E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

KORKAKLAR CESUR OLABİLİR

KORKAKLAR CESUR OLABİLİR

KORKAKLAR DA ASLINDA CESUR OLABİLİR

The New York Times

Cesaret, değer verdiğimiz bir meziyet. Ama ne olduğunu, nereden geldiğini ve onu neden sevdiğimizi belirleyemiyoruz.

 


Ama ne olduğunu, nereden geldiğini ve onu neden sevdiğimizi belirlemek için sistematik olarak incelenmesi kısa bir süre önce gerçekleşti.

Plato cesareti, basiret, adalet ve itidalle birlikte dört büyük erdem arasında göstermişti. Princeton Üniversitesi'nden Dr. George Kateb, "Cesaret kişinin mükemmelliğini tanımlamaya yardımcı olur. Dünyanın en ağır hakaretlerinden biri, korkak olarak adlandırılmaktır" diyor. Plato ve birçoklarına göre cesaret en kolay savaş alanında gösterilir.

Cesur askerin yaralı yoldaşını kurtarmak için kendini ateş hattının içine atması gibi… Ancak Kateb'e göre, eğer cesaret en büyük dışavurumunu savaş sırasında gerçekleştiriyorsa bu özellik ahlakdışı hale geliyor. Cesaretin sadece savaşta ortaya çıktığını ileri sürmek, şiddeti yüceltmek anlamı taşıyor. Roman yazarı ve toplum eleştirmeni Marilynne Robinson, cesaretin "kültürel tanıma bağlı" olduğunu gözlemledi.

 Şehitlik kavramının olduğu toplumlarda şehitler, sosyal veya siyasi protestoların saygı gördüğü toplumlarda da ateşli bir şekilde nutuk atanlar olur. British Columbia Üniversitesi'nden Dr. Stanley J. Rachman ve meslektaşları, ilk atlayışlarına hazırlanan paraşütçüleri izledi. Araştırmada üç grup öne çıktı. Olağandışı bir şekilde korkusuz olanlar tereddüt etmeden atladı. İkinci grupta, korktukları için atlayamayanlar vardı. Üçüncü grupsa korkanlarla benzer tepki göstermesine rağmen korkusuzlar gibi atlayanlardan oluşuyordu. Rachman cesareti "hissedilen korkuya rağmen sergilenen davranışsal yaklaşım" şeklinde tanımlayarak bu son grubu cesur kabul ediyor.

Böylece cesaret askerlere mahsus olmaktan çıkarak korktuğu bir şeyi yapan herkesin sahip olduğu bir özelliğe dönüşüyor. 8 ile 13 yaşları arasındaki 320 çocukla mülakat yapan Rotterdam Erasmus Üniversitesi'nden Peter Muris ve meslektaşları, bu çocukların da cesareti korkuyu yenmekle eş tuttuklarını gösterdi.

Yüzde 70'ten fazlası annelerinin cüzdanından para çalmak gibi "cesur" davranışlar sergilediklerini iddia etti. Montana'daki Vahşi Yaşamı Koruma Derneği'nden biyolog Joel Berger, karşılaştıkları şeyi tanımadıkları için cesur davranan hayvanlarla tehlikenin farkında olup onunla yüzleşen hayvanları ayrı kefeye koyuyor. Bir keresinde kan almak için genç bir bizonu hareketsiz hale getirmişler. Geri döndüklerinde genç bizonun başında ona yaklaşmalarına izin vermeyen yetişkin bir erkek bizon duruyormuş. "Bizim ona saldırabileceğimizi düşünüyordu. İki bizon arasında bir akrabalık yoktu. Ben bunu cesaret, hatta kahramanca davranış olarak tanımlarım" diyor.

İsrail, Rehovat'taki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden nöro-biyolog Yadin Dudai ve meslektaşları yılan fobisi olan deneklerin manyetik rezonans (MR) görüntülerini aldı. MR cihazının içinde yatan denekler, yılan bulunan bir kutunun kendilerine yaklaştırılmasına izin verip vermeme konusunda karar verebiliyordu. Korkularını bastırıp "yılanı yaklaştır" düğmesine basan deneklerin "Subgenual Ön Singülat Korteksi" adı verilen beyin bölgesinde hareketlenme gözlemlendi.

Başparmak büyüklüğündeki bu bölge korkuyu kabulleniyor ama onu durdurmak için harekete geçiyor. Bunu da uzun süredir beynin korku merkezi olarak bilinen "amigdala"yı bastırarak başarıyor. Peki, beynin korkuya verdiği tepki temelli bastırılamaz mı? Nadir rastlanan genetik rahatsızlığı sonucunda beynindeki amigdalaların ikisi birden tahrip olan 44 yaşındaki SM'in hikâyesi bariz bir dezavantajı gözler önüne seriyor. Iowa Üniversitesi'nden klinik nöropsikolog Justin Feinstein ve meslektaşlarının Güncel Biyoloji isimli dergide yazdığına göre korkma güdüsü olmayan SM'in tüm diğer özellikleri normal insanlar gibi.

Yılanlardan ve örümceklerden korktuğunu iddia eden SM, pet dükkânına götürüldüğünde bu hayvanları eline almak istemiş. SM'e ünlü korku filmlerinden sahneler izletildi ama herhangi bir korku belirtisi göstermedi. Ama SM aynı zamanda geceleri tekinsiz semtlerden geçiyor, şüpheli yabancılara yaklaşıyor ve tekrar tekrar ölüm tehditleri alıyor. Feinstein, "Kendini sürekli olarak tehlikeye atan bir birey var. Etrafta milyonlarca SM olsaydı, dünya tam bir cadı kazanına dönerdi" diyor.