E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

KANSERLE İLGİLİ BİR TARTIŞMA

KANSERLE İLGİLİ BİR TARTIŞMA

The NewYork Times

Kanser insanlık tarihinin her döneminde vardı. Anlaşmazlığa düşülen konu, uygarlığın onu ne kadar yaygınlaştırdığı.

 


Son zamanlarda arkeologlar, tarihöncesi çağlara ait 200 muhtemel kanser vakasına rastladı. Fakat eski kemiklerden istatistik çıkarmanın zorluğu hesaba katıldığında bu sayı çok mu, yoksa az mı?

İki Mısır bilimcinin (Manchester Üniversitesi'nden A. Rosalie David ve Pennsylvania Villanova Üniversitesi'nden Michael R. Zimmerman) Nature Reviews: Cancer adlı dergideki bir yazısı, eski insan kalıntılarındaki "habis izlerin şaşırtıcı derecede az" olduğu sonucuna varıyor. Yazarlara göre, antik çağlarda kanserin seyrekliğine bakınca, tütünü, sanayileşme kaynaklı kirliliği ve benzeri faktörlerle modern yaşam biçiminin bu rahatsızlığı ortaya çıkardığı anlaşılıyor.

Ve ilgili faktörler arasında şişmanlık, beslenme tarzı, cinsellik ve üremeyle ilgili uygulamalar ve uygarlığın değişikliğe uğrattığı başka öğeler de sıralanabilir. Fakat birçok sağlık uzmanı ve arkeolog farklı düşünüyor. Massachusetts'teki Cambridge Üniversitesi'ne bağlı Whitehead Biyomedikal Araştırma Enstitüsü'nden kanser araştırmacısı Robert A. Weinberg, "Kanserin yeni bir hastalık olduğunu düşünmemiz için bir neden yok. Eskiden o kadar yaygın değildi çünkü insanlar orta yaşta başka şeylerden ölüyordu" diyor.

Weinberg, "Ayrıca bugün, göğüs ve prostat gibi teşhis edebildiğimiz birçok kanser türü eskiden saptanamıyordu" diye de ekliyor. Kanserin eski çağlardaki yaygınlığını ölçmekle ilgili çok temel sorunlar var. Kanıtların seyrekliği, seyrekliğin kanıtı anlamına gelmiyor. Çünkü tümörler kemiklerin içinde saklı kalabiliyor, dışarı çıkabilenler de kemiğin dağılıp yok olmasına neden olabiliyor.

Eski kemiklerin ancak çok küçük bir bölümü incelenmiş durumda. Nüfus araştırma kuruluşu Population Reference Bureau'nun bir hesabına göre, Milattan Sonra 1 yılına kadar yaşayıp ölen insanların toplam sayısı 50 milyara yakınmış ve 1750'ye kadar bu sayı ikiye katlanmış. Bu istatistikler doğruysa, arkeolojik veritabanındaki iskeletler toplamdaki yüzde 1'in ancak on binde birini temsil etmektedir. Üstelik bu iskeletlerin hepsi de tam değil. New Mexico Üniversitesi, Maxwell Antropoloji Müzesi'nde insan kemikbilimi küratörü olan Heather J. H. Edgar, "Arkeologlar uzun süre sadece kafatası topladı" diyor. Örnek vermek gerekirse, genç insanları etkileyen ve az görülen osteosarkoma adlı bir kemik kanseri var. Bilim insanları bu hastalığa ait bir avuç dolusu fosilleşmiş örneği nasıl yorumlasın?

Çünkü osteosarkomanın 20 yaş altı insanlardaki yaygınlığı, milyonda beş vaka civarında. İngiltere'deki Kanser Araştırmaları Enstitüsü'nden Hücre Biyolojisi Profesörü Mel Greaves, "Bir vaka bulmak için 10 bin kişiyi taramanız gerekir" diyor. Anlamlı bir sonuca varmak için gençlere ait yeterince kalıntının incelenmediğini de ekliyor. Ayrıca kanserlerin yüzde 99'u çabucak çürüyen yumuşak organlardan kaynaklanıyor.

Mumyalarda bu organlar bulunsa da kanserli örnekler çok sınırlı sayıda. Dolayısıyla sorumuz duruyor. Kemik örnekleri bu kadar azken uzmanlar kaç kanser vakasına rastlamalıdır? Londra University College'den Paleopotolog Tony Waldron, İngiltere'de 1901- 1905 yılları arasındaki ölüm raporlarını inceledi. Yaşam sürelerindeki değişkenlikleri ve hastalıkların kemiklere sıçrama ihtimalini de değerlendiren Waldron, erkek iskeletlerinin yüzde 2'den azında, kadın iskeletlerinin de yüzde 4 ila 7'sinde kansere rastlanabileceğini hesapladı.

Bunun üstüne Münih'ten Andreas G. Nerlich ve meslektaşları, bu hesabın doğruluğunu eski Mısır'a ait 905 iskelet üstünde kontrol etti. Röntgen ve tomografiden yararlandıkları araştırmalarında, tam da Waldron'un hesaplarına uygun olarak, beş kanser vakası teşhis ettiler.

Güney Almanya'da 1400-1800 tarihleri arasında ölü kemiklerinin korunduğu bir yerdeyse, yine Waldron'un hesaplarını doğrularcasına, 2 bin 547 kemikte 13 kanserli örneğe rastlandı. Arkeoloji hiçbir zaman kesin bir cevap vermeyebilir. Fakat bilim insanları bir yandan araştıra dursun, insan bedeninin çağlar içinde asi hücrelere karşı etkili engeller geliştirdiği gerçeğinde teselli bulabiliriz.

Sigarayı bırakmak, kilo vermek, sağlıklı beslenmek ve benzeri koruyucu yöntemlerle kanseri onlarca yıl daha savuşturmamız mümkün... Sonunda başka bir şeyden ölene kadar. Weinberg, "Yeterince uzun yaşayabilsek hepimiz eninde sonunda kansere yakalanırız" diyor.