E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

KRİZ KADIN KALBİNİ SEVİYOR

DHA

Yıllarca erkek hastalığı olarak bilinen koroner arter hastalığında, kadınların risk anlamında erkekleri geçtiği açıklandı.

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Keser, son 5 yılda yapılan çalışmaların, yıllarca erkek hastalığı olarak bilinen koroner arter hastalığında, kadınların risk anlamında erkekleri geçtiğini söyledi. Prof.Dr. Nurgül Keser, kadınlarda bu hastalıktan ölümlerin tüm kanser vakalarında yaşanan ölümlerin iki katına ulaştığını kaydetti.

Türkiye Kalp ve Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen 5'inci Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Cerrahide Yenilikler Kongresi, Antalya'nın turizm bölgesi Kundu'da WOW Kremlin Palace Otel'de devam ediyor. Kongre konuşmacılarından Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'ndan Prof.Dr. Nurgül Keser, kadın kalbinin erkeklerden çok farklı olduğunu söyledi. Kalbin etrafını çevreleyerek kalbin beslenmesini sağlayan atardamarlar, koroner arterlerde ortaya çıkan ve kalp kriziyle sonuçlanan hastalığın yıllarca erkek hastalığı olarak bilindiğini kaydeden Prof.Dr. Keser, "Fakat son 5 yılda yapılan çalışmalar kadın kalbinin erkekleri bu alanda risk anlamında aştığını ortaya çıkardı. Kadınlarda koroner arter hastalığından ölüm, tüm kanser hastalığından ölümlerin iki katı durumda. Kadınlarda kanser vakalarına bağlı ölüm oranı yüzde 22'yse, yüzde 40 düzeyinde koroner arter hastalığından ölüm var" diye konuştu.

Kadınların kardiyoloji ve kardiyovasküler cerrahide ayrı bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof.Dr. Keser şöyle konuştu:

"Kadınlarda koroner arter hastalığı, risk faktörleri, ilk başlangıç bulguları, daha gizli olması, geç yakalanma ve anatomik bir takım değişiklikler açılarından farklılık gösteriyor. Kadınlarda başlangıç, daha ileri yaşlarda ortaya çıkıyor. Menapoz dönemiyle birlikte başlangıç izliyor. Erkeklerde 45 yaşında koroner arter hastalığı kendisini gösterirken, kadınlarda bu 55 yaşta kendini gösteriyor. Ostorojenin koruyucu etkisi ortadan kalktığı zaman daha dramatik bir şekilde kadında görülüyor. Erkekte hastalık yavaş yavaş başlarken kadında ani oluyor."

Kadınlarda kalbi besleyen damarların daha dar olmasından dolayı hekimlerin 'Anjiyoda damar darlığı bulgusuna rastlanmadı’ diyebildiğine dikkati çeken Prof.Dr. Nurgül Keser, "Ama kadının anjiyoya rağmen şikayetleri devam edebiliyor. Dolayısıyla ‘Anjiyo yapıldı, bulgu saptanmadı' gibi bir görüşle kadınlara yaklaşmamak gerekiyor. Bu hastaların yakın takip ve tedavi altında olması gerekiyor" uyarısında bulundu.

KADIN FARKINDA OLMUYOR

Prof.Dr. Nurgül Keser, koroner arter hastalığı belirtileri gösteren kadınların ise hastalığı çok fazla algılamamaya çalıştığını söyledi. Kalbi besleyen damarlarda tıkanmanın erkeklerde yolda yürürken, yokuş çıkarken göğsünde baskı, tıkanma hissiyle kendini gösterdiğini ifade ededen Prof.Dr. Keser, "Kadınlarda daha çok efor kapasitesinde azalmayla kendini gösteriyor. ‘Eskiden daha çok ev işi yapabiliyordum, şimdi yoruluyorum’ şeklinde serzenişlerde kendisini gösteriyor. Yorulma kadınlarda daha tipik bir bulgu olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu tip bulgular kadının farkında olmamasına yol açabiliyor" dedi.

SİGARADAN UZAK DURUN

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Keser, koroner arter hastalığına karşı kadınların menapoz öncesi trigliserit, diyabet, obeziteye karşı duyarlı olmasını önerdi. Kadınların özellikle sigaradan uzak durması gerektiğinin altını çizen Prof.Dr. Keser, “Türk kadınlarında obezite tandansı artıyor. Akdeniz tipi, sebze- meyve ağırlıklı beslenmeye kaymak gerekiyor. Kadınların aktif iş yaşantısında yer almasıyla birlikte stres de tetikleyici bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Yıllık check-up ihmal edilmemeli” diye konuştu.