen bir başkasına geçer. Çünkü, orada bir boşluğa tahammül edemez. Psikolojik savunmaları bunu karşılayamaz. Sonraki ilişkilerde de bu sıkıntılar devam eder.
Obsesif aşklar: Bunlar da karşı tarafı boğar tarzdadır. Kendisinin istediği biçimde aşkın devam etmesini ister, manipülatif bir tarzları vardır. Kontrol ellerinde olsun isterler, burada da yine sürekli aramalar vardır.
Sosyopatik aşklar: Kendisinin uyguladığı eziyete, davranışlara ses çıkarmayan bağımlı yapıda kişileri tercih ederler. Bu ilişkilerde aldatma, şiddet çok yaygındır. Bağımlı kişiler de gider sosyapatları bulur.
Karasevda: Karşılıksız olabildiği gibi karşılığı olsa da, sosyokültürel, dini sebepler ya da başka şehirlerde yaşamak zorunda kalma gibi sebepler yüzünden aşkın ulaşılmaz olduğu durumlarda görülür.

KAYNAK:
//www.yeniaktuel.com.tr/


Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Nikotin bağımlılığı Kalp hastalığı, felç, kanser, akciğer hastalığı ve diğer birçok sağlık durumu riskinizi artırmanın yanı sıra, sigara içmek beynini
  • Özgüven, özsaygı, özdeğer gibi kavramları içeren ego, genler ve stres gibi pek çok faktörden etkileniyor.
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Psikiyatri, ruhsal bozuklukların ve duygusal ve davranışsal bozuklukların kökeni, teşhisi, önlenmesi ve yönetimi ile ilgilenen tıp dalıdır. Bu nedenle
  • Krampların nedenleri nelerdir? Krampların nedeni tuz eksikliği midir? Bu ne kadar doğru? Kramp sırasında ne yapmak gerekir?
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al