bağımlılığın psikolojisi

bağımlılık’ kelimesi latince ‘adamak; kendini başkasına adamak’ anlamlarına gelen ‘addicere’ kelimesinden türemektedir. Bağımlılığın açıklanması konusunda bir kıtlık yok, aksine West  yaptığı bir gözden geçirmede bağımlılığı tanımlayan 98 teoriden söz etmektedir. Bu farklı teorileri sınıflandırmak zor olmakla birlikte, bunlar bağımlılığın davranışsal, sosyal veya biyolojik yönlerini ele alıp buna göre inşa edilmişler. Buradan çıkan bir sonuç ile bağımlılığın bir biyopsikososyal bir fenomen olduğu kanaatine varabiliriz.

Bağımlılığın sebebi ve sürdürülmesini açıklamaya çalışan psikolojik teori ve modelleri 3 kategoriye ayırabiliriz:

1-      öğrenme teorisi temeline dayanan modeller

2-      psikodinamik teoriler

3-      transteoretik modeller

Öğrenme teorisi temeline dayalı modeller

Over-learned alışkanlıklar gibi  “Addictive” (bağımlılık ile ilişkili) davranışları açıklamak için klasik ve operant şartlanma kuramlarından geliştirilen teoriler diğer davranışlar gibi bu davranışı da inceleyip modifiye edebileceklerini ileri sürmüşler. Bağımlılık sıklıkla   olumsuz sonuçlara yol açan maladaptif başa çıkma mekanizması olarak görülmekte.

Klasik koşullandırma

Klasik koşullanırmaya dayanan teori bağımlılığın gelişmesi ve bağımlılık konseptinin merkezinde yer alan “craving” fenomenini açıklamak için kullanılır. Madde alımında kullanılan araç-gereç gibi madde alımı ile ilgili çevresel uyaranlar koşullanmış etken haline gelebilir. Bu etkenler “craving”  fenomeni içine yerleştirilebilir. Klasik koşullanma ayrıca davranışın sönmesinde de kullanılabilir.

Operant koşullanma

Bağımlılığın doğasını açıklamak için kullanılan bir paradigmadır.yemek ve seks gibi madde veya addictive davranış da aynı şekilde koşullanma sürecinde pekiştireç olarak görülmekte.

Pozitif pekiştireç:     …istenen davranışı arttırır     ……..

Negatif pekiştireç:   …istenmeyen davranışı azaltır   …….

Madde hem pozitif hem de negatif pekiştireç olabilir. Örneğin öforiyi elde etmek için kullanıldığında pozitif, yoksunluk belirtilerini azaltmak için kullanıldığında negatif pekiştireç olarak görev alır.

Sosyal öğrenme teorisi

Bu teori öğrenmede bilişsel süreçler konseptini tanıtma ile öğrenme teorilerde bir devrim oluşturmuş. Antisipasyon, planlama, beklentiler, yorumlar, self-efficacy ve karar verme (decision making) gibi kavramların hepsi öğrenmenin birer parçasıdır. Esasında BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) öğrenme teorisinin bir ürününüdür. Marlatt ve Gordon (1985) tarafından geliştirilen relapsın bilişsel-davranışçı modeli ve buna dayalı relapsı önleme tedavi yaklaşımı kuşkusuz büyük bir etkiye sahip.

Bağımlılığın kognitif modeli

Bu model inançların katman yada derecelerinin karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıktığı görüşüne sahip. Bireyin temel inancı veya temel şemaları kritik bir olay ile aktive olup, bağımlılıkla ilişkili inançlara yol açmaktadır. Bu da sırası ile craving’e neden oluyor. Craving daha sonra addictive davranışa neden olan bağımlılığa izin veren aşırı müsamahalı inançları aktive ediyor.

Psikodinamik teoriler

Psikodinamik formulasyon olmadığı sürece bağımlılığın psikolojik teorileri tamamlanmış sayılmaz. Psikodinamik şemsiye altında psikoanalitik okul ve analitik psikoterapiden transaksiyonel analize kadar geniş bir bakış açısı mevcut.

Birçok açıklama olmakla birlikte, yeni ve belki de en göze çarpan formulasyon Hopper’in yaptığı formulasyon olup, bağımlılık sendromunun ana nedeni çeşitli  pervert ve homoseksüel fantezilerini gerçekletirmeye yönelik  bilinçdışı gereksinim olduğunu ileri sürmektedir. Bu teorinin en göze çarpan yönü bağımlılığın travma sonrası deneyimleri ile olan ilişkisidir.

Khantzian self-deficit kavramına dikkati çekmektedir. Buna göre madde kötüye kullanımnıı self-medication olarak gelişmektedir.

Transteoretik Modeller

Stages of change modeli

Bu model insanların değişim süreçlerine dikkat çekmektedir. Ana konsept, davranışın değişimi farklı evrelerde farklı olduğuna dayanır.

PRIME teorisi

Robert West tarafından bağımlılığı açıklamak üzere geliştirilen bu teori son zamanların en önemli gelişmelerden biri olarak sayılabilir. Buradaki temel varsayım bağımlı bireyi anlamak için bu bireyin motivasyonel sistemini anlamaktan geçtiğidir. Buna göre bireyin motivasyonel sistemi beş karmaşık düzeyde işlemektedir. Bu beş düzey PRIME olarak kısaltılmış Plans, Responses, Impulses, Motives, Evaluations’tan ibarrettir.

Bu yazı 1137 kez okundu