E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ALIŞKANLIKLAR ORTAK

ALIŞKANLIKLAR ORTAK

A.A

Türk ve Yunanlıların yıllar boyunca birlikte yaşamış olmaları nedeniyle benzer alışkanlıklara sahip oldukları ortaya çıktı.


Avrupa Göğüs Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Nikols Siafakas, Türk ve Yunanlıların yıllar boyunca birlikte yaşamış olmaları nedeniyle benzer alışkanlıklara sahip olduklarını belirterek, "Sigara içme sıklığı da hemen hemen aynı. Mesela her iki ülkede de erkekler çok sigara içiyor" dedi.

Türk Toraks Derneğinin 13'üncü Yıllık Kongresi'ne katılmak üzere İstanbul'da bulunan Siafakas, görülen göğüs hastalıklarına yönelik yaptığı değerlendirmede, en sık görülen göğüs hastalığının sigara nedenli akciğer kanseri olduğunu söyledi.

Akciğer kanserinin hava kirliliği, genetik yatkınlık gibi diğer nedenleri olsa da bunun çok küçük bir oranı oluşturduğunu vurgulayan Siafakas, "Kanserin asıl nedeni sigara. Bu kanıtlanmış durumda. Ayrıca pasif içiciliğin de akciğer kanserine neden olduğu kanıtlandı artık. Akciğer kanseri yüzde 95 oranında sigara içiciliğinden kaynaklanıyor" dedi.

Avrupa'da akciğer kanseri konusunda gözle görülür bir artış olmadığını, her ülkede kanser hastası oranının değişiklik arzettiğini dile getiren Siafakas, ancak ilgi çekici olanın kadınlarda akciğer kanseri görülme oranındaki artış olduğunu kaydetti.

Siafakas, "Esas olarak, akciğer kanseri sıklığında bir artış yok, ama erkeklerde kanser oranı azalırken kadınlarda artmaya başladı. Özellikle genç kadınlarda daha sık görmeye başladık akciğer kanserini. Çünkü kadınlar, 'Biz de erkeklerle eşitiz' diyorlar ve sigara içmeye başlıyorlar. Şu an kanser görülme sıklığı her iki cinste de hemen hemen aynı" şeklinde konuştu.

Bazı ülkelerde sigara içme yasağı yaklaşık 10 yıl önce başladığı için bunun sigarayı bırakanların sayısını artırdığını, kanser görülme sıklığını da azalttığını, ancak Türkiye ve Yunanistan gibi ülkelerde hala büyük oranda sigara tiryakisinin bulunduğunu aktaran Siafakas, şöyle devam etti:

"Türkiye, Yunanistan gibi ülkelerde hala ciddi sigara içiciliği olduğu için kanser sıklığı artıyor. Türkiye ve Yunanistan arasında pek çok konuda ciddi benzerlikler var. Yıllar yıllar boyunca birlikte yaşamış olmamızdan iki ülkenin alışkanlıkları da aynı. Sigara içme sıklığı da hemen hemen aynı. Mesela her iki ülkede de erkekler çok sigara içiyor. Bu nedenle iki ülkede kanserin azalmaya başlaması o nedenle yıllar alacak."

Akciğer kanserinin, tedavisi en zor kanser türlerinden biri olduğuna da vurgu yapan Siafakas, erken teşhisinin çok zor olduğunu, teşhis edildiğinde ise genellikle tedavi için çok geç kalındığını ve hastaların kaybedildiğini aktardı.

Siafakas, bu nedenle kanser henüz oluşmadan tedbir almanın önemi bulunduğunu, bunun için de en önemli faktörün sigarayo bırakma olduğunu dile getirdi.

Sigaranın neden olduğu tek hastalığın kanser olmadığını, kalp hastalıkları, felç, diğer organ kanserleri gibi pek çok hastalığın kaynağı olduğunu ifade eden Siafakas, sigaranın bırakılması halinde kanseri önlemenin yanı sıra vücutta ilk düzelen sistemin kardiyovasküler sistem olduğunu belirtti.

Siafakas, "Sigarayı bıraktığınızda ilk olarak kardiyovasküler sisteminiz kendini onarmaya başlıyor. Sigara içiminin düştüğü ülkelerde kardiyovasküler hastalıklarda hemen azalma gözleniyor. Sigara, DNA'nın yapısını etkiliyor ve bozuyor. Bu DNA yapısının eski haline gelmesi de zaman alıyor" diye konuştu.

İZLANDA'DAKİ VOLKAN PATLAMASI

Siafakas, İzlanda'da yaşanan volkan patlamasının sağlığa etkileri konusunda Dernek olarak bir uzman grubu oluşturduklarını da belirterek, bu patlama nedeniyle görülebilecek olası sağlık problemlerine ilişkin şunları söyledi:

"Esas olarak volkan patlamasının etkileyeceği bölge, İzlanda ve yakınındaki bölgeler. Türkiye ve Yunanistan gibi Avrupa'nın güney yerlerinde sorun yok. Ama bunu değerlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bu patlama, özellikle ciğer hastalıkları olan insanları etkileyecek. Esas olarak etkileyeceği kişi grubu, astımlı, tüberküloz geçirmiş, ciğerleri hassas kişiler olabilir. Bu kişilerin, hastalıklarının alevlenmesine neden olabilir. Ama Avrupa'nın genel nüfusunda özellikle böyle bir etki beklemiyoruz. Sağlıklı insanlarda çok az, minimal etkisi olabilir."