Rujlu lezbiyenler, erkeksi eşcinseller

Dün yayınlanan yazımda Eşcinselliğin sadece eşcinsellik olmadığını ideolojik ve siyasal materyal olarak kullanıldığından söz etmiştim. Bu konudaki görüşlerimi açıklamaya devam edeceğim.

 TARHAN’IN DÜNKÜ YAZISI İÇİN TIKLAYIN…

kose yazilari 2  Rujlu lezbiyenler, erkeksi eşcinseller2- Cinsel rol ve yönelim olarak eşcinsellik (Klasik Eşcinsellik): Eşcinselliğin Psikiyatri sınıflandırma kitaplarından çıkarılan hastalık olarak kabul edilmeyen sadece sosyal bir sorun olarak ele alınması önerilen bölümüdür. Cinsel yönelim olarak aynı cinse yönelim vardır. Bu kişiler biyolojik cinsel kimlikleri ile tercih ettikleri cinsel rolleri arasındaki farktan rahatsız olmazlar.

Cinsel ‘rol ve yönelim’ olarak karşı cins ama cinsel ‘kimlik’ olarak kendi cinsi olan bu tür eşcinsellik çok nadirdir. Çoğu defa gizlidir ve eşcinsel derneklerine üye olmazlar. Bu rol “Sonuna kadar erkeğim ama cinselliği kendi cinsimle yaşarım” diyen homoseksüelleri daha çok kapsamaktadır. “Rujlu lezbiyenler ve erkeksi görünümlü eşcinsel erkekler” olarak S. Am. Mind sayfa 61 de ifade edilmektedir.

Hemcinsi ile “kendini karşı cins gibi hissetmeden” yaşanan cinsel rol ve yönelimin hastalık olmadığı tezi psikiyatri bilim çevrelerince kabul görmektedir. Bu tarz eşcinsel yaşam kültürel toplum dinamiği ve sosyal tutum farklılığı kapsamında değerlendirilmektedir.

Her tutum farklılıklarında olduğu gibi her bireyin tutuma karşı kendi tutumunu savunma hakkı vardır. Toplumda eşcinselliği onaylamayan kimselerin sosyal haklarına karşı çıkacak hiç bir bilimsel gerekçe yoktur. Herkesin kendi yönelim ve rol tercihini yaşama ve homofobi göstermeden farklı düşündüğünü ifade etme hakkı vardır.

Karşı cins ifadeli cinsel rol homoseksüeller genellikle cinsel kimlik bozukluğu olarak tanımlanan “transseksüellik” hastalığı sınırlarında kabul edilmektedirler. Kendini karşı cins gibi hissetmeden pasif eşcinsellik yaşamak ruhsal olarak pek mümkün değildir. Aktif cinsel rollü eşcinseller cinsel ilişki biçimi hakkında hiç rahatsızlık duymayan eşcinseller olarak bilinir. Bir kadın veya kendini kadın hisseden erkek partner hiç fark etmez ve farklı yorumlanmaz. Biseksüellik ise her iki cinsel rolün tercih edilmesidir.

Gay ve lezbiyen kavramlar
Transseksüel kimlik: Kendisini karşı cins gibi hissetme durumudur,  hastalık kabul edilmiştir. Kişi eşcinselliği içselleştirmiş veya içselleştirmemiş olabilir. Gizli veya açık özellikte olabilir. Transvestizm: Karşı cins gibi giyinme, hastalık olarak kabul edilmiştir.

Sosyal homoseksüel yönelim: Kendisini doğal biyolojik cinsiyeti gibi hissetme ama cinsel rolü karşı cinsle yaşama tercihidir. Hastalık olarak tanımlanmamış ancak kültürlerin onayına bırakılmıştır.

Tedavi istemeyen bir transsüksüel eşcinsel tedavi istemeyen bağımlılık hastası gibidir. gibidir. Gay ve lezbiyen kavramları bu üç grubu da kapsayan popüler tanımlamadır.

Bu son derece sınırlı kapsamdaki eşcinsel rol tercihi ve yönelimi olan Sosyal homoseksüelliği bütün eşcinseller için geçerli olduğunu düşünmek son derece sakıncalıdır ve bilimsel dayanağı yoktur.

Eşcinsellik biyolojik doğada var mıdır?
Eşcinsellikle ilgili genel kabul gören görüşlere göre insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Sosyal öğrenme ile ve yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur. Biyolojik doğaya uymayan bir sapmadır. Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur.

Eşcinsellikle ilgili son bilimsel görüşler nelerdir?
Scientific Americam Mind dergisinin Mayıs Haziran 2010 tarihli sayısında “The Third Gender” yani “Üçüncü Cinsiyet” başlıklı makalede Jesse Bering biyolojik cinsiyetinden ve cinsel kimliğinden rahatsız olan Transseksüelleri incelemiştir. Üçüncü cinsel kimlik olan transseksüelleri ikiye ayırmıştır. Açık transseksüaller, gizli trans seksüeller. Her iki tarnsseksüel durumla ilgili bilimsel çalışmalarda  genetik  veri bulunamadığı vurgulanmıştır. Biyolojik cinsiyet,cinsel kimlik ve cinsel yönelim alanlarının farklı farklı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.. Kültürel sosyal normların ve öğrenmelerin transseksüel cinsel kimlik ve cinsel yönelim oluşmasında ki ana rolünden söz edilmiştir.

Hastalık olmayan eşcinsellik teşvik ediliyor mu?
40 yıl önce kabul edildiği bilinen hastalık olarak tanımlanmayan eşcinsellik egosintonik sosyal eşcinselliktir. Yani kişi bu tercihi seçmiştir. Özgür iradesi ile karar vermiştir. Tedavi talep etmemektedir. Tedavi talep ettiği anda hastalık kabul edilir ve onarım tedavisi uygulanır.

“Hem eşcinsel rol ve yöneliminden rahatsız olmayan hem de kendisini karşı cins gibi hissetmeyen nadir eşcinselliğin alt grubu” nun psikiyatrinin ilgi alanına girmediği kabul edilmiştir. Bu onaylandığı ve teşvik edildiği anlamına gelmez.

Egodistonik yani cinsel kimliği hakkında sürekli kaygılı olarak bilinen eşcinsellik ne demektir?
Bu tür eşcinsellik kişinin ego savunmaları tarafından onaylanmamıştır. Kişi arzu ve dürtülerine yenik düşmektedir. Arzu ve dürtülerinden özgür olamayan bu kişilere yardım edilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu grup eşcinsellik tedavi gerektiren eşcinselliktir ve uzmanlar tarafından ayrıca tanımlanmıştır ve belirtilmiştir.

Erken ergenlik döneminin önemi

Eşcinselliği heteroseksüellik gibi sağlıklı bir durum olarak tanımlamanın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur. Kamuoyuna aydınlatıcı bilgi verilmediği takdirde erken ergenlik döneminde eşcinsel eğilimini fark etmiş, iç denetim ve dürtü kontrolü için çabalayan yani eşcinsel eğilimi olup da kontrol etmek isteyen kişilere tedavi ve yardım kapısı kapanmaktadır. Yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak önerilere psikiyatri derneklerinin alet olması son derece sakıncalıdır. Cinsel kimlik konusunda kaygısı olan bireyleri eşcinsel kimliğe özendirmek ve yönlendirmek bir profesyonel için toplumsal sorumluluğu olan bir durumdur.

Koruyucu ruh sağlığı boyutu

Eşcinsellik (Homofili)  bir eğilim olarak, hayvanlara cinsel sevi (zoofili), eşyaya cinsel sevi (fetişizm) gibi koruyucu ruh sağlığı sınırlarında sosyal bir problem olarak değerlendirilmelidir. Seksüel perversiyon olarak kabul edilen cinsel sapmaların toplumda artmaması için çalışmak sosyal bir görevdir.

Homofobi için mücadele gerekir mi?
Homofobi yani eşcinselleri aşağılamak doğru değildir. Bu tercihte olan insanlara saygı gösterilmeli ancak gerek görülürse onaylanmadığı da belirtilmelidir.

Bu sebeplerle gelecek kuşaklar arasında eşcinsel tercihlerin artmaması için sağlık ve eğitim politikalarında doğru duruş gösterilmelidir.

Kanaatime göre gelecek kuşaklara yönelik hassasiyet gösterilmesi övgüye değer bir davranıştır ve koruyucu ruh sağlığı kapsamında değerlendirilmelidir.

Eşcinsel derneklerin çelişkisi

Çelişkili olarak eşcinsel dernekler kimlikle ilgili tedavi grupları yapmaktadırlar. Aşağıda belirtilen web sayfası bilgilerine göre travesti gruplarına eşcinsel derneklerin tedavi organize ettikleri anlaşılmaktadır.

http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=7&altMenuID=49&icerikID=303
http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=7&altMenuID=49&icerikID=308

Son derece sınırlı olan eşcinselliğin sosyokültürel alt grubunu genelleme yaparak transseksüel ve travesti eğilimlerin hepsi olarak anlatmak bilim namusuna uygun değildir. Ayrıca biseksüel olan ve cinsel kimlik olarak kararsız kişisel olgularda cesaretlendirmek için kullanmanın hiç bir bilimsel dayanağı yoktur.

Tedavi gereken ve cinsel kimlik bozukluğu olan eşcinselliğin tedavisine engel olmak tıp mesleğini açısından sorumluluk taşır. Erken dönem ergenlerde ise onaylamak ve teşvik etmek  son derece sakıncalı ve dayanaksızdır.

En son kaynaklar:


1-The Third Gender, Scientific American Mind, Behavior Brain Science Insights, Special Issue, Male vs. Female  Brains,pp 60-64,May/June 2010

2-Becoming What We Love: Autogynephilic Transsexualism Conceptualized as an Expression of Romantic Love. Anne Lawrence in perspectives in biology and medicine, Vol. 50 No:4 pages 506-520 Autumn 2007
3-The Gender Identity/Gender Dysphoria Questionnaire for Adolescents and Adults. J.J. Deogracias et al. İn journal of sex Research, Vol.44, No.4, Pages 370-379; October 2007
4-Evolution’s Rainbow: Diversity, Gender and Sexuality in Nature and People. Joan Roughgarden. University of California pres 2009
5-The DSM Diagnostic Criteria for Gender Identity Disorder in Children. Kenneth J. Zucker in Archives of Sexual Behavior, published online October 2009
6- Onarım Terapisi, Dr.Joseph Nicolosi, Kaknüs Yayınları. 2012

HABER 7/ 14.08.2012

Bu yazı 3619 kez okundu