E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ŞİDDET DUYARSIZLAŞTIRIYOR

ŞİDDET DUYARSIZLAŞTIRIYOR

A.A

Uzmanlar açıkladı: Toplumda şiddet davranışı şiddeti doğruyor. Şiddet  olayları artıkça kişiler duyarsızlaşıyor.

 


Ege Üniversitesi (EÜ)  Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Psikiyatri Derneği İzmir Şube Başkanı  Doç. Dr. Şebnem Pırıldar, “Toplumda şiddet davranışı şiddeti doğruyor. Şiddet  olayları artıkça kişiler duyarsızlaşıyor” dedi.

Pırıldar, şiddetin karmaşık bir  davranış bulunduğunu ve pek çok nedeni olabileceğini belirtti.

Şiddetin, “Bir kişinin diğer kişilere grup içi otoriteyi sağlamak ya da  karşı tarafın varlığını sindirmek amacıyla zarar vermeye yönelik bilinçli yapılan  fiziksel ve psikolojik davranışlar” olarak tanımlanabileceğini dile getiren  Pırıldar, son dönemde şiddet davranışlarının medyada daha çok yer aldığını ve bu  tür haberlerin ilgi çektiğini söyledi.

“Şiddet davranışı, şiddeti doğuruyor, bu tür olaylar görüldüğünde  kişiler duyarsızlaşıyor” şeklinde konuşan Doç. Dr. Pırıldar, şöyle devam etti:

“Saldırganlık dediğimiz yoğun öfkenin dışa vurumudur. Saldırganlık temel  olarak biyolojik bir davranıştır. Bazıları daha agresiftir, bazıları değildir. Bu  tür davranışlar aile, toplum, medya tarafından yönlendirilebilir. Bu tür  haberlerin çokça verilmesi kişilerin duyarsızlaşmasına neden oluyor.

Biyolojik  hastalıklar bazen tetikleyebilir. Öfke duygusuna paralel bir şey. Kişide güven,  adalet duygusu yoksa, dürtülerini denetleyemiyorsa ve toplum içinde doğru  modeller yoksa saldırganlık da artabilir.”

Toplumda daha çok kadınlara ve hayvanlara yönelik şiddetin dikkati  çektiğini de vurgulayan Pırıldar, kadının toplumsal rolü ne kadar güçlenirse  güçlensin, aile içi şiddette genelde mağdur olan taraf olduğunu dile getirdi.

Erkeğin fiziksel olarak daha güçlü olduğunu, güçlünün zayıfa, yani kadına  yönelik şiddetinin de basında sık sık yer aldığını kaydeden Doç. Dr. Şebnem  Pırıldar, aile içi şiddetin sadece fiziksel olmadığını, psikolojik şiddetin de  basında yer aldığını ve bireylerin bu tür şiddet olaylarını kanıksamaya  başladığını anlattı.

Güçlünün zayıfa olan şiddetine bir örnek olarak da insanların hayvanlara  yönelik şiddetini gösteren Doç. Dr. Pırıldar, Bornova'da bir kedinin kafasının  parçalanarak öldürülmesinin de aynı kapsamda değerlendirilebileceğini söyledi.
        
"AİLE İÇİ PAYLAŞIM ARTMALI”
        
Yoğun öfkenin dışa vurumu olarak tanımlanan saldırganlığı engellemek için  çeşitli yöntemler bulunduğunun altını çizen Şebnem Pırıldar, toplum, okul ve  ailede uygun rol modellerinin kazandırılmasının, saldırganlıkla mücadelede önemli  olduğunu dile getirdi.

Kişilerin iletişim becerilerinin geliştirilmesi sayesinde dürtülerin  denetlenebileceğini de vurgulayan Doç. Dr. Pırıldar, “güven” duygusunun  artırılmasının da öfke ve şiddet duygularının kontrol edilmesinde fayda  sağlayacağını dile getirdi.

Şiddet ve beraberinde getirdiği saldırganlığın aile ve toplumda  öğrenildiğini kaydeden Şebnem Pırıldar, bazı bilgisayar oyunlarının da şiddet ve  saldırganlık dürtüsünü tetikleyebildiğini anlattı.

Şiddet unsuru içeren her türlü oyun ve materyalin çocuklardan uzak  tutulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Pırıldar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Saldırganlık çok derin bir konu. Saldırganlığı azaltmak için öncelikle  aile içindeki paylaşımı artırmak ve bütünlük duygusunu geliştirmek gerekli.  Aileyi bir arada tutan değerlere sahip çıkmak önemli. Çocuklara 'bilgisayar  oynama' diyeceğiz ama yerine ne yapacağız. Bir takım değerler zincirini  oluşturmak gerekiyor. Daha olumlu iletişim becerileri kazandırılması şiddet ve  saldırganlığın azaltılmasında sağlıklı olur. Aile içinde şiddet içeren sözlerin  söylenmemesi de önemli. Alay etme, küfürlü ve şiddet içeren sözcüklerin de  kullanılmaması aile içinde güvenli bir ortamın yaratılmasına yardımcı  olacaktır.”