Mevlâna’yı Okumayı Ertelemeyin

Mevlâna’nın son yıllarda Batıda en çok okunan şair olduğunu biliyoruz.

Çok güzel bir İngilizce ile yapılan tercümeleri yüz binler satıyor. Şiirleri kaset ve CD’lere okunuyor. Madonna gibi ünlü sanatçılar albümlerinde ondan şiirlere yer veriyor. Böylece hem ona olan sevgi ve saygılarını, hem de onu sevenlere ulaşmayı hedefliyorlar.

İşin ilginci ise, onu okuyanların her din, inanç, ırk ve kesimden olması.

Hâlbuki daha on yıl öncesine kadar sadece akademik çevreler onu tanıyordu. Bugün ise, Amerikan edebiyat hayatında heyecan verici edebî ve felsefî bir güç olmuş. En önemli yanlarından birsi ise, kimseyi incitmeden mesajını ulaştırması ve herkesi kucaklaması; kimseyi “öteki” olarak görmemesi.

Bundan dolayı, Mevlâna sıradan bir sûfi; Hindu, Budist veya Yahudi mistik gibi görülemez. O, kendini gerçekleştirerek insan olmanın zirvesinde olan biridir (insan-ı kâmil). Bu seviyeye çıkmış insanlar, içinde doğdukları ve büyüdükleri kültür ve ülkenin sınırlarına sığmaz; tüm insanlığa ulaşır ve hitap ederler.

Mevlana’nın şiirlerinin bugün kiliselerde, sinagoglarda, Zen manastırlarında; New York’un sanat merkezlerinde okunmasının ve yankılanmasının nedeni de budur. Öyle görülüyor k, o tüm insanlığın Mevlana’sıdır.

Peki, insanlar neden Mevlana’yı okuyorlar?

Onda ve şiirlerinde neler buluyorlar?

On üçüncü yüzyılın Konya’sında yaşamış olan Mevlâna küreselleşen dünyaya ve çağdaş insana ne verebilir ki?

Bu sorular birçok insanın zihnini kurcalıyor.

Bu sorulara verilecek cevaplar birçok açıdan önemli olacak.

Bir yandan Batılı okuyucunun eğilim ve ilgisini gösterirken, diğer yandan Batılı okuyucuya hitap eden veya etmek isteyen Müslümanlara önemli ipuçları sunacak. Batıda yaşayan Müslümanlar da bu cevaplardan yararlanabilir.

En önemli ve anlamlısı ise, Mevlâna’nın yaşadığı topraklarda yaşayan, onun teneffüs ettiği havayı soluklayan hemşerilerinin, yani bizlerin çıkaracağı ders olsa gerek.

Mevlâna’yı okumayı ve anlamayı ertelemeden işe koyulmak…

Amerikalıların Mevlâna’yı neden okuduğunu ve onda neler bulduğunu merak edenlerden birisi de Shahram Shiva. Mevlâna’nın şiirlerini ilk kez duyduğunda ona hayran olmuş ve birçok şiirini İngilizceye tercüme etmiş.

Shiva, aynı zamanda stand-up programlarında ve özel toplantılarda Mevlâna’dan şiirler okuyor. Kaset ve CD’leri de var. İnsanların neden Mevlâna’yı okudukları konusundaki merakını gidermek ve işin aslını öğrenmek için yaklaşık elli kişinin katıldığı bir çalışma (workshop) düzenlemiş. Katılımcılardan neden Mevlâna’yı okuduklarını tanımlamalarını istemiş. Her katılımcının söyledikleri dikkatle kaydedildikten sonra sınıflandırılarak değerlendirilmiş.

Shiva katılımcıların verdiği cevapları büyük bir dikkatle inceledikten sonra elindeki verileri on iki farklı grupta toplamış. Böylece insanların Mevlâna’yı okumalarının on iki nedeni ortaya çıkmış:

1- Entelektüel olmaması: Din her şeyden önce bir duygu işidir. Bu gruptaki katılımcılar Mevlâna’nın akıllarından çok, kalplerine, duygularına, iç âlemlerine ve adeta kendilerine hitap ettiğini belirtmişler.

2- Farklı anlam seviyeleri: Katılımcılar Mevlâna’da çeşitli anlam seviyeleri tespit etmişler. Tıpkı bir gülü sarmalayan yaprak katmanları gibi, onun şiirlerinde de çeşitli anlam boyutlarını keşfetmişler. Mevlâna’yı okudukça ve öğrendikçe, onun derinliğini daha iyi anlamışlar. Bunun sonucu olarak daha derinlere dalma konusunda cesaretlenmişler.  

3- Vahdet/Birlik: Mevlâna’nın şiirlerinde akseden birlik, ahenk ve bütünlük onlara çok çekici gelmiş. “Kesrette vahdeti” keşfetmişler.

4- Dost ve Arkadaş: Katılımcıların büyük çoğunluğu Mevlâna’yı okurken onu bir dost ve arkadaş olarak gördüğünü itiraf etmiş.  

5- Kişisel İlişki: Mevlâna’yı okumak kişisel bir süreç ve deneyim.  Daha doğrusu varoluşsal kişisel bir tecrübe. Onun hayranları, âlemin ve kendilerinin anlamını arama ve bulma sürecine katılmışlar. Adeta onun yol arkadaşı olmaya çalışmışlar.

6- Rahmet ve Huzur: Mevlana’yı okuyanların ortak bir kanaati ise, onu her okuduklarında kalp ve gönüllerini bir rahmet ve huzurun kapladığını bizzat tecrübe etmeleri olmuş.

7- Hasret ve Özlem: Mevlana’nın şiirlerinde aşkın ve mutlak sevgiliye olan aşk, hasret ve özlem onları çok etkilemiş. Mesnevi-i Şerifi okuyarak ve hissederek onun bu duygularına ortak olmak istemişler.

8-  Aşk İlişkisi: Bazı katılımcılar Mevlana’ya âşık olduklarını itiraf etmiş.

9- Farklı Din ve İnanç mensupları arasında köprüler inşa etmek: Katılımcılara göre Mevlâna, Batıda yaşayan Müslümanlar ile gayr-i Müslimler arasında bir köprü misyonu görüyor. Mevlâna vasıtasıyla birçok Müslüman, ABD’de toplum nezdinde hüsn-ü kabul görmüş. Mevlâna’yı okuyan, seven ve ona âşık olan birçok Batılı, ülkelerinde yaşayan Müslümanlarla güzel ve olumlu ilişkiler geliştirmişler. Mevlâna farklı kesimleri birbirine yakınlaştırmış. Çok kültürlü bir toplumda beraber ve birlikte yaşamalarına katkıda bulunmuş.

10- Şiiri sevmeyenler: Bazı katılımcılar aslında şiir okumayı sevmediklerini, ancak Mevlâna’nın şiirlerini okumayı sevdiklerini özellikle vurgulamış.

11- Sürece Katılma: Katılımcılar Mevlâna’nın kendini mükemmel bir şekilde ifade ettiğini; kendilerinin de bu süreçte ona sadece katıldıklarını belirtmişler.

12- Rehber ve Mürşit: Bazı katılımcılar ise Mevlâna’yı kendileri için manevi bir rehber ve mürşit olarak gördüklerini vurgulamışlar.

Batı’nın “kendi kurumsal din ve inançlarının ötesinde manevi” bir arayış içinde olduğunu belirten rahmetli Prof. Dr. Talat Halman, “Mevlâna Mevsimi” olarak tanımladığı bu ilgiyi çok güzel özetliyor:

“Tasavvuf, insanla Tanrı arasında doğrudan bir ruhi bağ, bir aşk ilişkisi üzerinde durduğu, geleneksel din kurallarını ve kurumlarını aştığı için, saygı ve sevgi görüyor. Buna Mevlana’nın insancıllığını, coşkulu ve sevecen şiirini, bağış ve barış ruhunu, insanı gündelik yavan yaşantıların çok ötesine götüren vecdini ekleyin. Bir de sema’nın semavi görkemini…”

Görüldüğü gibi, Batı’nın Mevlana’yı okuma nedenleri farklıdır ve bizler için önemli mesajlar içermektedir.  

Batıdaki Mevlâna hayranlarının ve uzmanlarının öncülerinden olan Kabir Helminski’’nin sözleri kulaklarımda çınlıyor:

“Mevlâna kabrinden kalkmış İslam’ı anlatıyor. Hem de tüm insanlığa”.

Evet, Aralık ayı, Mevlâna’nın ayı. Onu anma ve anlama ayı.

Onu okumayı ve anlamayı; onu anlayarak hayatımızı anlamlandırmayı daha çok ertelemeyelim.

Şimdi Mevlâna’yı okuma zamanı.

Prof. Dr. İbrahim Özdemir

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı

@iozdemir
http://www.egitimveegitim.com/soz_egitimcilerde/2464-prof_dr_ibrahim_ozdemir.html



Etiketler: ibrahim özdemir mevlana


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Beynimizin ne kadarını tanıyoruz?
    21 Ağustos 2017, 10:24
  • Kefir yaşlanmayı geciktiriyor! Üsküdar Üniversitesi araştırdı.
    15 Ağustos 2017, 15:07
  • NPIstanbul Beyin Hastanesi Tanıtım Filmi
    15 Ağustos 2017, 11:34
  • Adli Bilimlerde Türkiye! Prof. Dr. Sevil Atasoy CNNTÜRK'te anlattı.
    14 Ağustos 2017, 11:10