Üniversiteden ne bekliyoruz?

"Ben kendimin komutanıyım..."

 

 

"Ben kendimin komutanıyım..."          

Plautus Romalı oyun yazarı          

Stuttgart, Almanya

7/10/2016

Önce ilkokul ve liseler, sonra da Üniversiteler yeni eğitim öğretim yılına başladılar.

Öğrencilerimle tanışıyor ve onları tanımaya çalışıyorum.

Birçok öğrenci için üniversite hayatının yeni bir hayatın da başlangıcı olduğu açık ve net.

Kimisi için ise, çoktandır çıkılmış bir yolun yeni bir aşaması.

Bir üniversiteyi bitirmiş, yenisine başlayan öğrenciler gördüm.

Sebebi basit: Kimisine bir üniversite yetmemiş. Bilginin ve öğrenmenin değerini yeni keşfetmiş.

Şimdi daha derinlemesine okuyor ve öğreniyor.

Kimisi ise sevdiği bölümü yeni keşfetmiş.

Yine de yeni bir başlangıç yapanlara bir önerim var: Kendinize biraz zaman ayırın. Geleceğinizle ilgili ciddi bir hesap-kitap yapın.

5 yıl sonrasını, 10 yıl sonrasını düşünün.

Nasıl bir dünyada yaşayacağız?

Her şeyin her an değiştiği bir dünyada, bugünkü bilgilerimiz bize ne kadar yardımcı olabilir?

Öyle ise öğrenmeyi öğrenmek daha iyi değil mi?

Ama bunun için öncelikle Delphy Tapınağındaki o yazıyı bir kez daha anımsa: “Kendini Tanı”.

Woody Allen bile son filminde izleyicilerine aynı mesajı veriyor: Kendini tanı!

Filmin sonunda ise Sokrates’in ünlü sözünü hatırlatıyor: “Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez”

Yani konu önemli…

Sorgulamak, ya da sorgulamamak… Yaşamak, ya da yaşamamak… Yaşıyor gibi yapmak.

Şimdi karar zamanı.

Kararını da okuyarak, araştırarak ve düşünerek sizin yapmanız gerekiyor.

***

Romalı oyun yazarı Plautus "Ben kendimin komutanıyım..." dediği zaman Roma Barışı dünyaya egemendi.

Herkesin Roma’dan ve Sezar’dan korktuğu ve sakındığı bir çağda, Plautus edebiyatın ve kendini tanımanın gücüne dayanarak bu sözü söylüyordu.

Hayatını nasıl yaşayacağına, Sezar ve egemen güçler değil, kendisi karar veriyordu.

Amerikalı yazar Ayn Rand’ın hayat hikayesi Romalı yazarı hatırlatır.

Bizim üniversite öğrencilerine önerdiklerimizi, Rand aldığı eğitimle çok erken bir dönemde kendi yapar:

Yazar olmaya dokuz yaşında karar verir. Daha sonra yapacağı herşeyi o amaçla entegre eder”.

Bu gün tüm dünyada tanınan bir yazarsa, 9 yaşında verdiği bu kararın ve bunu gerçekleştirmek için verdiği mücadelenin sonucudur.

“Ben kendi seçimimle ve inancımla Amerikalıyım. Avrupa’da doğdum, ama Amerika’ya geldim; çünkü bu ülke benim ahlâkî koşullarıma dayanan bir ülkeydi; ayrıca, insanın yazmakta tümüyle özgür olabileceği tek ülkeydi”.

“Avrupa’da bir üniversiteden mezun olduktan sonra, buraya tek başıma geldim”.

“Zor bir mücadele verdim, geçici işlerde çalışarak hayatımı kazandım, sonunda yazılarımı finansal başarı çizgisine ulaştırabildim”.

Rand, hayatın bir mücadele olduğunu; bu mücadelede her kesin rakip olduğunu belirtir. Bunun zorunlu sonucu olarak hayatı boyunca kimseden yardım istemez:

“Bana hiç kimse yardım etmedi, ben de hiçbir zaman birilerinin bana yardım etmek gibi bir görevi olduğunu varsaymadım”.

Peki, 9 yaşında hayatını belirlemiş Rand’ın üniversite eğitiminden beklediği nedir?

Gençliğinden dört yılını alacak ya da çalacak olan yükseköğretimden, o neler alacaktır?

Rand, Üniversite’de ana konu olarak tarihi, özel ilgi alanı olarak da felsefeyi seçer.

“Birincisini insanlığın geçmişiyle ilgili gerçek bilgileri edinmek için, gelecekteki yazılarım açısından seçmiştim; ikincisini ise, değerlerin objektif bir tanımını yapabilmek için almıştım” der.

Ulaştığı sonuç ilginçtir:

Tarihin “öğrenilebilecek bir şey olduğunu” ancak felsefenin kendisi tarafından yapılması gerektiğini anlar.

Amacı, geçmiş çağların bilgilerini ve filozoflarını ilginç görüşlerini ezberlemek değildir.

Tarihin en büyük düşünürlerini tanıyarak, onlarla konuşarak kendi felsefesini oluşturmayı hedeflemektedir.

Romalı oyun yazarının dediği gibi kendi komutanı olmak, Amerikalıların sevdiği bir tabirle “kendi patronu olmak” en büyük hedefidir.

Rand, aynısını yapar; kendi patron olur.

Tarihin en büyük düşünürlerinden biri olduğunu söylediği Aristo’dan çok yararlandığını söylerken, ona katılmadığı noktaları da belirtir.

Hayatı boyunca “inandığı felsefeye her zaman bağlı” kaldığını söylerken mutludur.

***

Üniversite eğitimi ile yeni bir hayata başlarken, biraz düşünmenin ve ciddi kararlar almanın tam zamanı.

Kendimizi tanıyalım, eksikliklerimizi tespit edelim.

Üniversitenin sunduğu imkanlarla; hocalarımızdan azami derecede yararlanarak bunları tamamlayalım.

Birlikte yeni ufuklara ve geleceğe kanat açabileceğimiz; hayat mücadelesinde güvenebileceğimiz dostlar edinelim.

Hem aldığınız eğitim, hem dostluklar hayat boyu olsun. Hayatın zorlu dönemeçlerinde bize yararı olsun.

Denizcinin iple olan arkadaşlığını ve ilişkisini bir kez daha hatırlayalım.

Denizci için, onunla okyanusun bütün derinliklerini ölçmese, ya da ölçemese bile, ipinin uzunluğunu bilmesinin büyük yararı vardır.

İpin gitmek zorunda olduğu yerlerin derinliğini ölçebilecek kadar uzun olduğunu ve gemisini parçalayacak sığ kayalıklardan kendisini uyaracağını bilir.

Bizim işimiz, her şeyi değil, kendimizi, sınırlarımızı ve sorumluluklarımızı; kısacası bizi doğrudan ilgilendiren şeyleri iyi bilmektir.

Kimse sizi Zeki Müren kadar güzel sesiniz olmadığı ve onun gibi güzel şarkı söyleyemediğiniz için kınamaz.

Ya da Naim Süleymanoğlu kadar ağırlığı kaldıramadığınız için eleştirmez.

Ancak sorumluklarını yerine getirmeyen, üniversite hayatına ve kendi eğitimine yeteri kadar özen göstermeyen bir öğrenciyi herkes kınar.

Özellikle de onun için büyük fedakarlıklar yapan ailesi.

Henüz geç değil. Bir karar verin: 2023, yada 2030 veya 2050de nerde olacaksınız?

Neler yapıyor olacaksınız?

Dünya nasıl olacak?

Hedefiniz nedir?

Bu hedefe nasıl ulaşmayı planlıyorsunuz?

Şimdi düşünme zamanı…

Bu konun büyüklerinden Peter Drucker’ın uyarısı ile bitirelim: “Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur”.

Bunu, ne olacağınızı, hayattan neler beklediğinizi, en önemlisi hayata ve sevdiklerinize neler katacağınızı bilmiyorsanız, üniversite okumanın ve buna dört yıl boyunca katlanmanın önemi yoktur.

Prof. Dr. İbrahim Özdemir

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı



Etiketler: ibrahim özdemir yazıları prof. dr. ibrahim özdemir


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • 12 Ocak 2017, 12:14
  • 12 Ocak 2017, 11:55
  • Yas varken sanat olur mu? Prof. Dr. Nevzat Tarhan Habertürk'e değerlendirdi.
    12 Ocak 2017, 09:27
  • Çocuğunuz özel yetenekli mi? Bunu anlamak Mümkün!
    10 Ocak 2017, 16:26