E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

GENÇ ANNELİK ŞİDDETİ ARTIRIYOR

A.A

Çalışmalar 20 yaşın altında anne olmanın çocuğa yönelik fiziksel şiddeti artırdığını gösterdi. İşte detaylar.

 


Erciyes Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Didem Öztop, “Çalışmalar 20 yaşın altında anne olmanın çocuğa yönelik fiziksel şiddeti artırdığını gösteriyor” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Öztop, çocukların her yerde şiddete maruz kaldığına dikkati çekerek, bu sürecin gebelik döneminde annenin şiddete maruz kalmasıyla başladığını kaydetti.

Babanın anneye yönelik şiddetinin anne ve babanın geçimsizliğinin, yaşlarının küçük olmasının da çocuğa yönelik şiddeti artıran risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Öztop, şöyle konuştu:

“Çalışmalar 20 yaşın altında anne olmanın çocuğa yönelik fiziksel şiddeti artırdığını gösteriyor. Zaten çocuğun yaşamında ebeveyn kaybı, boşanma veya ölüm de olsa ruhsal açıdan risk faktörü. Bu etkenler fiziksel şiddeti artırıyor ve fiziksel şiddetin sonunda da çocukta ruhsal sorunlar oluşabiliyor. Kalabalık aile de risk faktörü. Ben buna 'Çocuk başına düşen ilgi ve sevgi sayısı azalıyor' diyorum. Çünkü ailenin ekonomik yükü, kaygısı, endişesi artmış oluyor. Bu da aileyi zorlayan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.”

Öztop, aile bireylerinde ruhsal hastalıkların fiziksel şiddeti, fiziksel şiddetin de ruhsal hastalıkları artırdığına dikkati çekerek, her iki durumunda kısır döngü olduğunu söyledi.

Medyada özellikle de dizilerde çocukların ve ergenlerin yanlış özdeşleşme modelleriyle sıklıkla karşılaştığına işaret eden Öztop, “Şiddet uygulayarak ve silah kullanarak sorunları çözen bireylerle özdeşleşmekte, bu yolla öğrenmekte ve uygulamaktadırlar” dedi.

Didem Öztop, göçün birçok şeyi olduğu gibi aile içi şiddeti de olumsuz etkilediğini kaydederek, şöyle konuştu:

“Sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerde şiddet daha sık görülmektedir. Anne ve babanın sosyal çevrelerinden destek alamamaları da bu riski artırmaktadır. Çocukların yüzde 50-70'i ebeveynleri tarafından örselenmekte, bu çocukların da yüzde 20-30'u çocuklarını örselemektedir. Yani örselenen çocuklar istismarın kurbanıyken kendileri istismarcı konumuna gelmektedir. Duygusal ve cinsel istismarda da aynı şeyi görüyoruz.”

Annesinin, babasının veya kardeşlerinin sık sık küçük düşürüldüğüne, tehdit edildiğine, dayak yediğine şahit olan çocukların da olumsuz etkilendiğini ifade eden Öztop, “Şiddetin çocuğun başına gelmesi gerekmiyor. Şiddete şahit olması da ruhsal sorunlara yol açıyor. En sık görülen ruhsal bozukluk ise travma sonrası stres bozukluğudur” dedi.