Ağır Muhafazakar Sendromu nedir

Mitt Romney kendine zarar veren sözler kullanmak konusunda doğuştan yetenekli. "Ağır muhafazakâr bir valiyim " dedi. Peki nedir bu Ağır Muhafazakâr Sendromu?

Ağır Muhafazakar Sendromu nedir

Mitt Romney kendine zarar veren sözler kullanmak konusunda doğuştan yetenekli. "Ağır muhafazakâr bir valiyim " dedi. Peki nedir bu Ağır Muhafazakâr Sendromu?

sendrom10 Şubat'taki Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı'nda "ağır muhafazakâr bir vali" olduğunu söyleyerek bunu tekrar gösterdi. The Atlantic'ten Molly Ball'un işaret ettiği üzere, Romney "muhafazakârlığı bir hastalıkmış gibi tarif etti". Aslında bu doğru. Pennsylvania Üniversitesi Dilbilim Profesörü Mark Liberman, "ağır" zarfının ardından en çok gelen sözcüklerin listesini çıkardı. İngilizcedeki kullanım sıklığına göre ilk beş sözcük: Engelli, depresyonda, hasta, sınırlanmış ve yaralı. Belli ki Romney'in kastettiği bu değil. Ama insan Cumhuriyet Parti'deki başkan adaylığı yarışına bakınca, bunun Freudyen bir dil sürçmesi olup olmadığını merak ediyor. Zira çağdaş Amerikan muhafazakârlığında bir şeylerin çok ters gittiği açık. Public Policy'nin anketine göre şu anda Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerine katılan geleneksel seçmenlerin en beğendiği aday olan ve Romney'in 15 puan önünde giden Rick Santorum'dan başlayalım. İnternet girebilen herkes Santorum'un daha çok, eşcinsellik, ensest ve hayvanlarla cinsel ilişki konusunda 2003'te söylediği sözlerle tanındığını bilir. Ama tuhaflıkları bununla kalmıyor. Örneğin, Santorum geçen yıl "Hıristiyanlıktan nefret eden Amerikan solu"na karşı Orta Çağ'daki Haçlı Seferleri benzeri saldırıyı destekledi. Tarihsel konular bir yana (imansızlara ve Yahudilere yönelik birkaç katliamın arkadaşlar arasında lafı mı olur?), 21'inci yüzyıldaki bir kampanyada bunun işi ne? İş sadece cinsellik ve dinle de bitmiyor: Santorum ayrıca iklim değişiminin "devletin hayatımızı daha fazla kontrol etmesi için" "güzelce tezgâhladığı bir dolap"ın parçası ve düzmece olduğunu söyledi. Bu komplo teorilerini sadece onun dile getirmediğini söyleyebilirsiniz. Ama sorun şu ki, Cumhuriyetçiler arasında saçma fikirler neredeyse kural haline gelecek kadar yaygınlaştı. Bir de, 1990'larda kendi adına basılan ırkçı (ve komplo zihniyetli) bültenler ile İç Savaş ve Yurttaşlık Hakları Yasası'nın hata olduğuna dair açıklamaları iyi bilinmesine rağmen, Maine'deki parti içi seçimde kıl payı ikinci gelen Ron Paul var. Belli ki partisinin tabanının büyük kısmı, Paul'un aşırı uçta olduğu düşünülebilecek bu görüşlerden rahatsız değil. Son olarak, toplumla duygusal bir bağ kurma konusundaki apaçık başarısızlığına rağmen muhtemelen adaylık yarışını kazanacak olan Romney var. Tabii, gerçek şu ki Romney "ağır muhafazakâr bir vali" değildi. Onun temel başarısı, Başkan Obama'nın imzasıyla kanunlaşan sağlık reformuna tüm önemli yönleriyle benzeyen bir sağlık reformunu, dört yıl önce kendi eyaletinde gerçekleştirmesiydi. Mantıklı bir siyasi ortamda, Romney'in kampanyası bu başarı üzerine odaklanırdı. Oysa Romney Cumhuriyetçilerin başkan adayı olmaya çalışıyor ve şahsi görüşleri ne olursa olsun ön seçimlerde oy veren ve hem kastettiği hem de kastetmediği anlamda ağır muhafazakâr olan seçmenleri kazanmak zorunda. Yani valilik görevindeki performansına güvenemez. İnsanlar o konuda zor (ve yerinde) sorular sormaya başlamadan önce, Romney iş yaşamını da fazla ön plana çıkarmıyordu. Bunun yerine, seçim konuşmalarında neredeyse tümüyle muhafazakâr tabanın hezeyanlarına hitap edecek şekilde tasarlanmış hayallere ve yalanlara bel bağladı. Hayır, Başkan Obama Romney'in geçenlerde bir kez daha söylediği gibi, "başkanlık dönemine Amerika için özür dileyerek" başlayan biri değil. Ama Washington Post'un İnceleme köşesindeki tabirle bu "Pinokyo Yalanı", Romney'in kampanyasının tam merkezinde. Amer ika n muha fa za kâ rl ığ ı gerçeklerden ve mantıktan nasıl bu kadar uzaklaştı ve hatta bunlarla zıtlaşır oldu? Zira hep böyle değildi. Sonuçta Romney'in unutmamızı istediği sağlık reformu, ilk olarak (muhafazakâr) Heritage Vakfı'nda tasarlanan bir modeli esas aldı. Benim kısa açıklamam şu: Muhafazakâr ekonomi görüşleri olanlarla, onların hizmet ettiği zengin destekçilerinin çoktandır sürdürdüğü dalavere kötüye gitti. Cumhuriyetçi Parti onlarca yıldır seçimleri, sosyal ve ırksal anlaşmazlıklara oynayarak kazandı ve her zaferin ardından devlet kontrollerinin kaldırılmasına ve zenginlere yönelik vergi indirimlerine başvurdu. George W. Bush eşcinsel evliliği yapmış teröristlere karşı ABD'nin savunucusu rolü oynayarak yeniden seçildikten sonra halktan sosyal güvenliği özelleştirme yetkisi aldığını açıklayınca, bu süreç doruğa çıktı. Ama zamanla bu strateji, tüm bu saçmalıklara gerçekten inanan bir taban yarattı ve parti seçkinleri artık kontrolü kaybetti. Sorun şu ki, günümüzün iç karartıcı Cumhuriyetçi Parti'si (iç karartıcı olduğunu düşünmeyen kaldı mı?) kazara oluşmadı. Ekonomiye dair muhafazakâr fikirleri olanların oynadığı ikiyüzlü oyun geri tepti. Parti "ağır" muhafazakârlıktan en kötü şekilde etkileniyor. Ve hastalığın tedavisi yıllar alabilir. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Hayatın deneyleri ve darbeleri bazılarımızı olgunlaştırır, bazılarımızı imha eder. Herkes iki yoldan birini seçmek zorundadır. Ya olgunlaşacağız ya da
  • Günümüz şartlarında aldatmanın tanımı biraz karıştı. Facebook, internet, sosyal ortamlar ve iş ortamları...
  • Güneşli hava mutlu ediyor. Değişen hava koşulları psikolojimizi etkiliyor. Termometre değerleri psikolojimizi nasıl etkiliyor?
  • Sorumluluk sahibi herkes eko anksiyete yaşayabilir… İşte eko anksiyete belirtileri…
  • Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik, çiftlere yapılan bebek ile ilgili baskıların olumsuz yanıtla sonuçlandığını söylüyor.
  • Bu ilişki bitti! Her ne sebeple olursa olsun eski sevgiliniz sizinle romantik bir ilişkiye devam etmek istemiyor. Bunu anlayıp kabul ettikten sonra iy
  • Randevu Al