AİLE HEKİMLERİ EĞİTİLMELİ

AİLE HEKİMLERİ EĞİTİLMELİ

NP GRUP

Prof. Dr. Tarhan, ruh ve benden sağlığının ayrılmaz bir ikili olduğunu özellikle büyük kentlerde toplum ruh sağlığında bozulmalara yol açtığını söyledi.

 


İstanbul'da aile hekimliği sistemine geçeli henüz 2 ay oldu. Ufak tefek aksaklıklar olsa da sistem işlemeye devam ediyor. Ancak vatandaşların çoğu halen bu sisteme alışamadı. Kimi aile hekimini hâlâ bulamadı kimi ise gitmiyor.

Hisar hastanesinde yapılan panelde Aile Hekimliği ve Özel hastaneler masaya yatırıldı. Yapılan panelde Prof. Dr. Sabahattin AYDIN (Medipol Üniversitesi Rektörü), Prof. Dr. Ali İhsan DOKUCU (İstanbul İl Sağlık Müdürü), Prof. Dr. Nevzat TARHAN (NP Hast. Yönetim Kurulu Başkanı), Op. Dr. Reşat BAHAT (OHSAD Başkanı), Doç. Dr. Kemal MEMİŞOĞLU (Fatih Sultan Mehmet Hastanesi Başhekimi), Yrd.Doç.Dr. Haluk ÖZSARI (İstanbul Ün. Hastaneleri Genel Direktörü), Uzm. Dr. Rıdvan ŞAHİN (TAHUD Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi) konuşmacılar olarak yer aldı.

AİLE HEKİMLİĞİNDE RUH SAĞLIĞINA GEREKEN ÖNEM GÖSTERİLMELİ!


Panelin konuşmacıları arasında yer alan Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise, ruh ve benden sağlığının ayrılmaz bir ikili olduğunu özellikle büyük kentlerde toplum ruh sağlığında ki bozulmaların büyük sorunlara yol açtığını ve bu nedenle aile hekimlerinin ruh sağlığı konusunda da eğitim almaları gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, toplumda psikiyatrik sorunların delilik olarak görüldüğünü ve psikiyatrlara da deli doktorları olarak bakıldığını bu anlamda aile hekimlerin ruh sağlığı konusunda bilinç oluşturmasının önemli bir nokta olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile hekimliği uygulamalarının toplumun ruh sağlığı ve psikiyatri ile olan ilişkisini ele aldı. Prof.Dr. Tarhan birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel görevlerinden biri olan koruyu sağlık hizmeti sunulması konusunda ruh sağlığının önemli bir yeri olduğuna dikkat çekti. Aile hekimliği uygulamalarında hasta ile ilk olarak temas kuran aile hekiminin sorumlu olduğu bölgedeki ruh sağlığı bilincinin yerleşmesi konusunda etkin çalışması gerektiğini ifade etti.

Bunun sağlanabilmesi için de tüm aile hekimlerinin koruyucu ruh sağlığı uygulamaları ve hastanın psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymak adına önceliklendirmesini yapabilmesi için bu konuda eğitim programlarının düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Toplumda yaygın olarak yer alan, psikiyatrik tedavi gören kişilerin etiketleneceğine dair olumsuz düşüncenin ancak toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi ile mümkün olacağını, bu sebeple de hastalarla doğrudan temas halinde olacak olan aile hekimlerinin bu olumsuz ön yargının değişmesi adına etkin şekilde çalışması gerektiğini vurguladı.

Aynı zamanda Prof. Tarhan, 2010 yılında Dünya Sağlık Örgütünün önemle üzerinde durduğu ruh ve beden ilişkisi konusunda ayrıntılı bilgiler verdi. Toplumsal düzeyde ruh sağlığı zemininde önemli adımlar atılmadığı sürece, bu bağlamda ruh sağlığı konusunda koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin efektif olarak yapılandırılmadığı sürece tam bir iyilik halinden söz edilemeyeceğini ifade etti. NPİSTANBUL Hastanesi’nin toplumda bu bilincin oluşturulması için geçmişten bu güne sunduğu hizmetler konusunda, bundan sonraki süreçte de kurumsal olarak üzerine düşen görevi sonuna kadar yerine getireceğini söyledi.

İstanbul İl Sağlık Müdürü Ali İhsan Dokucu, aile hekimliği sisteminin sadece hizmetlerin ücretsiz olarak vatandaşların ayağına götürülmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda düzenli bir kayıtla sağlık yöneticilerine iyi bir veri kaynağı da oluşturacağını söyledi. ''Aile hekimliği ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, insanları motive etmekte ve belli bir noktaya sürüklemekte'' diyen Dokucu, İstanbul'un aile hekimliği uygulamasına geçen 69. il olduğunu belirtti.

"Aile hekimliğinde hastane ilişkileri" konulu panelde önemli isimler biraraya geldi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Ali İhsan Dokucu, aile hekimliği sisteminin sadece hizmetlerin ücretsiz olarak vatandaşların ayağına götürülmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda düzenli bir kayıtla sağlık yöneticilerine iyi bir veri kaynağı da oluşturacağını söyledi. Dokucu, İstanbul'da 1980'li yıllarda 35 sağlık ocağı bulunduğunu, 100 küsur hekimin çalıştığını belirterek, bu sayının 2003'te 217 sağlık ocağı ve 672 hekime çıktığını kaydetti.

Büyük bir gayretle bu noktanın belli bir seviyeye getirildiğini vurgulayan Dokucu, 217 olan sağlık ocağı sayısının 31 Ekim 2010 tarihi itibariyle 764'e çıkarıldığını aktardı.

İstanbul'da sağlık ocağında varılması planlanan rakamın 899 olduğunu dile getiren Dokucu, ''Bu, İstanbul'un 900 ayrı noktasında 2 ila 6 arasında hekimin çalıştığı merkezlerde insanların yürüyerek erişebilecekleri, temel sağlık hizmetleri alabilecekleri, tamamen ücretsiz olarak kurgulanmış bir hizmeti ayağına götürmektir. İstanbul'un ulaşabildiği iyi rakamlardan biri diye düşünüyorum'' dedi.

VÜCUTTAKİ YAĞ ORANI MİKTARI BİLE AİLE HEKİMİ KAYTLARINDA YER ALACAK!

Dokucu, aile hekimliği ile temel sağlık hizmetlerinde bir miktar daha ileri gidebilmeyi hayal ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

''Aile hekimliğine geçişle beraber, sağlık ocağı otomasyon sisteminin tamamının kayıt altına alındığı, vatandaşların tamamının bir aile hekimi tarafından bütün parametrelerle takip edilebildiği ve o kişiye ait hastalıkların, raporların kayıt altına alınıp online olarak görülebildiği bir sisteme geçiyoruz. Sistemde, aile hekimine kayıtlı hastanın tüm bilgileri, geçirdiği hastalıklar ve hatta beden kitle endeksi ölçümleri yani kişinin bel çevresinde ki yağ oranı bile hekimin Kayılarında yer alacak.

Bu sistem öyle bir sistem olacak ki, önümüzdeki birkaç yıl verilerini çok daha net olarak görmeye başlayacağız. Bütün verilerin sağlık yöneticilerinin önüne aktığı ve planlama açısından son derece önemli verilerin karşımıza geldiği bir yapıya dönmüş olacak. Bu aile hekimliği yapılanması sadece hizmetlerin ücretsiz bir şekilde vatandaşların ayağına götürülerek yapılmasını getirmeyecek, aynı zamanda düzenli bir kayıtla sağlık yöneticilerine iyi bir veri kaynağı da oluşturacak.''

HEKİM SAYISI YETERSİZDİ O YÜZDEN AİLE HEKİMLİĞİ DAHA ÖNCE BAŞLAMADI

İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da, her aile hekimine kayıtlı 2 ya da 3 bin hasta olacağını söyledi.

Prof. Dr. Sur, bu hekimlerin, kişinin sağlığından sorumlu doktorlar olacağını, hastanın her durumda gidip bu doktora danışabileceğini, doktorun da hastayı hayatı boyunca izleyeceğini kaydetti. Bu modelin dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde, Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamında uygulandığını dile getiren Sur, Türkiye'nin bu sisteme daha önce geçmek istediğini ama hekim sayısının yetersizliği nedeniyle geçemediğini anlattı.

ALMANYA'DA SİSTEM ÇÖKÜYOR

Almanya'da da aile hekimleri artık kendisine başvuran hastanın şikayetlerinin nedenini anlayabilmek için ayrıntılı değil, daha basit ve ucuz tahlillere başvurmaya başladı. Aksi takdirde kendisine izin verilen bütçeyi aşmak ve aştığı miktarı cebinden ödemek zorunda kalması söz konusu. Bu yüzden sistemin bu ülkede çöktüğü ileri sürülüyor.

ALMANYA'DA AİLE HEKİMLİĞİ NASIL BAŞLADI?

Almanya'da 1980 yılından itibaren aile hekimliği için uzmanlık eğitimini seçmek isteyen doktorlar için zorunlu bitirme sınavı uygulanmaya başlanmıştı. 1994 yılından itibaren de birinci basamakta çalışacak olan hekimler için aile hekimliği uzmanlık eğitimi zorunlu hale getirildi. İlk aile hekimliği kürsüsü 1976 da Hannover Tıp Fakültesi’nde açılmıştır.

Bugün 24 tıp fakültesinde aile hekimliği kürsüleri bulunuyor. Tıp fakültelerindeki aile hekimliği kürsüleri tıp öğrencilerine de ders vermektedirler ve bu dersler zorunlu dersler kapsamında ele alınıyor. Aile hekimlerinin diğer dal uzmanlarına oranı %45-50 dolayında.

Hastalar dosyalarını teslim ettikleri aile hekimlerine en az 3 ay bağlı kalmakla yükümlü.

Aile hekimleri gerekli görürlerse, hastalarını diğer uzmanlara veya hasteneye sevk edebiliyor.

Ancak Almanya'da aile hekimlerinin bütçe nedeniyle ucuz tahlillere yönelmesi, doğru tanıların konulmasını engelliyor. Ülkede aile hekimliği sisteminin ise kalkacağı iddialar arasında.
 

AİLE HEKİMLİĞİ İLE İLE İLGİLİ HABERTÜRK'ÜN HAZIRLADIĞI HABERE //www.haberturk.com/saglik/haber/589014-avrupada-aile-hekimligi-cokuyor ADRESİNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ...

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al