11 yıllık vahşetin günlüğü

1 ev, 3 kadın ve 11 yıllık esaret... Michelle Knight, henüz 16 yaşındayken kaçırıldı. 11 sene boyunca onu kaçıran Ariel Castro’nun evinde, kilit altında tutuldu.

11 yıllık vahşetin günlüğü

1 ev, 3 kadın ve 11 yıllık esaret... Michelle Knight, henüz 16 yaşındayken kaçırıldı. 11 sene boyunca onu kaçıran Ariel Castro’nun evinde, kilit altında tutuldu.

Tutsak olan iki kadınla beraber türlü işkencelere ve sürekli tecavüze uğradı. Kurtulduktan sonra yazdığı kitapta yaşadıklarını anlatan Knight’la konuştuk. vahsetBu kitabı yazarak  11 yıllık kâbusu yeniden yaşamayı göze aldınız. Neydi yazma ihtiyacı duymanıza sebep? Yazmak olaylara tekrar dönüp bakmanın bir yoluydu ve açıkçası bunu yapmam daha da güçlü hissetmemi sağladı. Onca yıl boyunca başıma gelenleri ne olursa olsun unutmayacağım. Fakat bu uzun süreçte yaşadıklarımla da hayatıma devam etmeyeceğim bir gerçek. Bu gücü nereden buluyorsunuz? Kendimden. Bu kitabı yazdım çünkü benim gibi zor zamanlar yaşayanlara bununla baş edebileceklerini göstermek istedim. Her ne olursa olsun hayat yaşamaya değer. O evde geçirdiğiniz 11 yıl boyunca normal insanların kâbuslarında bile göremeyeceği cinsten şeyler yaşadınız. Neydi en zoru? Hepsi çok zordu. hepsi... Kurtulduktan sonra dışarıdaki hayata uyum sağlamakta zorlandınız mı? Yaşamım şu an olabileceği kadar normal. Hayata adapte olmakla başa çıkmak ve geçmişe saplanmak yerine yeni bir insan olmak için çok sıkı çalıştım. Şimdilik bunu başardığıma inanıyorum. Böylesi bir travmayı tamamen atlatmak mümkün mü? Cevap yok. İçinizde nefrete yer yok gibi duruyor. Yaşadıklarınız yüzünden kimseyi suçlamıyor musunuz? Nefret, insanın enerjisini tüketen bir şey ve ben enerjimi gelecekteki yaşamım üzerine odaklanarak harcamayı tercih ediyorum. Birilerini suçlamak bunu daha da zor bir hale getirmekten başka işe yaramayacaktır. Kitapta Ariel Castro’yu affettiğinizi söylüyorsunuz... Affetmek insanın hayatını kolaylaştıran bir şey, herkesin bunu yapmasını tavsiye ederim. Hayatımı bir kutsama olarak görüyorum, diyorsunuz... Her sabah uyanıyorum ve hayatta olmamın bir kutsama olduğunu hissediyorum. Çünkü öyle. Onca yıl o evde yaşadıklarımdan sonra hayatta kalamayabilirdim ama yaşıyorum ve bunun kıymetinin farkındayım. Yaşadıklarından dolayı insanın kendisine “Neden ben?” diye sorması sağlıklı değil. Amanda ve Gina ile (beraberindeki iki kadın) görüşüyor musunuz? Birbirinizin hayatında nasıl bir yeriniz var? Bundan sonra ikisinin de daima iyi olmalarını umuyorum. Birlikte çok zor bir süreç yaşadık. Fakat esaretim sona erdiğinden beri kendime yoğunlaşmış durumdayım, yolumu bulmaya ve hayatımı en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum. Bundan sonra hayatınıza nasıl devam etmeyi planlıyorsunuz? Hayalim yemek okulunu bitirmek ve bir restoran açmak, belki bir gün aile kurmak... Bunları yaparken tek göz ardı etmeyeceğim şey ise, hayatı dolu dolu yaşamak. Ne tür zorluklar yaşamışsak yaşayalım, bize bir kere verilen bu fırsatı hepimizin en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

TRAJEDİNİN NE ZAMAN BAŞLAYACAĞINI ASLA BİLEMEZSİNİZ

MİCHELLE KNİGHT KİTABINDA YAŞADIĞI TRAJEDİYİ ANLATIYOR:

“11 yaşına geldiğimde âdet oldum fakat 5 yaşından beri kanamam olduğu için âdet gördüğümü anlamamıştım. O dönemlerde bana yapılan şeyler çok daha kötü hale gelmişti, çok çok daha kötü.” “Onun hakkındaki çılgınca şeylerden biri de buydu: Bir sonraki adımının ne olacağını hiçbir zaman bilemiyordunuz. Bir gün size yavru köpek ve radyo getiriyor, diğer gün size tecavüz eden ve köpeğinizin boynunu kıran vahşi bir fırtına olup çıkıveriyordu. Ailemin evinde kalırken yıllarca beni kullanan adam da bana iyi şeyler yapmamıştı ama hiç değilse o pisliğin ne yapacağını kestirebiliyordunuz. Bu adam ise tam bir muammaydı ve onunla nasıl başa çıkacağımı bir türlü çözemiyordum. Benim için iyi bir şey yapıyormuş gibi görünüyor olduğunda bile –mesela dışarı çıkmama izin vermek gibi– ona güvenemiyordum.” “Herhangi bir yerde olabiliyordu; mesela bodrumda ya da yatak odalarından birinde. Bittiğinde olduğum yerde ileri geri sallanarak bekliyor, kendimi toparlayabildiğimde banyoya gidip kanamam bitene kadar tuvalete oturuyordum. Ne dediğimi bilmiyorum ama Tanrı belki de gerçekten yukarıdadır diye içimden dua ettiğimi hatırlıyorum. Eğer öyleyse neden adamı durdurmuyordu ki?” HÜRRİYET