E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

YALAN SÖYLEYENLER...

YALAN SÖYLEYENLER...

Milliyet Cadde

Yalan nedir, neden söylenir. NP İstanbul Hastanesi'nin uzmanları Milliyet Gazetesi'nin Cadde eki için anlattı:

 


Kişi, iç dünyasıyla dış atkenler arasında uyum yakalamak ister. Bu uyumu iletişim, onun sağlıklı tepkiler vermesiyle belirlenir. Uyum sağlanmazsa kişilik sorunları akla gelmelidir.

NP İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi'nden Uzman Psikolog Neşe Özkarslı, yalan söyleyenlerde görülen kişilik bozukluklarını anlattı.

Anti-sosyal kişilik bozukluğu: Davranışlarından kaygı hissetmemeleri onları başarılı bir yalancı yapar. İstek ve hedeflerine ulaşabilmek için her yolu deneyebilir, başkalarına zarar verebileceği düşüncesinden yoksun olarak sınırsız davranışlarda bulunabilirler. Anlık davranışları haz alma eğilimiyle gerçekleştiği için kontrol mekanizmaları gelişmemiştir. Erteleme ve sabır onlardan uzaktır. Suçluluk hissetmez, tehlikelerden korkmaz ve geçmişten ders almazlar.

Histriyonik kişilik bozukluğu: Bu insanlar, yalan söylemeyi cinsel sapkınlıkları yoğun yaşar. Histerik insanlar için, ilgi toplamak amacıyla hareket ederken dürüstlükten uzaklaştıklarını ve reddedilmeyi tehdit edici bulduklarını söylemek tersiz olmaz. Bu insanlar, gerçek çizgisini zaman zaman kaybedebilir. Yalanlarını dikkat çekmek, ilgi odağı olmak, dramatik bir ortam yaratmak, insanların onları sevmelerini sağlama amacıyla söylerler.

Border-line (sınırda) kişilik bozukluğu: Kendine zarar verebilen, düşünmeden hareket eden kişilerdir. İlişkileri son derece yüzeysel gelişir. İlişkilerinde bir gün övüp göklere çıkardığı kişiler ertesi gün dünyanın en kötü kişisi oluverir. Bu da tutarsızlık yaşamalarına neden olur. Dileklerinin gerçekleşmesi için yarattıkları fanteziler çok inandırıcıdır. Cinsel istismar veya tecavüz gibi yalanlar söyleyebilirler. Alkol, madde kullanımı sıklıkla görülür. İftira, tehdit savurma şeklindeki davranış görüntüleri çok belirgindir.

Narsisist kişilik bozukluğu: Görünüşte mükemmel olmalarına rağmen benlik saygıları düşüktür. Benlik saygılarını korumadaki güçlük, başarısızlığa karşı hassasiyetlerini artırmış, depresif ve öfkeli davranışlarında artışa neden olmuştur. Kendileriyle ilgilenir, başkalarının ihtiyaçlarına duyarsızlaşırlar. Bu nedenle istismar davranışı belirgindir. Dünyayı kendi pencerelerinden değerlendirir, başkalarıyla ilgilenmezler.

Dış dünyayı kişisel algılar ve gerçeği fazla sorgulamazlar. Tüm ihtiyaçlarını kendilerine göre düzenlerler. Güç, onlar için önemlidir ve bu nedenle otorite sağlayan mevkilerde çalışmaya can atarlar. Planlarının dışında gelişen bir olayla karşılaşırlarsa öfkelenir ve suçlama davranışı gösterirler. Kandırıldıklarını, yanlış anladıklarını, şartların değiştiğini iddia ederler. Herkes tarafından beğenilme arzusu ve güçlü olma isteği yoğun olarak hissedilir.