Bipolar mı yaratıcılığı etkiliyor yaratıcılık mı bipoları

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Doğan PSİKOYORUM Dergisi’nin son sayısında bipolar bozukluğu anlattı…

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Doğan PSİKOYORUM Dergisi’nin son sayısında bipolar bozukluğu anlattı…

Bir sanatçı nevrotik özellikler gösterebilir, yaratıcılık ruhsal sorunlarla veya bozukluklarla birlikte olabilir, fakat yaratıcılığın her zaman nevrotik özelliklerin bir sonucu olması gerekmez. Yaratıcılık kavramı herkeste bazı çağrışımlar ortaya çıkarır. Genellikle ilk aklımıza gelenler görsel sanatlar ve edebiyatla ilgili olan yaratıcılıktır. Yaratıcılıktan yeni ve değişik bir eser ortaya konmasını, yeni bir bakış açısı gösterilmesini anlayabiliriz. Yaratıcılığın doğuştan gelen genetik bir yanının olup olmadığıyla, zekayla ilişkisi konusunda bir görüşümüz vardır veya bu konularla ilgilenmediysek, bir görüş belirtemeyebiliriz . Yaratıcılık kavramı gerçekten bizim düşündüğümüz gibi midir? Nasıl tanımlanmaktadır? Neleri kapsamaktadır? Yaratıcılık yalnız görsel sanatlar ve edebiyatla mı ilgilidir? Zekayla ilişkisi var mıdır? Yaratıcı kişilerin aynı zamanda hasta olabilecekleri doğru mudur? Hastalıklar yaratıcılığı etkiler mi? Daha önce yapılan yaratıcılık tanımlarından yola çıkarak yaratıcılığı şu biçimde tanımlayabiliriz: “Yaratıcılık, özgün düşünme biçimiyle problem çözme becerisine benzer biçimde işleyen; estetik, bilimsel, sosyal yönlerden biri veya birkaçı için yararlı olan, yeni bir eser, fikir veya buluş ortaya koyma yetisi ve sürecidir.” Yaratıcılığın gerektirdiği özgün bakış açısı, günlük yaşam ve bununla ilgili sorunlarda da kullanılabilir. Bu durumda, herkesin gördüğü günlük sorunları bizim de görüp farklı ve yeni bir yaklaşım göstermemiz yaratıcılık kapsamında değerlendirilir. Burada önemli olan, bizim konuyla veya nesneyle ilgili farklı ilişkileri gözden geçirip bunların arasında bir bağ kurmamız, başkalarından farklı ve yeni bir yaklaşım ortaya koymamızdır. Yaratıcılığın yaşamın her alanıyla, herkesle ilgili olduğunu söyleyebiliriz.

YARATICI KİŞİLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Yaratıcılığın ve yaratıcı kişilerin özellikleri yüzyıllardır ilgi çekmekle birlikte, bu konudaki çalışmaların daha çok son yüz yılda olduğunu söyleyebiliriz. Yaratıcı bireylerin incelenmesiyle bulunan en belirgin özellikler şunlardır: Özgün ve çabuk düşünebilme yetisi, yeniliğe açık olma, meraklı olma, ilgi alanlarının çok yönlü olması, konulara-sorunlara farklı açılardan yaklaşabilme becerisi, başarılı olma, özgür olma, içe dönük veya coşkulu bir yapıda olma, sezgilerinin güçlü olması, etkileyici olma, soyut veya somut nesne ve kavramlar arasındaki bağlantıları yakalayıp ilişkilendirebilme gücünün olması, yeni olanı yakalayabilme becerisi, hayal gücünün zengin olması, senaryo üretebilme becerisi, sorunlara çözüm arama, üretken olma. Yaratıcı bir bireyde bu özelliklerin tümünün bulunması gerekli değildir. Yaratıcı bireyler toplumun normal olarak gördüğü bireylerin ortalama özelliklerinden biraz sapma gösterirler. Örneğin, bu bireyler toplumun değer yargılarına göre uçlarda gezinen, alışılmış ve bilinenlerle yetinmeyip yenilik peşinde koşan, eleştirel bakış açısıyla davranan bireylerdir. Yaratıcılığın zekayla ilişkisi var mıdır? Yaratıcılığın zekayla ilişkili olduğu, ancak zekadan bağımsız bir zihinsel yetenek olduğu kabul edilir. Yaratıcı bireylerin zeka katsayısı diğer bireylerden daha yüksek bulunmuş, bu bireyler yaşıtlarından daha zeki olarak değerlendirilmiştir. Bu konudaki çalışmalar yüksek zeka katsayısına sahip olan bireylerin diğer bireylere göre bazı özelliklerinin farklı olduğunu, fakat yaratıcılık yönünden farklarının olmadığını göstermiştir. Zeka yaratıcılık için gerekli, fakat tek başına yeterli değildir. Bir çalışmada, zeka katsayısının 120’nin üstünde olmasıyla yaratıcılık arasında bir ilişki bulunamamıştır. Zeki insanların yaratıcılık konusunda diğer insanlardan farkı, yaratıcılığın daha kolay geliştirilebilmesi olabilir.

YARATICILIK DOĞUŞTAN MI GELİR?

Herkeste doğuştan getirilen az veya çok yaratıcılık yeteneğinin olduğu kabul edilir. Sonraki yıllarda bakış açısının genişletilmesiyle, yenilik arayışı ve merakın desteklenmesiyle, bireye özgün düşünce ve çözüm önerileri için fırsat tanınırsa bu yetenek geliştirilebilir. Genel olarak yaratıcılıkta öğrenmenin rolünün olmadığı ve öğrenilemediği kabul edilir. Bazı çalışmalar yaratıcılığın genetik bir yönünün olduğunu öne sürer. Bazı çalışmalarda ise, yaratıcılık süreci sırasında beynin bazı bölgelerinde etkinlik artışı ve biyokimyasal değişiklikler olduğu saptanmıştır. Ruhsal yönden yaratıcı bireyler Ruhsal yönden yaratıcı bireylerin özellikleri nelerdir? Yaratıcı bireyler olarak genellikle sanatçılar ve edebiyatçılar (yaratıcı bireylerin yalnız bu iki gruptan oluşmadığını unutmayalım) incelenmiştir. Diğer insanlar gibi, sanatçının da gerçek dünyada doyuma ulaştıramadığı bilinçdışı istekleri, özlemleri, cinsel enerjisi vardır. Bunlar yaratıcılığın ürünlerinde (eser, düşünce) biçim değiştirmiş olarak görülür. Bu biçim değiştirmiş ürünler toplum tarafından üstün değerler olarak kabul edilir ve bizler bunların bilinçdışındaki gerçek görünümlerini bilemeyiz. Sanatçıların ürünlerini anlayabilmek için, sanatçıların normalden sapmaları, davranışları, iç dünyası incelenmelidir. Sanatçılar genellikle nevrotik özelliklere sahip bireyler olarak görülür. Oysa bu her zaman doğru değildir. Nevrotik bir bireyde görülen özellikler olumsuz veya yıkıcı olarak nitelendirilirken, yaratıcı bireyde nevrotik özellikler olumlu ve yapıcı bir niteliğe dönüşmüştür. Yaratıcılık ruhsal sorunlarla veya bozukluklarla birlikte olabilir, fakat yaratıcılığın nevrotik özelliklerin bir sonucu olması gerekmez. Bipolar bozukluk toplumda %1 - 1.5 oranında görülebilmektedir. Sanatçılar arasında bu oran % 11’e kadar çıkmaktadır.

YARATICILIK VE BİPOLAR BOZUKLUK

Araştırmalar nevrotik kişilik özelliklerinin sanatsal yaratıcılığa dönüşebildiğini, bipolar bozuklukların yaratıcılığı kışkırttığını, şizofrenide de yaratıcılık örneklerinin görülebildiğini öne sürmektedir. Bunun yanı sıra, sanatçıların beyinlerindeki (bilinçdışındaki) yoğun duyguların ve düşüncelerin dışa vurulması normalden sapma olarak değerlendirilebilmektedir. Oysa yaratıcı bireyler için bunun doğal olduğu ve hastalık olarak görülmemesi gerektiği öne sürülmektedir. Bazı sanatçılar eser yaratmanın kendileri için bir baş etme yolu olduğunu belirtirler. Bipolar bozukluklar bir grup klinik tabloyu kapsar: Bipolar I bozukluk, bipolar II bozukluk, siklotimi. Bipolar I bozukluk tanısı için en az bir manik nöbet gerekir, depresyon da vardır. Bipolar II bozukluk tanısı için depresif nöbet ve hipomanik nöbetin görülmesi gereklidir. Siklotimide şiddetli mani ve depresyon düzeylerine varmayan duygusal oynamalar vardır. Yaratıcılık olumlu duygudurum, mutluluk ve ruh sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Hem manide, hem de depresif dönemde yoğun duygular yaşanır; bu duygular manide olumlu, depresyonda olumsuzdur. Bipolar bozuklukların yaratıcılıkla ilişkisi geriye dönük olarak ve halen yaşayanlar incelenerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Geriye dönük çalışmalarda sanatçıların eserleri, sanatçıları yakından tanıyanların yazıları ve anlattıkları temel alınmıştır. Geriye dönük çalışmalar her zaman kesin ve doğru sonuç vermez. Örneğin, Van Gogh’un bipolar bozukluğunun olup olmadığı tartışmalıdır. Yaşayanlarla ilgili çalışmalar hem sanatçılarda, hem de birinci derece yakınlarında ruhsal bozuklukların oranlarını araştırmıştır. Bu çalışmaların sonuçları, sanatçılarda ve birinci derece yakınlarında ruhsal bozuklukların (özellikle bipolar bozuklukların) toplumda görülenden daha yüksek oranda olduğunu göstermiştir. Yaratıcılık bipoların hangi döneminde ortaya konur? Depresyonda yoğun olumsuz duygular yaşanır. Birey kendine, zihnine odaklanır; dış dünyaya karşı ilgisizdir. Birey kendi duyguları ve düşünceleriyle aşırı ilgilidir, içe bakış en üst düzeydedir. Bu dönemin yaratıcılığa temel hazırladığı kabul edilir. Mani döneminde sanrı ve varsanı gibi psikotik belirtiler, dikkat dağınıklığı ve fikir uçuşması gibi belirtiler nedeniyle bireyin bir konuya yoğunlaşıp bir eser ortaya koyması güçtür. Yaratıcılığın ve yaratıcılık ürününün en çok ortaya konduğu dönem hipomani dönemi olarak kabul edilir. Bu dönem manik dönemden daha hafif şiddette belirtilerle karakterizedir. Yukarıdaki açıklamaların tersine depresif dönemde de yaratıcılık ürünleri ortaya konabilmektedir.

 BİPOLAR BOZUKLUK HAKKINDA BİLGİ ALIN

Örneğin, Van Gogh “ayçiçeği” tablosunu depresyondayken, Edward Munch “çığlık” tablosunu yaşamının en karmaşık döneminde yapmıştır. Bu örneklerin tersine, yazar Virginia Woolf depresyondayken yazamadığını belirtmiştir. Peki bipolar bozukluklar yaratıcılığı artırıyorsa, tedavi ile yaratıcılık nasıl etkilenir? Munch’un doktoru olan Dr. Panter, Munch’un başarılı bir tedaviden sonra onun yaratıcılığının kaybolduğunu belirtmiştir. Bu saptama bipolar bozuklukla yaratıcılık arasında bir ilişkinin olduğu görüşünü desteklemektedir. Bipolar bozukluğu olan sanatçılar Bipolar bozukluklar en dar tanımlamalarla toplumda %1-1.5 oranında görülebilmektedir. Sanatçılar arasında bu oran %11’e kadar çıkmaktadır. Çoğumuzun tanıdığı sanatçılardan bipolar bozukluğu olanlar veya olduğu düşünülenler arasında William Blake, Jack London, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, Vincent Van Gogh, Jean-Claude Van Damme, Edgar Allan Poe, Florence Nightingale, Vivien Leigh, Mel Gibson, Richard Dreyfuss, Paul Gascoigne vardır. Fakat her bipolar bozukluğu olan birey yaratıcı değildir, her yaratıcı olan bireyin de bipolar bozukluğu olması gerekmez. Yine de yaratıcılıkla bipolar bozukluklar arasında bir ilişki var gibi görünmektedir. Bipolar bozukluğun mu yaratıcılığı kışkırttığı, yaratıcılığın mı bipolar bozukluğa zemin hazırladığı henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. PSİKOHAYAT SAYI:11

Etiketler: bipolar depresyon yaratıcılık depresyon bipolar bozukluk


ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Adalet Yürüyüşü ve Tartışmalar
    22 Haziran 2017, 10:49
  • Mülteci sorununu “Sevginin Dili” ile aşmayı hedefliyorlar.
    20 Haziran 2017, 11:12
  • Fotoğrafım kaç like aldı?
    20 Haziran 2017, 08:39
  • Ölüme giden yol Uyuşturucu!
    20 Haziran 2017, 08:38