İletişimsiz kalmamak, bilgiden yoksun bırakmamak

Bombalar, silahlar, çatışmalar, kan, revan.

Zor günlerden geçiyoruz.

Yalnızca ülke olarak da değil, dünya olarak hassas bir dönemin içerisindeyiz. Bir değişim ve dönüşüm sürecinin eşiğindeyiz belki de.

Nedeni ne olursa olsun, dünya kaotik bir durumun içerisinde. Toplumumuz da bundan nasibini fazlasıyla alıyor. Kendi küçük dünyalarımızda bu durumla başa çıkmaya çalışıyoruz, güçlü kalmaya, dirençli olmaya gayret ediyoruz.
İnsanlık tarihi bu tün değişim, dönüşüm ve kaos dönemleriyle dolu.  
Biliyoruz.
Yaşanacak ne varsa yaşanıyor, bunu da biliyoruz.
Peyi ya çocuklar?
İşte o noktada çok dikkatli olmalıyız. Çünkü aslında iyi veya kötü ne varsa çocukluktan başlıyor ekilmeye. Sonunda da ne ekerseniz onu biçiyorsunuz. Şiddetle beslenen çocuk büyürken şiddeti de büyütüp filizlendiriyor. Sevgi ortamında yetişen çocuk ise sevgiyi büyütüyor.  Örneğin, İkinci Dünya Savaşının aktörleri, Birinci Dünya Savaşının içerisine doğan çocuklardı.  İkinci Dünya Savaşının çocukları ise 1960’ların eylemcileriydi.  
Kısır bir döngüdür, sürüp gidiyor.
Bu konuda  toplumda farkındalık ve de duyarlılık oluşturmak ve eğitim öğretim politikalarını buna göre biçimlendirmek uzun vadede terör vb. şiddet eylemlerinin azalmasına da yardımcı olabilir. Ama işi tümüyle politikaya bırakmak da olmaz elbet.  Kendi küçük dünyalarımızda kısa vadeli çözümler de üretmek zorundayız. Çocukları travmadan uzak tutmak için çözüm üretmeliyiz. Psikologlar ve iletişimciler el ele verip toplumsal düzeyde bilgilendirme yapmalılar.

İletişimin olanaklarından olabildiğince yararlanmak gerekir. Etkin iletişim alanı oluşturmak çok önemli.
Çocuklarla iletişim kurmak, onları bilgisiz bırakmamak lazım.  Olup biten her şeye dair çocukları, anlayacakları dilden bilgilendirmek gerek. Korkmalarına, kaygılanmalarına gerek olmadığını uygun dille konuşmak, güvende hissetmelerini sağlamak gerek.

Bilgi çağında yaşıyoruz çünkü. Doğru kanallar kullanılarak doğru bilgilendirme yapılmadığı takdirde bilinmelidir ki çocuklar çevrelerindeki bilgi aktarım araç ve ortamlarından bir dolu bilgiye zaten ulaşacaklardır. Bunların ne denli sağlıklı bilgiler olacağı ise kuşkulu. Bunun en geçerli önlemi ise bilgilendirmenin ailede, okulda, eğitimli veya bilinçli yetişkinler tarafından en doğru biçimde yapılması, bilgi ve iletişim kanallarının kullanımı konusunda çocuklara destek olunmasıdır.

Bir kere kesinlikle suskun kalmamalı, iletişimsiz bırakmamalı onları.  

Şöyle ki çoğu anne baba veya büyükler, çocukları korku ve endişeden uzak tutmak için kitle iletişim araçlarından verilen haberleri, özellikle de şiddet ve teröre ilişkin haberleri izlemelerini yasaklamakta, internete girmelerine engel olmakta, onların yanında memleket meselelerini konuşmaktan kaçınmaktadırlar.
Çözüm değil, hatta çok yanlış.

Yasaklananın her zaman için bir çekim gücü olduğunu unutmamak gerekir. Yasaklar konuldukça çocuk bu yasakları bir biçimde delmeye yönelecektir. Bu da yanlış bilgi kanallarına yönelmesi, dolayısıyla da yanlış bilgilendirmelere açık kalması tehlikesini getirir.
Yanlışı düzeltmek, en başında doğruyu yerleştirmekten çok daha zordur.
Bilgi gereksinimdir. Karşılanmadığı takdirde yetişkin birey veya çocuk birey ona ulaşmak için her tür çabayı gösterir.
Çağımız bilgi çağıdır, ama bir o kadar da bilgisizlik çağıdır.

Çok bilgi, doğru bilgi anlamına gelmez. Bilgi teknolojilerinin bunca geliştiği, herkes tarafından kolaylıkla ulaşılabilir ve kullanılabilir hale geldiği günümüzde unutulmamalıdır ki bilgili, bilgisiz, eğitimli, eğitimsiz, ahlaklı, ahlaksız herkes bu bilgi üretim ve aktarım alanlarına girmekte, oralarda bilgi üretimi ve aktarımı yapabilmektedir.  İnternet ortamında doğru veya yanlış pek çok bilgi kırıntısı dolaşımdadır.  Bunların içerisinden gerekli ve doğru bilgiyi bulabilmek ve alabilmek eğitimle ve de doğru yönlendirmeyle ancak olanaklıdır. Özellikle de çocukları bu anlamda korumak, doğru yönlendirmek, her şeyden önce bilgi çağının bilinçli bireyleri olabilmeleri açısından gereklidir.

Diğer yandan çocukları doğru ve gerekli bilgiye yönlendirmek, doğru ve gerekli bilgiyle donatmak onların,  dirençli ve güçlü bireyler olarak yetişmelerini kolaylaştırır.

Terör, şiddet vb. sorunlar konusunda da aynı biçimde davranmak, çocuk bireyleri bilgiden yoksun bırakmamak, iletişim kanallarını açık tutmak, ancak denetim ve yönlendirmeyi de doğru yapmak gerekli ve oldukça da elzemdir.

Unutmamalıdır ki asıl tehlike bilgisiz ve iletişimsiz bırakılmaktan doğar.

Nazife Güngör



Etiketler: nazife güngör


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Why Üsküdar University?
    25 Nisan 2017, 12:47
  • 20 Reasons to choose Üsküdar University
    25 Nisan 2017, 12:45
  • Çocuklardaki tik ve takıntılardan kurtulmak mümkün!
    24 Nisan 2017, 10:50
  • Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü çocukların akademik ve hayat başarısını nasıl etkiliyor?
    24 Nisan 2017, 10:49