E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ŞİZOFRENLER ZORLANIYOR

ŞİZOFRENLER ZORLANIYOR

Psikohayat Dergisi 8. Sayısı Ekim-Kasım-Aralık  / Medikal newstoday.com

Şizofrenler sabır gösteremedikleri hiçbir şey yapamayabilirler. En çok iş hayatında zorlanırlar.

 


Uzman Psikolog Fatih Dane anlatıyor:

Özellikle iş hayatında birçok zorluk yaşayan şizofrenler sabır gösteremedikleri için zamanlarının çoğunu hiçbir şey yapmadan geçirebilirler.

Şizofreni kavramı ilk olarak iki Avrupalı psikiyatrist, Emil Kraepelin ve Eugen Bleuler tarafından tanımlanmıştır. Kreapelin ilk olarak şizofreninin ilk ismi olan dementia praecox (erken bunama) kavramını 1898'de öne sürmüştür. Kraepelin'in bu hastalarda gördüğü belirtiler arasında; halüsinasyonlar, sanrılar, negativizm, dikkat bozukluğu, kalıplaşmış davranışlar ve duygusal bozukluklar gözlenmektedir.

Geçmişten bugüne tanımlanmasında yaşanan değişimler ile şizofreni, düşünce, duygu ve davranışlarda bozukluklarla ortaya çıkan bir grup psikotik bozukluktur. Motor faaliyetlerde farklılıklar vardır, uygunsuz ya da donuk duygulanma görülür. Bu bozukluk hastanın diğer insanlardan ve gerçeklerden sıklıkla varsanı (halüsinasyon) ve sanrılara (hezeyan) kaçmasına neden olur ve hastalık farklı formları ile karşımıza çıkar.

ŞİZOFRENİ BELİRTİLERİ FARKLILIK GÖSTERİYOR

Şizofrenide kişide yaşanan farklılıklar, pozitif ve negatif belirtiler olarak tanımlanır.

Hastalıkta görülen pozitif belirtiler; konuşmada düzensizliklerle kendini gösterir. Hastanın ne söylediğini anlamak mümkün değildir. Şizofrenide sanrılar vardır. Çevreden kötülük göreceğini düşünme, sahip olmadığı düşüncelerin dıştaki biri tarafından aklına yerleştirilmesi gibi düşünceler hâkimdir. Hasta düşüncelerinin çevreye yayınlanması, düşüncelerinin başkaları tarafından beklenmedik bir zamanda aniden çalınması, kontrol edilmesi, yönlendirilmesinden endişe duyar. Hatta belirli bir şekilde davranması için dıştaki bir güç tarafından kendisine dayatıldığını düşünebilir. Şizofren hastalarda dünya, farklı bir gerçeklik içerisinde algılanır.

Hastaların bedenleri kendilerine yabancılaşır. Bazen dışarıdan uyarıcı olmadığı halde kulaklarına sesler gelir ve sizlerin görmediklerini, gerçekçi olmayan uyaran ya da nesneleri hastalar görebilir. Hastalar iç görüden yoksunlardır ve problemlerinin olduğunu düşünmezler, hastane yatışlarında bunu kendilerine yapılan bir haksızlık olarak tanımlarlar.

Şizofrenide görülen negatif belirtiler ise pozitif belirtilerin tamamen tersidir. Hastalar istek ve enerji azalması ile günlük faaliyetlere ilgisizleşir.

Öz bakımları azalır. İş ve sosyal faaliyetlerde sabır gösteremez, zamanlarının çoğunu hiçbir şey yapmadan geçirebilirler. Düşünce ve konuşmada fakirleşme ile çok az konuşurlar, az bilgi verirler ve konuştukları belirsiz ve tekrarlayıcıdır. Yaptıkları faaliyetlerden zevk alamazlar, başkalarıyla yakın ilişki kuramazlar ve cinselliğe ilgi düzeyleri oldukça azalmıştır. Duygularında düzleşme vardır. Duygusal tepki vermezler ve boş boş bakabilirler.

ŞİZOFRENLER İŞ HAYATINDA ZORLANIYOR

İş ve sosyal yaşamı etkileyen asosyallik, şizofrenide gözlemlenen önemli özelliklerden biridir. Hastalar kişilerarası ilişkilerde ciddi sorunlar yaşar. Bu kişilerin arkadaş çevresi çok sınırlıdır. Sosyal becerileri zayıftır ve başka insanlarla birlikte vakit geçirmeye karşı ciddi bir isteksizlik gözlemlenir.

Şizofreni konusunda yapılan araştırmalar, kalıtsal ve biyokimyasal faktörler, beyin patolojisi gibi biyolojik değişkenlerin ve düşük sosyal sınıf, aile gibi strese sebep olan etkenlerin şizofreni ile ilişkilerini ortaya koymuştur.

Bu bilgiler ışığında; şizofreninin ortaya çıkan pozitif ve negatif belirtileri; hastanın sosyal yaşamını, aile ve arkadaş ilişkilerini ve iş yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.

Şizofreni hastalarının en çok zorlandığı beceriler ise, iş yaşamı ve sosyal yaşamın temeli olan dikkat ve konsantrasyon becerileri ile sabır, olayları gerçekçi olarak değerlendirebilme, kişilerarası ilişkileri yönetebilme, kendini ifade edebilme ve stres yönetimi becerileridir.
Tedavi yöntemleri gelişme gösteriyor

Şizofrenin tedavisinde 1950'lerde antipsikotik ilaçlar olarak adlandırılan çeşitli ilaçların bulunması en önemli adım olmuştur. Halen özellikle pozitif belirtilerin ortadan kaldırılmasında oldukça etkin bir role sahiptir.

Bunun yanında özellikle şizofreninin negatif etkilerinin ortadan kaldırılması, sosyal yaşam becerilerinin ve kişilerarası ilişki kalitesinin arttırılması nedeniyle uygulanacak davranışçı psikoterapi yaklaşımları, ailedeki stres kaynakları ile hastalığın tekrarlanmasını ortadan kaldırmaya yönelik yapılacak aile odaklı tedaviler, hemen hemen bütün iş kollarının gerektirdiği dikkat ve sabır becerilerini geliştirmeye yönelik yapılacak uygulamalar, kişilerin sosyal ve iş yaşamlarına yeniden dönmelerini sağlayacak ve yaşam kalitelerini arttıracaktır.

Son olarak; şizofreniyle ilgili en etkin tedaviler hem biyolojik hem de psikolojik bileşeni içerir, ömür boyu sürer. Hastalığın kontrol altına alındığı dönemlerde kişilerin iş ve yaşam kaliteleri yüksektir. Şizofreni biyolojik temelli hastalık olması nedeniyle ömür boyu tedavi gerektiren hastalıktır.