E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

FİZİKSEL BELİRTİLERİ NELERDİR?

PSK. DR. AYŞEGÜL ERAY

Terleme, titreme, çarpıntı, tansiyonun yükselmesi, yorgunluk, nefesi kesiliyormuş hissi.. Bu bedensel belirtileri görülebilir. Başına kötü bir şey geleceğini düşünme, rezil olmaktan veya komik duruma düşmekten korkma gibi bilişsel (düşünsel), fakat çoğu kez nedeni belirsiz, tanımlanamayan bir gerginlik durumudur. Ayrıca kontrolünü yitirme korkusu, her an kötü bir haber alacağı hissi, uyku bozuklukları, tedirginlik, gerginlik, sinirlilik ve çaresizlik duyguları ruhsa belirtileri olarak yaşanabilir.

Herkeste değişik derecelerde kaygı vardır ve hiç kaygısı olmayan hemen hemen hiç kimse yoktur. Fakat kaygının türü ve derecesi önemlidir. Kaygı bireyin günlük yaşamının merkezi olur ve birey kaygı üzerinde odaklaşırsa, o zaman kişi yaşamını normal bir şekilde sürdüremez. Ve değişik davranış bozukluklarının gelişmesine neden olur.

Kaygı kişinin yeni koşullara uyumunu sağladığı gibi kişinin ruhsal gelişiminin daha üst basamaklara çıkmasında itici bir işlev görebilir. Ama bunun yanında engelleyici, ketleyici işlev de görebilir. Mesela, sınav insanlarda kaygı yaratır, sınavı başarmak,bir engeli aşmak olumlu bir işlevdir. Ama sınavda donakalmak, bildiğini unutmak ya da sınavı kazanamama kaygısından dolayı hiç çalışmamak gibi durumlar kaygının olumsuz yönlerini ortaya koyar. Bu durumda kaygı kavramının nerede patolojik,nerede normal bir duygu olduğunun açıklanması önemlidir.

Bir kişinin verimini düşüren,kişiler arası ilişkilerde kopukluklara neden olan,sıklıkla titreme,çarpıntı,ağız kuruluğu,kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği kaygı durumları patolojik olarak değerlendirilir.

Biraz önce söylediğim gibi çok hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine varan değişik yoğunluk da olabilir. Ağır derecelerinde kişinin benliği bu ruhsal acı altında ezilir ve en güçlüsü fiziksel ağrının bile bu denli rahatsız edici olmadığı bunu yaşayanlar tarafından söylenir.

İçinde korkuya benzeyen bir duygusu olduğunu, sanki kötü bir haber alacakmış gibi hissettiğini anlatır. Fakat korkusunun nedeni ve nesnesini bilmez. Bazen, özellikle uzun sürdüğünde, bunaltı durumu kişide yılgınlığa neden olduğundan depresyon belirtileri de birlikte bulunabilir.

Kaygı bozukluğuna sahip kişilerde ise bu tepkiler daha yoğundur ve duruma özgü değildir. Bu tepkiler onların yaşamlarını olumsuz yönde etkiler ve birçok durumda hayatlarını güçleştirir. Normal kaygının kişiyi tehlikelere karşı uyarma, koruma ve harekete geçirme özellikleri söz konusudur. Aşırı kaygı durumlarda bir kaygı bozukluğundan söz etmek mümkündür. Kaygı bozukluklarında, kaygıya neden olan durumun veya olayın şiddeti ortaya çıkan korkunun yoğunluğu ile orantılı değildir.

Bazı hastalıklar kaygı ile ilgili problemlere benzer semptomlara neden olabilir. Tiroid, şeker hastalığı, hipoglisemi ve bazı kalp rahatsızlıkları gibi...