E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

TEMPO SÜREKLİ ARTIYOR

TEMPO SÜREKLİ ARTIYOR

CUMHURİYET BİLİM TEKNİK EKİ

Beslenmek zaman alıyor, tıpkı bize iyi gelen birçok şey gibi. Örnek? Yavaş, faydalı yiyecekler, kademeli detoks, daha tasasız, düşünme zaman ayıran bir hayat gibi. Ancak modern hayata yine de hız egemen.

 

Birçoğumuz gidişatı yavaşlatmanın mümkün olmadığını düşünüyor. Teorik fizikçi Geoffrey West'in Times dergisine açıkladığı gibi, "Şehirler büyüdükçe her şey hızlanmaya başlıyor. Doğada bunun bir örneği yok.

Boyutuyla orantılı olarak fareden daha hızlı giden bir file benziyor bu". Daha hızlı demek, daha iyi demektir. Üstelik her saniyenin önemi var. İnternet aramalarında daha tuşlara basarken sorguyu tahmin edip sonuçları göstermeye başlayan Google Instant'la ilgili olarak bunu Google da düşünmüştü. Google bu aracın toplamda insanlara her gün 3,5 milyar saniye kazandıracağını hesaplamıştı. Peki, kazanılan bu saniyeler neye yarıyor? Bir fincan kahveyle rahatlamaya yaramadığı kesin.

Amerika'daki kahve dükkânlarının çoğu eskiden (genellikle de dizüstü bilgisayarınızla) saatlerce oturup bir macchiato fiyatına gününüzü geçirebileceğiniz yerlerdi. Oysa New York'taki Café Grumpy ve Stumptown Coffee Roasters gibi sayıları giderek artan mekânlar artık rahat koltukları, büyük masaları ve prizleri boş veriyor ve İtalya'daki benzerlerine dönüşüyor.

Yani hızlı bir dinlenme molası için birer espresso içebileceğiniz yerler olup çıkıyor. Stomptown'un bar tezgâhına sık sık uğrayan Matthew Schnepf'in The New York Times'a belirttiği gibi, "Öyle ahım şahım bir olay değil". Üstelik bir zamanlar dizüstü bilgisayarlarının başında vakit geçiren bu insanların birçoğu herhalde artık blog da yazmıyor.

Özellikle Facebook ve Twitter'de hızlı güncellemeleri tercih eden genç nesil için bloglar cazibesini yitiriyor. Yeni araştırmalara göre 2006-2009 arasında, 12-17 yaş grubu için blog yazma oranı yarı yarıya düşmüş. Eski blogcular da uzun uzun yazamayacak kadar meşgul olduklarını aktarmışlar.

Uzakdoğu'da borsacılar mola veremeyecek kadar yoğun. Bölgedeki hızla büyüyen piyasalar, alım satım işlemlerini 90 mikrosaniyede bitiren hızlı makinelere geçiyor ve uluslararası yatırımcıları çekmek için birbiriyle yarış ediyor. Hong Kong da işlem saatlerini uzatıp öğle arasını kısaltacağını duyurdu.
Singapur'sa bu molayı hepten kaldırıyor.

Credit Suisse'in Asya-Pasifik bölgesindeki müşterileri için elektronik hisse alım satımlarını denetleyen Hani Shalabi, "Yemek için bile masamızdan ayrılmıyoruz" diyor. Hızlı olmayı yalnızca borsacılar hedeflemiyor. Güney Kore en hızlı internet bağlantısına sahip olmakla övünse de hükümet daha çok hızlanmak istiyor.

Önümüzdeki yılın sonuna kadar ülkedeki her evi, saniyede bir gigabaytla internete bağlamayı planlıyor. The New York Times'ın haberine göre bu, mevcut ulusal standartlarda on kat artış demek. Samsung Electronics firmasının sözcüsü Kiyung Nam, "Her şey içeriği ne kadar hızlı alabildiğinizle ilgili. İnsanlar ayaküstü bile içeriği indirip keyfini sürmek istiyor" diye açıklıyor The New York Times'a. Bu işin sonunda duvara toslayacak mıyız?

Belki. Ama buna da hızla uyum sağlarız. West, hiçbir şeyin daima yükselişte olamayacağını biliyor. Ona göre insanlık tarihi, amansız büyümeyle sınırlı kaynaklar arasındaki sürekli gerilimin tarihidir. Üstelik bu kaynaklar zaman geçtikçe daha da hızlı tükeniyor. Bizi ne kurtarır? West, tek umudun sürekli (ve daha hızlı) yenilik olduğunu belirtiyor. "Giderek hızlanan bir yürüme bandında koşmak gibi" diyor.