E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

HER İNSANIN İHTİYACI: GÜVEN

HER İNSANIN İHTİYACI: GÜVEN

Uğur İlyas Canbolat

İnsanda doğuştan güven duygusu arayışı vardır.

Çocuk doğduğu zaman ilk olarak güvenli bir sığınak arar. Annesinin karnında her ihtiyacı karşılanır, bütün istekleri giderilirken; doğduğunda birdenbire soğuk havaya maruz kalır. Yaşaması için derinden bir nefes alması gerekir ki, bu esnada acı hisseder. 'Duyguların Dili' kitabının yazarı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuğun o sırada duyduğu korku için hayatının ilk korkusudur diyor. Tarhan'a göre; korku, çocuğun küçük dünyasında 'güven de değilim' tepkisi oluşturduğu görüşünde. Tarhan 'Duyguların Dili' kitabında, bunun için çocuk, kendisine güven veren şeye bağlanma eğilimine girdiğine dikkat çekiyor. Çocuğa güven veren kişi, annesi ya da bakımını yapan kişidir. Böylece anneyle/bakımı üstlenen kişiyle bebek arasında sevgi bağı oluşur. Çocuğu annesinin kokusu bile çekmeye başlar. Mesela, ağlayan çocuğun yanında annesi yoksa, annesine ait bir giysinin koklatılması çocuğu hemen teskin eder.

Prof. Tarhan şu görüşleri paylaştı: Çocuk, temel güven duygusu oluştukça bireyselleşir. Kendi kişiliğini kazanmaya başlar. Eğer anne babanın çocuğa davranışları tatlı bir disiplin de doğurursa çocukta güven oluşur. Yetiştirilmesi esnasında iyi olduğu konularda desteklenen kişi, o konuda ustalaşır. Çünkü çocuğun özgüven sahibi olmasında "ben yaptım" demesi, zafer duygusu yaşaması çok önemlidir. Yüreklendirilen çocuk yetenekli olduğu bir konuda ustalaşabilir. Eğer anne çocukla ilgilenmez, uzak durursa çocuk kendisini yalnız hisseder. İstediği şeyi başarsa dahi yalnızlıktan kaynaklanan bir korku hissedebilir. İdeal olan çocuğu cesaretlendirip, gerisini kendisinin başarmasını sağlamaktır. Bunu başarabilen anneler kendine güveni tam evlatlar yetiştirebilirler.

Batılılar, kendi başına yaşamayı başarması için, 15 yaşından sonra çocuklarını serbest bırakırlar. Fakat pek çok çocuk bu esnada kötülüklere kurban gidebilir. Çünkü bütünüyle özgür bırakılan çocuklar içerisinde, tahammül gücü zayıf, mücadele etmekten uzak, korkak gençler de olabiliyor. Güvenin zıddı olan korku, insan hayatındaki en önemli duygulardan birisidir. Nasıl ki fiziksel bütünlüğü bozulan, yaralanan insan ağrı hissederse;

psikolojik bütünlüğü zedelenmiş kişi de korku duyar. Biyolojik sağlığın gerekliliği tedavi ve ilaç arayışına girmekse, ruhsal sağlığın teminatı da güvende olmaktır. İnsan kendini güvende hissettiği zaman her şeyin kontrol altında olduğunu düşünür. Bu sebeple kontrol duygusu, güven duygusu ile bağlantılıdır. Kişinin, hayatı üzerindeki denetimini sağlayan güven, korkuyla aşağıya, sevgiyle yukarıya çekilir.

Tarhan, güveni, insanın kendini keşfetmesine yönelik 'içgüdüsel ilgi' de diyebiliriz şeklinde tanımlıyor. Güvenli kimseler, kendileri oldukları için sevilirler. Mesela, çocuğumuza ders başarısından ziyade şahsi özellikleri sebebiyle sevildiği hissini yaşatabiliyorsak, ona rahatlıkla temel güven duygusunu kazandırabiliriz. Bu anlamda çocuk iyi şeyler yaptığında kendisine duyulan sevginin artacağını bilmelidir. Çocukları olumlu davranışlara yönelten bir diğer kural da; onlara varlıklarına önem verildiğini, özlendiklerini hissettirmektir. Bu çocuğun en büyük psikolojik ihtiyaçlarından biridir. Nevzat Tarhan'a göre eğer ailede ve toplumda güce dayalı bir disiplin hâkimse güven duygusu zayıflar. Aklı referans alan bir disiplin anlayışı, güvenin artmasına katkıda bulunur. Bunun için, son derece duygusal bir tepki olarak, çocuklarının her dediğine 'evet' demek de, katı disiplin anlayışının devamı olarak çocuklara aşırı baskı uygulamak da onların gelişimi bakımından sakıncalıdır.