Geleceği Tercih Etmek

Sık sık tercihle ilgili düşünüyor ve yazıyorum. Bu konudaki görüşlerimi öğrencilerimle ve dostlarımla paylaşıyorum.

Okuduğum güzel yazılar üzerinde onlarla birlikte sesli düşünmeye çalışıyorum.
Aslında bu yazıyı yazarken bile bir tercihte bulunuyorum.
Olumlu düşündüğüm ve yazmayı tercih ettiğim için bu yazı yazıldı.
Olumsuzluğu ve pasifliği tercih etseydim, bu yazı olmayacaktı.
Her gün yeni bir gün için uyanırken, işe tercihle başlamıyor muyuz?
Bunun farkında olmak ve iyi tercihler yapmak önemli.
Dahası Pozitif Psikolojinin günlük hayatımız için ne kadar hayati olduğu bilmek de aynı derecede önemli.
Bunun en güzel örneklerinden birisi, Francie Baltazar-Schwartz’ e ait.

Francie, kişisel gelişim uzamanı. Yazdıkları ile on binlerce insana yol göstermiş ve yardımcı olmuş.
Tabii, bundna dha fazla insan, bu yazıyı okumayarak bu güzel düşüncelerden yararlanmamayı tercih etmiş.
Bu nedenle, Francie’nin dediklerini yapmak veya yapmamak tercihinize bağlı.
“Hayat tercihtir” diyerek bir yazısını okumaya ne dersiniz?
Francie bize hep pozitif ve iyi olanı tercih eden; bunun için de “ilk adımı” atan Jerry’nin hikayesini anlatır:

“Jerry, nefret etmekten hoşlanacağınız türden biriydi. Her zaman iyi bir ruh halinde gezer ve söyleyecek olumlu bir şey mutlaka bulurdu. Kendisine nasıl olduğu sorulduğunda
“Daha iyi olamazdım” cevabını verirdi.
Restoran restoran onu izleyen birkaç garsonu olan iyi bir restoran müdürüydü. Garsonların Jerry’yi izlemelerinin nedeni onun tavrıydı. O, insanları motive etmekte doğuştan ustaydı. Bir elemanı kötü bir gün geçiriyor olsa, hemen yanına gidip ona durumun olumlu yönünü nasıl görebileceğini anlatırdı.
Jerry’nin bu tavrı beni gerçekten meraklandırıyordu. Bir gün yanına gidip ona “Anlamıyorum! Her zaman olumlu, mutlu bir insan olamazsın. Bunu nasıl başarıyorsun?” diye sordum.
Jerry şöyle cevap verdi:
“Her sabah uyandığımda kendime: ‘Jerry, bugün iki seçeneğin var. İyi bir ruh halinde gezmeyi seçebilirsin ya da kötü bir ruh halinde gezmeyi seçebilirsin’ diyorum.
Ve iyi bir ruh halinde olmayı seçiyorum. Her kötü şey karşısında kurban olmayı da seçebilirim, olaydan ders almayı da seçebilirim. Biri bana bir şikayetle geldiğinde, şikayetine katılabilirim veya ona yaşamın güzel tarafını gösterebilirim.”
“Tamam, ama bu o kadar da kolay değil,” diye itiraz ettim.

Jerry “Hayır, çok kolay” dedi. “Yaşamak seçmektir. Diğer her şeyi bir yana bırakırsan, her durum bir seçimdir. Durumlara nasıl tepki göstereceğini sen seçersin.
İnsanların senin ruh halini nasıl etkilediklerini sen seçersin. Kendini iyi ya da kötü duyumsamayı sen seçersin. Kısacası: Yaşamını nasıl geçirdiğin senin seçimindir.”

Jerry’nin söylediklerini uzun uzun düşündüm. Bu konuşmadan kısa bir süre sonra kendi işimi kurmak üzere restoran işinden ayrıldım. Jerry ile bağlantımız koptu, ama yaşama tepki göstermek yerine bir seçim yapmayı tercih ettiğim her seferde onu düşündüm.
Birkaç yıl sonra Jerry’nin restoran işinde asla yapılmaması gereken bir şey yaptığını duydum: Jerry bir sabah arka kapıyı açık bırakmıştı ve içeri giren üç silahlı soyguncunun saldırısına uğramıştı.
Kasayı açmaya çalışırken, heyecandan eli titremiş, şifre karışmış ve telaşlanan soyguncular da onu vurmuşlardı.
Neyse ki Jerry nispeten çabuk bulunup hızla bölgedeki travma merkezine götürülmüştü. 18 saatlik bir ameliyattan ve günlerce yoğun bakımda kaldıktan sonra Jerry, bedeninde kurşun parçalarıyla hastaneden taburcu edilmişti.
Bundan yaklaşık altı ay sonra Jerry’yi gördüm. Nasıl olduğunu sorduğumda
“Daha iyi olamazdım. Yaralarımı görmek ister misin? dedi.
Yaralarını görmeyi reddettim, ama soygun sırasında aklından neler geçtiğini sordum.
Jerry, “Aklımdan geçen ilk şey, arka kapıyı kilitlemiş olmam gerektiğiydi”dedi.
“Sonra yerde yatarken iki seçeneğim olduğunu düşündüm: Ya ölmeyi seçecektim ya da yaşamayı. Yaşamayı yeğledim.”

“Peki hiç korkmadın mı? Bilincini yitirmedin mi?” diye sordum.
“Hastanedekiler harika insanlardı. Bana sürekli iyi olacağımı söylediler. Ama acil servise kaldırılıp doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce, gerçekten korktum. Gözlerinden ‘Bu adam ölü’ dediklerini okuyordum. Hemen bir şey yapmam gerekiyordu.”
“Ne yaptın?”
“İri yarı bir hemşire vardı. Durmadan bana sorular soruyordu. Bir şeye alerjim olup olmadığını sordu.
“Evet var” dedim.
Doktorlar ve hemşireler çalışmayı bırakıp cevabımı beklemeye başladılar. Derin bir nefes aldım ve “Mermiler” diye bağırdım. Onlar gülerlerken,
‘Yaşamayı seçiyorum. Beni ölüymüşüm gibi değil, diriymişim gibi ameliyat edin’ dedim.”
Jerry, hem doktorlarının becerikliliği sayesinde, hem de kendi şaşırtıcı tavrının yardımıyla hayatta kaldı.
Ondan her günü tam anlamıyla yaşama seçeneğimiz olduğunu öğrendim”.

Yeni bir üniversite, yeni bir hayat seçerken “tercihimizin” ne kadar önemli.
Tercihiniz ne olursa olun, yaşamayı, yaşama değer katmayı ve daha iyi bir gelecekte yaşamayı seçin.
Seçimimizi yaparken etrafınızdaki bilgili ve deneyimli dostlardan yararlanın.
Ama hayatınızı tercih ederken son kararınızı hep siz verin.
Vereceğiniz bu kararın ve yaptığınız tercih geleceğinizi ve hayatınızı belirleyeceğini asla unutmayın!
Tercihiniz işte tam da bunun için önemlidir.



Etiketler: prof. dr. ibrahim özdemir


Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Katil oyunlar çocukları ağına düşürüyor, intihara sürüklüyor
    22 Eylül 2017, 08:09
  • Kuzey Irak'ta referandum gerilimi
    21 Eylül 2017, 15:14
  • Asla unutmak istemediğiniz bir anınız var mı?
    20 Eylül 2017, 16:26
  • Sudoku çözmek beyni daha çok çalıştırıyor
    20 Eylül 2017, 07:55