Akran Zorbalığı ergen beynini nasıl etkiliyor?

Taş ve sopa kemiklerinizi kırabilir, ancak bir lakapla çağrılmak uzun vadede çok daha ağır hasarlara sebep olabiliyor.

Akran Zorbalığı ergen beynini nasıl etkiliyor?

Taş ve sopa kemiklerinizi kırabilir, ancak bir lakapla çağrılmak beyin yapısını değiştirebilir. 12 Aralık’ta (2018) Molecular Psychiatry’de yayımlanan araştırma, lise çağında görülen sürekli zorbalığın; yalnızca psikolojik anlamda travmalar yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda da gelişmekte olan beyinde uzun süreli hasarlara sebep olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışmada kullanılan veriler, yaşları 14 ila 19 arasında değişen Avrupalı ergenlerden elde edilen mental sağlık ölçekleri ve beyin taramalarının toplandığı; genç beyin gelişimi ve zihinsel sağlık üzerine odaklanan uzun süreli bir çalışmadan alındı. İngiltere, İrlanda, Fransa ve Almanya’dan 682 genç insanın verilerinin kullanıldığı araştırmada, ekip, bu yıllarda kronik zorbalığa maruz kalmış toplamda 36 kişiyi belirledi.

Araştırmacılar, zorbalığa maruz kalmış katılımcıların verilerini daha az yoğunlukta zorbalığa maruz kalmış bireylerle karşılaştırdığında, beyin yapılarında farklılıklar olduğunu gözlemledi. Çalışmanın uzunluğu boyunca belirli bölgelerde, kronik zorbalığa maruz kalmış bireylerin beyinlerinin boyut anlamında daha küçülmüş olduğu görüldü.

Beyindeki küçülme örgüsü özellikle de putamen ve kaudat olarak bilinen iki beyin bölgesinde gözlemlendi. Bu değişim, erken yaşam stresi deneyimlemiş, örneğin; çocukluğunda kötü muameleye maruz kalmış yetişkinlerin beyninde meydana gelen değişimleri hatırlatıyor bize.

Araştırmacılar, 19 yaş düzeyinde görülen aşırı zorbalığa maruz kalma ve genel anksiyete düzeyindeki yükseklik arasındaki ilişkiyi kullanarak bu değişimleri kısmen açıklayabileceklerini düşünüyor ve bu durum diğer stres türleri ve eşlik eden depresif belirtiler kontrol edildiğinde bile doğruydu. Bu bağlantı, anksiyete sahibi bireylerde kaudat ve putamen aktivasyonunun bağlantısında ve aktivasyonunda farklılıklar gösteren daha önceki fonksiyonel MRI çalışmaları ile de desteklenmektedir.

Araştırma ekibi, bütün bu küçülmelerin, mental bir hastalığın işareti olabileceğini ya da en azından 19 yaş düzeyindeki gençlerin neden bu denli alışılmadık derecede yüksek anksiyete seviyesi gösterdiğini açıklamaya yardımcı olabileceğini düşünüyor. Her ne kadar geçmişte yapılan çok sayıdaki çalışma çocukluk ve ergenlik zorbalığını mental bir bozuklukla ilişkilendirmiş olsa da bu çalışma, acımasız bir akran-zorbalığının esasında beyin yapısında bir değişikliğe sebep olarak bir gencin mental sağlığını etkileyebildiğini gösteren ilk araştırma olma ünvanına sahip.

Sonuçlar, esasında endişeleri de beraberinde getiriyor. Çünkü ergenlik dönemi sırasında, genç bir bireyin beyninin büyüme anlamında “patlama” yaşadığı bir dönemdir. Her ne kadar bu aşırı büyüme için geçirilen budama dönemi, beyin için normal olsa da, kronik zorbalığa maruz kalanlarda bu budama süreci kontrolden çıkmış olarak görünüyor.

Ergenlik yılları, kişinin yaşamındaki en önemli ve biçimlendirici süreçtir. Bu süreçte böylesi önemli değişimlerin yaşanması ise iyiye işaret etmez. Araştırma ekibi, bu çocukların büyüdükçe, beyinlerinde daha fazla büzüşmeyi deneyimleyeceğinden şüpheleniyor. Ancak, bu önseziyi doğrulamak istiyorsak daha uzun süreli bir çalışma yapılması gerekecek. Bu süreçte ise, bir gencin beynine ve mental sağlığına zarar vermeden önce zorbalığı sınırlamak için her türlü tedbiri almak gerekiyor.

BİLİM FİLİ



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: