E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ŞİZOFRENİDE AYAKTA TEDAVİ

ŞİZOFRENİDE AYAKTA TEDAVİ

Psikohayat Dergisi 8. Sayısı Ekim-Kasım-Aralık / NP GRUP

Şizofreni tedavisinde tedavi ve uygulama yöntemi tedavi uygulayan kişi ve tedavinin uygulama yeri de önemli.

 


Dr. Levent Tokuçoğlu / Psikiyatri Uzmanı anlatıyor:

Günümüzde ilaçların güçlü etkilere sahip olması ve yan etkilerinin az olması şizofreni hastalarında ayakta tedavi ve takibi kolaylaştırıyor.

Şizofreni, sadece psikiyatri pratiğinde kullanılan bir sözcük değildir; sanattan siyasete, yaşamın hemen tüm alanlarına karışmış; kullanıma girmiş bir sözcüktür. Ünü, var oluşundan bu yana devam eder. Kimi zaman bir tanı yerine kullanılır; kimi zaman bir yaftalama, hatta aşağılama sözcüğü oluverir.

Bireyi tanımlamak amacıyla kullanıldığı gibi, bazıları toplumun karşısında bireyin muhalif tutumu olarak gördükleri bu sözcüğü göklere çıkartır; bazıları romantize eder; bazıları ise çelişkilerle dolu bireyi veya toplumu tanımlamak amacıyla bu sözcüğü devreye sokar. Ruhbilimsel ya da toplumbilimsel olarak hatalı kullanıma tipik bir örnek teşkil edecek şekilde, “şizofrenik toplum” denir. Kısaca her kılığa girer, yerli yersiz joker niyetine kullanılır.

ŞİZOFRENLER KENDİ DÜNYALARINDA YAŞIYORLAR


Şizofreni bir beyin hastalığıdır. Beynin olağan tüm işlevlerini etkiler. Beyin de düşünmemizi, algılamamızı, duyumsamamızı, duygulanmamızı, muhakeme etmemizi, dünya içindeki yerimizi-konumumuzu anlamamızı sağlayan bir organ; organların başı olduğuna göre; şizofreni olarak adlandırılan bozuklukta tüm bu alanlarda bozulmalar görülebilmektedir.

Bozukluğun etkilediği bireyler; insanların kendisine kötülük yapacağı, izlendiği, doğaüstü güç ve yeteneklere sahip olduğu, diğerlerinin düşüncelerini okuyabileceği, ya da kafasından düşüncelerin alınıp yayımlandığı gibi farklı fikirleri taşıyabilir. Kimsenin duymadığı sesleri duymak, başkalarının görmediği şeyleri görmek, bedenlerinde tuhaf değişiklikler hissetmek gibi sıra dışı şeyler algılayabilirler. Hastalar, insanlarla ilişkilerini yürütmede, işlerini sürdürmede, bireysel-ailevi sorumluluklarını taşımakta, kişisel gereksinimlerini karşılamakta hatta en temel bakımlarını gerçekleştirmede sorunlar yaşayabilirler. Gerçeklik/hakikat denen yaşantıdan kopabilir; kendilerine özgü bir “dünyada”, yaşamın kıyısında ikamet etmeye başlayabilirler. Ailenin diğer üyeleri de hastanın yaşamakta olduğu bu dönüşümden olumsuz olarak etkilenebilirler. Hastanın bakımı, idaresi, tedavisi giderek tüm aileyi içine alan zorlu, zorunlu, sıkıntı verici bir süreç haline gelebilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞME GÖSTERİYOR


Günümüzde şizofreniyle ilgili sorunlar gelişen tedavi yöntemleriyle birlikte en aza indirilmiştir. Şizofreni tedavisinde psikiyatrinin aldığı yol olağanüstüdür. Tedavideki başarı her geçen gün artmakta; kimi hastalarda tamama yakın iyileşmeler sağlanırken, kimi hastalarda da, tedavi sağlanamasa bile, kişinin kendisine veya çevresine zarar vermediği, temel bakımını sağlayabildiği, hayatını uygun koşullarda sürdürebildiği bir duruma gelmesi mümkün olabilmektedir. Ama tüm bunlar, ancak ve ancak tedavi alınması, tedavide kalınması koşuluyla mümkündür!

Şizofreni tedavisinde ilaç başta olmak üzere, birden fazla tedavi türü mevcuttur. Ancak, tedavi ayaktan ve hastayı bir psikiyatri kliniğine yatırarak uygulanan tedaviler diye ikiye ayrılabilir.

AYAKTA TEDAVİ KOLAYLIK SAĞLIYOR

Şizofreni tedavisi için geliştirilen yeni nesil “anti-psikotik” ilaçların güçlü etkileri ve yan etkilerinin azlığı nedeniyle, kişiler eskisine oranla daha iyi tedaviler almakta ve hastaların çok büyük bir kısmı hastaneye yatış gerekmeksizin, ayaktan tedavi ve takiplerini sürdürmektedir.

Ayaktan takip, hastanın işten güçten, hayattan daha az kopmasına neden olmakta; ailenin de, sağlık kuruluşlarının da işini kolaylaştırmaktadır. Ancak, ayaktan takibin yapılamayacağı özel durumlar da mevcuttur.

Hastanın tablosunun ani ve şiddetli olması; hastanın kendisine ve çevresine zarar verme olasılığının yüksek olması; kişinin tedaviyi reddetmesi ya da ilaçlarını düzenli kullanmıyor olması; teşhis konusundaki karışıklıklar; hastanın psikiyatrik hastalığı yanı sıra, hastanede yakından takibini gerekli kılan diğer sistemik rahatsızlıklarının olması; uygulanacak tedavi yönteminin ancak hastanede yapılabilir olması; ailenin tükenmesi ve hasta bakımında mola gereksinimi duymaları, gibi nedenlerle tedavi hastane koşullarında sürdürülür.

YATARAK TEDAVİDE TEK ÇÖZÜM İLAÇ TEDAVİSİ DEĞİL!


Hastanede sadece ilaç tedavisi uygulanmaz; yoğun bireysel ve grup terapileri, sanat ve spor etkinlikleri gibi uğraşlar da tedavinin bileşenlerini oluşturur. Hastanenin programlı, çizelgeli yaşantısı ayrı bir tedavi edicilik özelliğine sahiptir. Kendi yaşantısını, ilişkilerini düzenleyemeyen kişilere, ilaç alım saatinden, yeme ve uyku düzenine, banyosundan, uğraşlarına, grup içerisindeki rollerine varıncaya dek yapılandırılmış, güvenlikli bir ortam sunulur.

Bunların yanı sıra, elektrokonvülziv tedavi (EKT) gibi uygulamalar, şahsın hastanede yatmasını ve gözlemini gerekli kılar. “Elektroşok” olarak bilinen bu tedavi yöntemi (EKT), halk arasında haksızca kötü bir üne sahiptir. İsmi rahatsızlık verse de, psikiyatride kullanılan tedavi yöntemleri arasında en etkili, en güvenilir, en zararsız olanlarından biridir ve doğru kişi için kullanıldığında iyi sonuçlar vermektedir.

HASTANELER ARTIK TIMARHANE ÖZELLİĞİ TAŞIMIYOR

Çok uzun yıllardan beri, psikiyatri hastaneleri “tımarhane” vasfından kurtulmuş olup, sanıldığının aksine; hastaların servis içerisinde rahatlıkla dolaştığı, gündelik yaşama etkin olarak katıldığı, tedavilerin daha yoğun, daha programlı ve diğer kliniklere oranla hasta güvenliğinin daha bir ön planda tutulduğu servislerdir.

Unutulmamalıdır ki, bir hastalığın tedavisinde seçilen tedavi ve uygulama yöntemi kadar, tedaviyi uygulayan kişi/ekip ve tedavinin uygulama yeri de önemlidir. Tüm bu bileşenler uygun şekilde harman edildiğinde tedavi başarısı artar.