Obezite Psikolojiyi Bozuyor

Obezite yani şişmanlık, genetik ve çevresel etkileşimleri olan, sadece irade yetersizliği ile açıklanamayacak kadar ciddi, psikolojik faktörlerin de etkin olduğu karmaşık ve kronik bir hastalık.

Zayıf çocuklarımızı kan tahlilleri vb. gibi araştırmalara yöneltirken 'kilolu' çocukların da uzun vadede bu durumdan zarar göreceğini unutmamak gerekiyor. Çünkü bu bozukluk ileriki yaşlarda çeşitli organların işlevlerini olumsuz etkilemesi bakımından birçok risk yaratıyor. Bunun yanı sıra, özellikle çocuklarda obezite, ciddi psikolojik olumsuzlukları da beraberinde getirebiliyor. Çocukluk çağı obezitesinin psikolojik kökenleri ve obez çocuğa psikolojik yaklaşım konusundaki sorularımızı Psikolog Hande Sinirlioğlu yanıtladı.

 

Siz, obezite sorunu yaşayan hastalara ve bunların arasında çocuklara da danışmanlık hizmeti veriyorsunuz. Çocuk hastalarınız arasında obezitenin en sık karşılaşılan nedenlerini neler olarak gözlemlediniz?

Şimdilerde çocuklar bir harika ve de kilolu. Her ne kadar anneler çocuklarına yemek yedirememekten, çocuklarının iştahsızlığından yakınıyor olsalar da 'şişmanlık' ya da 'obezite' kelimelerini gün geçtikçe daha çok duyuyoruz. Çocuklarda obezitenin birçok nedeni var. Sorunun temelinde genellikle çocuğun genetik yapısı yatıyor. Yapılan araştırmalar şişman anne babaların çocuklarının şişman (obez) olma olasılığının %80 olduğunu ortaya koyuyor. Oysa normal anne babaların çocuklarında bu risk %15. Diğer yandan, yeme alışkanlıkları ve hareketsizlik da çocuklarda obezitenin gelişmesinde önemli rol oynuyor. Nedeni saptanamayan şişmanlık olgularına da rastlayabiliyoruz. Bunların kökeninde iç salgı sistemi bezlerindeki değişiklikler, besinlerin emilimi ve kullanımı ile ilgili sorunlar ya da sinir sisteminin istem dışı çalışması yatabiliyor. Ama hangi açıdan bakılırsa bakılsın temel sorunun, vücuda giren enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizlik olduğu görülüyor.

 

Obezitenin nedenleri arasında psikolojik faktörler ne ölçüde etkilidir?

Fiziksel nedenlerinin yanında obezitenin psikolojik etmenlerden de meydana geldiği, dürtüsel yemek yeme ile de bağlantısı olduğu biliniyor. Sonuçta yemek yeme bir davranış biçimi. Yüzyılımızın başına kadar insan davranışlarında esas mekanizma 'dürtü' olarak tanımlanıyordu. Davranışlarda dürtülerin itici rol oynadığı biliniyor ve bu davranışların   öğrenilemediği  tartışılıyordu. Oysa yapılan kapsamlı araştırma ve deneyler dürtülerin sonucu meydana gelen davranışların öğrenildiğini ve bu nedenle dürtülerin davranış boyutunda kontrol edilebildiğini gösteriyor. Bilindiği gibi öğrenme çocuklukta başlıyor ve ergenlik çağına genele kadar çocuk pek çok temel karakteristiği öğreniyor, Günümüzde dürtü kontrolü özellikle isteklerini erteleyemeyen ve erken yaşlarda bazı kurallara alıştırılmayan çocuklarda ortaya çıkıyor. Bu kontrolsüzlük (dürtü kontrol problemleri) özellikle yemek davranışının verdiği haz ile birleştiğinde, karşımıza obezite sorunu çıkabiliyor. Bunun yanı sıra dürtü kontrol problemi bulunmaksızın kişiler haz verici  davranışları  öğrenerek stres anında bu davranışı savunma olarak kullanabiliyorlar. Örneğin sıkıntı anında çikolata yiyen bir çocuk bundan mutlu olup, her streste önce çikolataya sonra bunu genelleştirerek tüm besinlere yönelebiliyor. Özellikle dürtüsel yemede ve haz verici yemede en çok ve çabuk tüketilen gıdaların yüksek kalori düzeyine sahip olduğu düşünüldüğünde,  çocuklarda obezitenin artmasını pek de şaşırtıcı görmemek gerekiyor.

 

Peki, çocuklarda obezite psikolojik sorunları beraberinde getirir mi?

Obezite kişileri ve tabi ki çocukları sadece fiziksel olarak etkilemekle kalmaz aynı zamanda psikolojik pek çok sorunu da beraberinde getirebilir. Şişman çocuklar arkadaşları tarafından eğlence konusu olabiliyorlar, birçok oyunda oyun arkadaşı olarak tercih edilmeye-biliyorlar, çevreleri tarafından ise haylaz, pasif ve daha az zeki olarak nitelendirilebiliyorlar.Tüm bunlar çocuğun dışlanmasına, yalnızlığa itilmesine ve hepsinden önemlisi özgüvenlerini kaybetmesine yol açabiliyor. Bilindiği gibi, Özgüven kişiliğin oluşmasındaki en etkili faktör. Aynı zamanda özgüven çocukluk çağında okul ortamı ve sosyalleşmede uyumu kolaylaştırıcı rol oynuyor. Çevresine kendini kanıtlamaya çalışan çocuk önce kendilik değeri açısından tatmin olmak istiyor. Kendine güvenmeyen çocuk ise bireyselleşemiyor. Obeziteye bağlı gelişen özgüven sorunu müdahale edilmediğinde bir adım sonra depresyona dönüşebiliyor. Kısaca depresyon yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda ve ergenlerde obezitenin yol açtığı en önemli psikolojik sorundur diyebiliriz.

 

Anne baba ya da çevrenin obezite sorunu olan çocuğa yaklaşımı ne olmalı?

Uzmanlara göre, obeziteyle başa çıkmanın en iyi yolu çocukların sağlıklı gıdalar tüketmesini sağlamak ve düzenli spor yapmaya teşvik etmek.Ancak bunun yanında ailelere psikolojik açıdan da büyük roller düşüyor. Öncelikle ailelerin beslenme alışkanlığının öğrenme ile kazanıldığını unutmamaları gerekiyor. Ayrıca çocuklarına kendilerini kontrol etmeyi her boyutuyla öğretmeleri de büyük önem taşıyor. Bu konuda kullanılabilecek en güzel parola 'DUR-DÜŞÜN-YAP' tır. Bu sistemle çocuk isteklerini erteleyebilmeyi öğrenebiliyor.

 

Obezitenin tedavisinde siz bir uzman olarak hangi psikolojik yöntemleri uyguluyorsunuz?

'DUR-DÜŞÜN-YAP' aynı zamanda bizim de obezite tedavisinde uyguladığımız yöntemlerden birisi. Ayrıca bilişsel-davranışçı yöntemlerle kişilere 'yeme' davranışının yerine koyulabilecek farklı davranışlar benimsetmeye çalışıyoruz. İstemsiz yemenin nedenleri ve sonuçları üzerinde durularak, olumsuz sonuçlara neden olan davranışları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Böylelikle kişi hayatını yeniden düzenleyebiliyor. Bu tedavilerde çocuklarla çalışırken aileler ve öğretmenler biz klinikçilerin en büyük destekçileri arasında yer alıyor. Ailelerin ve okullarda öğretmenlerin bizimle işbirliği yapmaları tedavinin başarısındaki en büyük etken. Bu nedenle evde ve okulda kurallı ortamlar yaratmaları, yeme davranışına neden olan çevresel faktörleri ortadan kaldırmaları gerekiyor. Örneğin evde sürekli kuruyemiş olduğunda çocuk sıkıntı anında bunlara yönelebiliyor.

 

Çocuğunuzu Obeziteden Korumak İstiyorsanız

Ona su içme alışkanlığı kazandırın. Olabildiğince hazır meyve suları ya da kolalı içecek gibi meşrubatlardan uzak tutun.

Yemeği bir ödül olarak kullanmayın.

Öğünler dışında abur-cubur olarak adlandırılan yağlı, şekerli ve fast-food tarzı gıdaların tüketimini önleyin ve çocuğunuzu bunları tüketmeye alıştırmayın.

Ara öğün tüketilmesi gerekiyorsa bu öğünlerin süt, meyve ya da ek-mek+peynir+domates gibi sağlıklı gıdalardan oluşan öğünler olmasına dikkat edin.

Aburcubur tüketimini en fazla ayda 1 kez yapmasını sağlayın.

Yeme konusunda çocuğunuza baskı yapmayın.

Bebeklikten başlayarak değişik besinleri yavaş yavaş tattırın ve sağlıklı-sağ-lıksız gıda ayırımı öğretin

Çocuğunuzu hareketli olmaya alıştırın. Ona spor yapmayı sevdirin. Okulda ya da tatil günlerinde yaşına ve beğenisine uygun bir spor dalındaki etkinliklere ya da bir egzersiz programına katılması sağlayın.

 

"Ben değil annem çok üzülüyor”

10 yaşındaki Mert 50 kilo geliyor. Hem yaşına hem de boyuna göre fazla kilolu olması nedeniyle yaklaşık 3 aydır özel diyet tedavisi uygulanan Mert, şu ana kadar dört kilo verebilmiş. Sorularımıza cevap veren ama fotoğraf çektirmek istemeyen Mert ile konuştuklarımızın bir bölümünü aktaralım istedik.

Şişman olduğun için üzülüyor musun?

Ben çok üzülmüyorum. Ama annem üzülüyor. Kilo vermezsem belki boyum uzamayabilirmiş.

Verilen diyet programına uyuyor musun?

Mecburen, Fakat bazen uymadığım da oluyor.

Ne zaman?

Anneannemlere gittiğim zaman. Orada her şeyi rahatlıkla yiyebiliyorum. Anneannem bana kızmıyor. Gözüm kalan her şeyden yiyorum.

En çok nelere gözün kalıyor?

Çikolataya. Makarnaya.

Peki zayıflamayı istiyor musun?

Evet istiyorum..

Neden?

İstediğim her şeyi rahat rahat yiyebilmek için. Çünkü zayıf olanların diyet uygulaması gerekmiyor.

 

KAYNAK:  http://www.annebebek.com.tr/dosya.asp



Etiketler:


ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaşamda mutluluğun sırrını anlattı.
    16 Ocak 2017, 10:27
  • Karne karşısında ebeveynin tutumu ne olmalı?
    16 Ocak 2017, 10:21
  • Tasavvuf, Medya ve Nöropazarlama alanında yüksek lisans ve kazanımları
    16 Ocak 2017, 09:08
  • Üsküdar Üniversitesi'nin 4'üncüsünü bu yıl gerçekleştirecek Bilim ve Fikir Festivali Avrupa Yakası toplantısı yapıldı.
    12 Ocak 2017, 12:14