Terör kültürel midir?

Terörist saldırıların giderek artması ve insanlık için ciddi bir tehdit haline gelmesine koşut olarak entelektüellerin gündemini de her zamankinden çok daha fazla meşgul etmeye başladı.

Çok çeşitli sorular soruluyor, yanıtlar aranıyor terörün nedenleri hakkında. En çok üzerinde durulan konulardan biri de terörün kültürel bir olgu olup olmadığıdır.

Terör kültürel midir?
Eğer öyleyse, kültür nedir?
Eğer kültür, insanların, dolayısıyla da toplumların birlikte yaşarken ürettikleri değerler, ortaya koydukları her şey, bütün bir yaşam biçimine karşılık gelen bir olgu ise insanlar neden terörü bir yaşam biçimi olarak seçsinler, üretsinler ve büyütsünler?
İnsanlık kendi  kuyusunu kazmaya bu denli mi hevesli?
Terör kesinlikle kültürel değil, olamaz da. Bir kere bu noktayı çok net koyalım.

Kültürle ilişkisi var mı, görünüşte var elbette, ama hangi kültürle sorusuna verilecek yanıtlar önemli burada.
Gerçek anlamda kültür, insanların topluluk halinde, dolayısıyla da toplum halinde yaşarken ürettikleri tüm değerleri, davranış biçimlerini, düşünüşleri, kısacası tüm yaşam biçimini ifade eder.  Bu anlamıyla kültür, insanın kendi yaşam alanında, özellikle de toplumsal yaşam alanında ürettiği her şeydir.
Peki ama insan neden üretir?
Daha iyi bir yaşam sürmek için üretir.
Ne üretir?
Kendisinde ne varsa, neyi üretebiliyorsa, onu üretir.
Peki insanın kültürel üretiminde şiddetin yeri var mıdır, varsa neden?
Vardır, ama kendisini veya hemcinslerini yok etmek için değil, öncelikle var kalmak, kendi varlığını sürdürebilmek için şiddet üretir. İlkel çağlardan beri insanlık, tarihin her döneminde şiddet sorunuyla iç içe  yaşamış;  insanlar önceleri vahşi doğa içerisinde var kalabilmek için şiddete başvurmuş, sonrasında da kendilerini birbirlerine karşı savunmak için şiddet kullanmak zorunda kalmışlardır.  Ancak hiçbir zaman şiddet insanların istekle ve hevesle yöneldikleri bir davranış biçimi ve de yaşam tarzı olmamıştır.

Oysa kültür, insanların en güzel duygularıyla, ilgileriyle, yetenekleriyle, haz dürtüleriyle sosyal paylaşım alanı içerisinde ürettikleri, biriktirdikleri, biçimlendirdikleri her şeyi içeren gerçek anlamda bir değerdir. O halde kültürel alanda şiddetin, dolayısıyla da terörün yeri olamaz, olmamalı da.

Terörü kültürle birlikte ele alan ve onu kültürel bir olgu olarak tanımlayan anlayışın temelini oluşturan kültür ise insanlığın sosyal paylaşım alanında ve kendi tarihsel gelişim süreci içerisinde, spontane olarak ürettiği değerlerden oluşan gerçek kültür olmayıp, günümüzün endüstriyel alanı içerisinde, yapay olarak üretilerek toplumlara dıştan empoze edilen popüler kültürdür.

Burada öncelikle üzerinde vurgulamak istediğimiz nokta, popüler kültür ve kültür olguları arasındaki ayrımdır. Kültür, insanlığın yaşarken, kendi yaşam alanında, kendi düşünüşü, yaşayışı, yapıp edişi, emek verişiyle spontane olarak, kendi sosyal paylaşım alanında üreterek kuşaktan kuşağa aktardığı her tür değer olarak tanımlanırken, popüler kültür, birilerinin, tümüyle de ticari kazanç elde etmek amacıyla endüstriyel üretim ortamında üretip insanlara, toplumlara dayattıkları sentetik değer alanıdır.

Bu sentetik değer alanının temel özelliği ticari olmasıdır, yani parasal kazanç amacıyla üretiliyor olmasıdır. Dolayısıyla meta özelliğine sahiptir.

Görüntüsü, tarzı, biçimi ne olursa olsun, asıl nedeni ticari olan üretimde temel amaç satıştır, satabilmektir. Bu durumda üretimi yapan kişi ve kesimler, toplumun hassasiyetlerinden hareketle onlara en kolay ve en çok satabileceklerini bu sentetik kültürel alana işleyerek vermektedirler. Cinsellik, pornografi ve şiddet bunların en başta gelenleridir.

Sentetik kültürel üretimin, yani popüler kültürel üretimin planlamasını yapanlar, aynı zamanda kapitalizmin diğer sektörlerinde de iş yapan kesimler olup, oralardaki üretimlerini (moda, kozmetik, silah, ilaç, sentetik gıdalar vb.) en yüksek düzeyde satışa dönüştürmek için de popüler kültür alanını kullanmayı ihmal etmezler.
Yani bu, topyekun bir tasarımdır. Tüm sektörleriyle bir ticari alan, dolayısıyla da bir sömürü  alanıdır. İnsanların, toplumların hassasiyetlerinden hareketle planlanan, projelendirilen ve gerçekleştirilen bir tasarımdır.

Bugün dünyanın başında bir terör belası varsa, bunun en etkin üretim ve dağıtım alanlarından birinin popüler kültür olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Dizi filmlerle, sinemayla, medya haberleriyle, yarışma programlarıyla, savaş içerikli kurmacalarla, belgesellerle, video oyunlarıyla, eğlence biçimleriyle vb. endüstriyel ortamda gerçekleştirilen her tür üretimle şiddetin toplumların ve kültürlerin kılcal damarlarına kadar ekildiğini gözlemliyoruz.  Böylece insanların yaşamlarının her anında şiddeti deneyimlemeleri, her nefes alışlarında şiddeti solumaları, her sorunu şiddetle çözmeye yönelmeleri, şiddete alışmaları, şiddeti sevmeleri kaçınılmaz hale gelmekte.  

Popüler kültürün şiddeti eken, şiddeti besleyen, filizlendiren ve şiddetle besleyen dünyasında insanlar şiddeti sevmeye alıştırılmaktadırlar.

İşte bu nedenle terör, giderek kültürel bir olgu haline gelmektedir. Popüler kültürün şiddeti eken, besleyen, büyüten dünyasında insanlar sadizmin ve mazoşizmin iç içe geçtiği, birbirine karıştığı alana mahkum olurken, şiddete sarılmakta, şiddeti öğrenmekte, şiddeti çıkar yol olarak bilir hale gelmektedirler.

Şiddete sarmalanarak büyütülen haz ise terörü doğurmakta, beslemekte, büyütmekte ve dünyanın başına bela etmektedir.

Bu nedenle terör kültürün içerisine eklemlenmekte.
Bu nedenle insanlar, terörü bir haz alanına dönüştürmekte.
Bu nedenle terörist eğilimler giderek yaygınlaşmakta,  insanlığı tehdit etmektedirler.
O halde sorun kültür değil, kültürü  işgal altına almış olan sentetik kültür, yani popüler kültürdür.
Yani asıl mesele yine para, para, para….



Etiketler: nazife güngör


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Why Üsküdar University?
    25 Nisan 2017, 12:47
  • 20 Reasons to choose Üsküdar University
    25 Nisan 2017, 12:45
  • Çocuklardaki tik ve takıntılardan kurtulmak mümkün!
    24 Nisan 2017, 10:50
  • Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü çocukların akademik ve hayat başarısını nasıl etkiliyor?
    24 Nisan 2017, 10:49