E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Alzheimer için geç kalmayın erken tanı önemli

Beyin sağlığını korumada erken tanının ve beyin check-up’un önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Alzheimer’la mücadelede erken tanı önemli dedi.

Alzheimer için geç kalmayın erken tanı önemli

Beyin sağlığını korumada erken tanının ve beyin check-up’un önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Genel sağlık sorunlarının tespit edilmesi için yapılan genel check-up, sağlık sorunlarının belirlenmesinde ve sorunların zamanında önlenmesi açısından önemli. Beyin check-up’ı da beyin sağlığını korunması, olası hastalık ve sağlık sorunlarını önlenmesi açısından aynı derecede önem arz ediyor. Şu anda Alzheimer ile mücadelede en çok üzerinde durulan şey erken tanı. Çünkü tanı koyulduktan sonra yapabilecek fazla bir şey yok. Ama erken tanı koyulursa mesela beyinde yaş grubu normatif veri tabanına göre bellek, dikkat, konsantrasyon durumları nasıl? Bunlara ilişkin ölçekler kullanılıyor. Örneğin unutkanlık ve stres düzeyini ölçmeyi hedefleyen check-up’lar var. Birinci derecede akrabalarda Alzheimer varsa, 40 yaşından sonra unutkanlıklar ve unutkanlıklarda hafif şekilde artışlar gözleniyorsa beyin check-uplarını öneriyoruz. Beyinde küçük damar hastalığı var mı? Beyinde ve kılcal damarlarda odaklar var mı? Bu varsa hemen kan inceltici ilaçlar gerekebilir.”

Beyin için anahtar söz: Kullan ya da kaybet!

Genel beden sağlığı için beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi bazı noktalara önem veriliyorsa, olası bir hastalıkla ilgili önlemler alınıyorsa beyinle ilgili de benzer önlemlerin alınabileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişiye öğrenme, beynini kullanma ile ilgili yöntemler öğretilebilir. Nasıl ki kişi kalbi için bazı şeylere dikkat ediyorsa, yürüyüş yapıyorsa spor yapıyorsa, yediklerine içtiklerine dikkat ediyorsa, beyni için de aynı şeyler geçerlidir. Kişi aktif olarak beynini kullanırsa, bu kişiler Alzheimer ile ilgili bir süreç varsa bile onu erteliyorlar. Yani hastalık 85 yaşından sonraya kalıyor. O nedenle Alzheimer’da kişinin hastalıkla ilgili bilinçli olması, farkında olması ve check-up gibi erken tanı yöntemlerinin ihmal edilmemesi önemli. Biz üniversite ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olarak beyinle ilgili bir slogan kullanıyoruz: “Kullan ya da kaybet” Bu söz; beyin için anahtar ve sihirli kelimedir. Beynimiz kullanırsak açılıyor, kullanmazsak kaybediliyor. Tıpkı kuyu gibi, kuyudan su çekince kuyu açılır. Beyin de kullandıkça açılan bir organdır. Kas stoğumuz var, bunu kullanmazsak eriyor. Beynimizde de böyle bir altyapı ve kapasite var. O kapasiteyi kullanırsak gelişiyor ve canlı kalıyor” diye konuştu.

Sağlıklı beyin için bu önerilere kulak verin

Beyin sağlığını korumada doğru ve dengeli beslenmenin önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynin en çok ihtiyaç duyduğu vitaminler uzun ömürlü ağaçların meyvelerinde var. Zeytin, incir, badem ve ceviz gibi. Tabi bunlarda tüketilen miktara dikkat etmek gerekiyor. D vitamini de önemli. Biz güneş alan bir bölgedeyiz ama D vitamini hep düşük çıkıyor. Çünkü kapalı yerlerde yaşamayı seviyoruz. Beyin sağlığı için aşırı kilodan kaçınmak gerekiyor. Beden Kitle İndeksi’nin yaş grubu içerisinde olmasına dikkat etmek lazım. Hareketli yaşam da önemli” dedi.

Mutlu olmak ve keyif almak önemli

Beyin sağlığı ve ruh sağlığı için mutlu olmanın ve keyif almanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tavsiyelerini şöyle sıraladı:

“Nobel Ödülü alan tek psikiyatrist olan Eric Kandel, güzel bir örnek. Mayıs ayında kendilerini Türkiye’de davet ettik. 90 yaşında, çok dinç. Kilolu değil. Kendisine sordum; ‘Hocam siz bu kadar dinç olmanızı neye borçlusunuz? Bu kadar üretkensiniz. Hala kongrelere geliyorsunuz.” Cevap olarak bana ‘Ben her şeyden keyif almaya çalışırım’ dedi. Burası çok önemli. Aslında her şeyin başı küçük şeylerden mutlu olmak ve sıradan şeylerden mutlu olmayı bilmek. Bunlar aynı zamanda ruh sağlığının temel ilkeleridir. Sıradan şeylerden mutlu olmak yani minnettarlık eğitimi de denilen kavramı öğretmeye çalışırız.

Bizim kültürümüzde şükür diye geçen kavram minnettarlıktır. Bir diğer özellik de dünyayı değiştirmek yerine kendinizi değiştirmek. Bizim kültürümüzde yer alan, Anadolu irfanından gelen ve tasavvuf öğretisinde de önemli yeri olan iki sihirli kelimemiz var; sabır ve şükür. Birincisi Eric Kandel’in söylediği şükrün bir tezahürü aslında. Küçük şeylerden zevk alabilmek ve her şeyden keyif almaya çalışmak. İkincisi de insanını gücünün yetemediği konularda tahammüllü olabilmesi, sabırlı olabilmesi, kabullenici olabilmesi ve kendini Tanrı kompleksine sokmaması. Yani ‘Her şeyi ben yaparım, ben başarırım ve güçlüyüm’ ya da ‘Hep başarmalıyım, hep önde olmalıyım, hep en iyi olmalıyım’ şeklindeki düşünceler kimi zaman çok yıpratıcı olabiliyor. Bundan da kaçınmak gerekiyor.”



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: