Erişkinlerde Kullanılan Sinir Sistemi İlaçları – Psikofarmakoloji

Psikofarmakoloji

Eskiden sinir ilacı deyince kişiyi bol bol uyutmaktan başka bir etkisi olmayan, üstelik her kullananda bağımlılık yaratan birtakım ‘uyuşturucu’ maddeler anlaşılırdı. Gerçekten de 1950’lere kadar sinir hekimlerinin hastaları uyutmak ve sakinleştirmek dışında yapabileceği pek bir şey yoktu. Ancak son 50 yıl içinde insan psikolojisini değiştirmeye yönelik yöntemler büyük ilerleme gösterdi. Psikoterapi teknikleri gelişti ve çeşitlendi, elektroşok ve manyetik uyarım sayesinde beyne uyarı vererek ruhsal bozuklukları gidermek mümkün hale geldi. Özellikle 1980’lerden sonra sinir sistemi ilaçlarının yan etkileri çok aza indirildi, ihtiyacı olanlar bu ilaçları rahatlıkla kullanabilmeye  başladı.

Biz bu yazıda sadece psikiyatride kullanılan sinir sistemi ilaçlarını ele alacağız. Duygu, düşünce ve davranışları etkileyen beyin hastalıklarıyla psikiyatri; diğer beyin hastalıklarıyla (mesela kas hareketlerini, dengeyi, beş duyuyu etkileyen beyin hastalıkları, felçler, sara, Parkinson hastalığı gibi) nöroloji uğraşır. Nörolojide kullanılan ilaçlar bu yazının konusu dışındadır.

Psikiyatride kullanılan sinir sistemi ilaçlarını şu gruplara ayırabiliriz:

1-Antidepresan ilaçlar (öncelikle depresyonda kullanılan ilaçlar)

2-Antipsikotik ilaçlar (öncelikle şizofrenide kullanılan ilaçlar)

3-Kaygı giderici ilaçlar (huzursuzluk, sıkıntı gibi hallerde kullanılan ‘müsekkin’ ilaçlar)

4-Mizaç dalgalanmalarını önleyen ilaçlar (lityum tuzu ve bazı sara ilaçları)

Şimdi bu ilaçlar hakkında daha ayrıntılı bilgi verelim.

ANTİDEPRESAN İLAÇLAR

Depresyon çok sık görülen önemli bir hastalıktır. İsteksizlik, hayattan zevk almama, sinirlilik, uyku ve iştah bozukluğu gibi belirtileri vardır. Unutkanlık, yorgunluk, cinsel sorunlar, okul başarısında düşme, iş performansında azalma, aile içi geçimsizlik gibi durumların altından depresyonun çıktığına sıklıkla rastlarız. Teşhisi konamayan ağrılar, mide barsak bozuklukları ve çeşitli bedensel yakınmalar da depresyona bağlı olabilir. İntiharların sebebi genellikle depresyondur.

Antidepresan ilaçlar, depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Depresyona girmiş her 100 hastadan 70-80’i başka hiçbir müdahaleye gerek kalmadan, sadece ilaç tedavisiyle düzelir. Kalan %20-30’luk grupta ise psikoterapi veya elektroşok türünden ekstra girişimlere ihtiyaç duyulur.

Depresyonda beyinde serotonin, noradrenalin, dopamin maddeleri azalmıştır. Bunlar duygu ve düşünce hayatımızı düzenleyen maddelerdir. Antidepresanlar bu maddelerin miktarını arttırarak tesirlerini icra ederler. Antidepresan ilaçlar hakkında yanlış bilinen bazı noktaları burada önemle vurgulamak istiyoruz:

1- Antidepresan ilaçlar beyinde suni bir mutluluk yaratmayıp tam tersine bozulmuş olan dengeyi yeniden sağlar. Antidepresanlar, depresyonu olmayan kişilerde fayda getirmez.

2-Antidepresan ilaçların etkileri geç başlar (en erken 2-3 hafta sonra). Arada bir 1-2 hap içerek depresyondan kurtulmak mümkün değildir.

3-Antidepresan ilaçlar, doktor söylemeden kesinlikle bırakılmamalıdır. Kişi haftalar içinde tamamen iyileşse bile, antidepresan ilaca en az 6 ay devam edilmelidir. Çünkü depresyonun düzeldikten sonra ilk 6 ay içinde tekrarlama riski yüksektir.

4- ANTİDEPRESAN İLAÇLAR BAĞIMLILIK YAPMAZ.

5- ANTİDEPRESAN İLAÇLAR UYUŞTURUCU DEĞİLDİR. Antidepresan keyif vermez, zaten yukarıda belirttiğimiz gibi etkisi en erken 2-3 haftada başlar. Bazı antidepresanların uyku ve sersemlik gibi yan etkilere yol açtığı doğrudur. Ancak son 10-15 yılın en mühim tıbbi gelişmelerinden biri, uyku ve sersemlik yapmayan antidepresan ilaç çeşitlerinin artmasıdır. Artık hemen hiçbir ciddi yan etki ortaya çıkmadan depresyon tedavisi genellikle mümkündür.

Antidepresan ilaçlar depresyon dışındaki durumlarda da faydalıdır. Obsesif kompülsif bozuklukta (takıntı hastalığı) ilk tercih edilen ilaçlar, özellikle serotonin üzerinden etki gösteren antidepresanlardır. Ağrı tedavisinde elimizdeki en önemli silahlardan biri yine antidepresan ilaçlardır. Panik bozukluğunda, çocuklarda gece işemelerinde, kadınlarda adet öncesi gerginlik durumlarında, sigara isteğinin azaltılmasında, erkeklerde cinsel ilişki sırasında erken boşalmanın giderilmesinde ilk başvurulan ilaç bir antidepresandır.

ANTİPSİKOTİK İLAÇLAR

Antipsikotik ilaçların başlıca kullanım alanı şizofrenidir. Şizofrenide temel bozukluk, beyinde dopamin fazlalığıdır. Antipsikotik ilaçlar dopaminin beyindeki etkisini azaltarak etki gösterir.

Antipsikotikler bağımlılık yapmaz, uyuşturucu değildir. Bazıları uyku ve sersemliğe yol açabilir. Adale kasılmasına sebep olabilir. ‘Psikiyatrik tedavi gördü, hareketleri ve bakışları donuklaştı, robot gibi oldu’ denilen hastalar muhtemelen antipsikotik kullanmışlardır. Ancak antipsikotiklerin ciddi yan etkileri çok azdır, ortaya çıkan yan etkilerin de çoğu geçicidir.

Antipsikotik ilaçlar sadece şizofrenide kullanılmaz. Depresyonda, kaygı yüksekliğinde, ağrılarda, bazı cinsel sorunlarda, kusmalarda, hıçkırığın giderilmesinde de işe yarar.

KAYGI GİDERİCİ İLAÇLAR

‘Müsekkin’ veya ‘sakinleştirici’ olarak bilinen ilaçlar bu gruptandır. Etkileri çabuk başlar (damardan alınırsa birkaç dakika içinde, ağızdan alınırsa genellikle 30-60 dakika içinde). Bu ilaçlar kullanan kişide endişe ve huzursuzluğu azaltır, rahatlama hali meydana getirir. Çoğu uyku, sersemlik, yorgunluk ve unutkanlık yapar. İlaç alındıktan sonra kısa süre içinde başlayan ferahlatıcı etkileri sebebiyle, kaygı gidericilerin kötüye kullanılma tehlikesi vardır. Psikiyatride kullanılan ilaçlar arasında bağımlılık yapma ihtimali bulunan tek ilaç grubu ANTİDEPRESANLAR DEĞİL kaygı gidericilerdir. Bu yüzden kaygı giderici ilaçların satışı sıkı kontrol altındadır, hastalar doktor reçetesi olmadan bu ilaçları kesinlikle alamazlar. Doktoru da hastasının bağımlı olmasına müsaade etmeyeceğinden, sakinleştiricilerin bağımlılık tehlikesi korkulduğu kadar büyük değildir.

Kaygı giderici ilaçlar aynı zamanda adale gevşeticidir. Sara nöbeti geçirmekte olan kişilere damardan verildiklerinde hayat kurtarırlar.

MİZAÇ DALGALANMALARINI ÖNLEYEN İLAÇLAR

Bu ilaçlar özellikle manik depresif hastalıkta (iki uçlu mizaç bozukluğu veya bipolar bozukluk) kullanılır. Söz konusu amaçla en sık kullanılan ilaç lityum adında bir tuzdur. Ayrıca bazı sara ilaçlarının da mizaç dalgalanmalarını önlediği bilinmektedir. Genellikle uzun süre kullanılırlar.

Bu yazı 5924 kez okundu