E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BEYNİN NELERE İHTİYACI VAR

BEYNİN NELERE İHTİYACI VAR

Sabah Gazetesi

İş dünyası, eğitimleri beynin ihtiyaçlarına göre tasarlamaya başladı. İşte Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın açıklamaları.

 


Öğrenme, beyin hücrelerinin birbirine elektrik akımı taşımasıyla gerçekleşiyor. Akım oluşması için de makul miktarda strese gerekiyor. Ancak aşırı gerginlik hücreler arası bağlantıyı bozarak düşünmeye engel oluyor. Bu gerçeği dikkate almaya başlayan iş dünyası, eğitimleri beynin ihtiyaçlarına göre tasarlamaya başladı.

HORMONLAR-PERFORMANS-VERİMLİLİK DİREK İLİŞKİLİ


Nöropsikiyatri Hastanesi’nin kurucu ortağı Prof. Dr. Nevzat Tarhan da artık dünyada nöroekonomi adında yeni bir bakış açışı geliştiğini, özellikle krizlerde yaşanan ruhsal sıkıntıların bu bilime ilgiyi artırdığını anlatıyor. “Şirkette ilişkilerin sağlıklı yürümesi gerekiyor. Aksi takdirde krizlerin oluşması ve uzun süre atlatılamaması kaçınılmazdır” diyen Tarhan, beynin salgıladığı hormonlarla performans ve verimliliğin direk ilişkisi olduğunu vurguluyor.

Dendritlere iyi bakın

Aklı kullandıran eğitim yöntemin temel aldığı diğer bir parça ise dendritler. Yani nöronlarda bulunan bağlantı noktaları. Bilgilerin birbiriyle ilişkilendirilmesi, öğrenmenin gerçekleşmesi bu bağlantı noktaları sayesinde gerçekleşiyor. Öğrenmek için tekrar gerekiyor, ilişki gerekiyor. Örneğin beş gün önce ne yediğinizi hatırlamıyor ama geçen yıl gittiğiniz bir düğünü hatırlayabiliyorsunuz. Çünkü birinde duygusal temel var, ilişkiler var.

Dendrit’lerin en büyük düşmanı adrenalin. Stresli ve kaygının bol olduğu ortamlarda kişiler gerektiğinden fazla heyecanlanıyor ve adrenalin salgılıyorlar. Bu da dendrit’leri bloke ediyor. Çalışanların üzerindeki baskı arttıkça performans ve verimlilik düşüyor. Bunun nedeni şu örnekle açıklanıyor: “Binlerce kez penaltı atmış tecrübeli bir futbolcu, kritik bir maçtaysa ve seyirci baskısı varsa kolaylıkla kaçırabilir. “Kaçırırsam taraftar beni mahveder” diye düşünürseniz, o hareketle ilgili beceriniz yarı yarıya düşer.”

Şirketlerde de tıpkı futbolda olduğu gibi “bu hedefi tutturmazsanız, hepiniz kovulursunuz” türünden bir baskı, çalışanların gerektiğinden fazla adrenalin salgılamasına neden oluyor. Ve en basit eylemler bile hayata geçemeyebiliyor. Fazıl Oral’a göre bu “220 km hız yapma kapasitesi olan aracın trafik yüzünden 40 kilometre hızla gidebilmesi”ne benziyor. Çünkü stres nedeniyle dendritleriniz çalışmıyor, bilgi akışını sağlayan kanallarınız tıkalı oluyor.

Bu durum uzun sürdüğünde ise vücuttaki asit düzeyi artıyor, PH dengesi bozuluyor ve halsizlik, uykusuzluk, öfke şirketteki genel hal halini alıyor.  Hatalar, hastalık izinleri artıyor, performans ve nihayetinde verimlilik düşüyor.

Su içmek şart


Bu sistemle elemanlarının eğitilmesi kararını alan şirketlerde beslenme çok önemli demiştik. Uzun soluklu eğitimler boyunca buna da dikkat ediliyor. Bunun da nedeni dendritlerin dolayısıyla nöronların çalışması için oksijen, su ve glikoza ihtiyaç duyması. Su içilmeyince dendritler arasındaki bağlantı zayıflayabiliyor. Asidik oranı fazla olan yiyecekler bakterileri artırdığından nöronlara zarar verdiği için tercih edilmiyor. Glikoza gelince, bunun da doğal ürünlerden gelen glikoz olması tercih ediliyor. Akşam saatlerine yakın, “yanında tatlı bir şeyler var mı” türünden taleplerin artmasının arkasında bu beynin glikoz ihtiyacı yatıyor. Uzmanlar bu ihtiyacın kuru meyve gibi doğal yollardan alınmasını tavsiye ediyor.

"İyi yöneticin varsa koça ihtiyacın yoktur"


Peki dendritlere ne iyi gelir? Cevap: Endorfin. Yani beyindeki acı, üzüntü gibi durumların yarattığı hasarı ortadan kaldırmamıza yarayan hormon. Endorfin, sakinken salgılanan bir hormon. Endorfin salgılandığında beyindeki bilgi akışı hızlanıp, kolaylaşıyor. Şirketlerde bunu yapmakla görevli kişiler de yöneticiler. Nörolojiye dayalı eğitimlerde yöneticilere çalışanlarıyla mutlaka ilişki kurmaları gerektiği anlatılıyor. Belli miktarda heyecan yaratmak için bir miktar stres yaratmak dendritlerin çalışması için gerekli ama baskı yapmak, “ben anlamam bu rakamlar tutmazsa kendini kapının önünde bulursun” türünden adrenalin salgılanmasına neden olan baskılar kesinlikle yasak bu eğitimlerde.

Uzmanlara göre beyin kendini yenileme kapasitesine sahip. Bunun da tek yolu var: ilişkiler. Fazıl Oral iyi bir yöneticiniz varsa, koça ihtiyacınız olmadığını belirtiyor. Çünkü sizin ihtiyacınız olan işle ilgili iyi ilişkiler kurmak. Şirketlerde bu kişi yöneticiler olduğundan, akla dayalı eğitim verilen bir şirkette yöneticilerin elemanları yok sayması mümkün değil. Yöneticisiyle ilişki kuran çalışan, onunla hatalarda da oturup konuşabildiğinden sakin kalabiliyor ve hata yapma payı azalıyor.

En az altı ay süren “aklı kullandıran eğitimler”de yöneticilere “elemanlarınızla sürekli ve doğru iletişim halinde olun ki ilişkiniz kalıcı olsun” mesajı veriliyor. Yöneticilerin özellikle inandırıcı ve içten olmaları isteniyor. Bu ilişlerin yerleştiği bir şirkette tüm çalışanlar arasında “bu şirket bizim” duygusu yani aidiyet duygusu gelişiyor ve toplantı odasından çıkarken ışığı kapatmak gibi sorumluluklar kendiliğinden yerine getiriliyor.