GEÇMİŞ ZARARLI DEĞİLMİŞ

Science daily

Prof. Shmotkinin araştırması zaman eğrisinin insanların psikolojik sağlık üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor.

 

Dikensiz gül olmadığı gibi, yaşam olaylarının hem iyi hem de kötü yönleri olduğu söylenir bize. Ve hadiselere iyi tarafından bakmamız, olumlu yanlarını benimsememiz öğütlenir. Yaşam olaylarına doğrulttuğumuz bakışın sağlığımız açısından belirleyici olduğu, uyum becerilerimizi arttırdığı öteden beri biliniyor. 

Oysa Tel Aviv Üniversitesinden Prof. Dov Shmotkine beklenmedik yaşam değişikliklerini başarıyla atlatabilmek için bu doğru tutumlardan daha fazlasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Prof. Shmotkinin araştırması" zaman eğrisinin" insanların psikolojik sağlık ve adaptasyonları üzerinde etkili olabildiğini ortaya koyuyor.

Zaman eğrisi kişinin geçmiş yaşantılar aracılığıyla nasıl dönüştüğüne, şimdiki zamanı nasıl algıladığına ve gelecekten beklentilerine ilişkin telakkilerinden oluşuyor. Hastaların yaşamlarını belli dönemlere ne şekilde ayırdıkları incelendiğinde, klinik psikologlarının bunları daha etkin bir biçimde tedavi etmeleri mümkün olabilecek.   

Söz konusu teori travmatik yaşantıları olan hastalar üzerinde çalışılırken ortaya çıkmış. "İnsanların travmaları atlatma becerilerinin travmatik yaşantıları yaşam seyirlerinin daha geniş zaman süreminde ne şekilde konumlandırdıklarıyla ilişkili olduğunu keşfettik" diyor Shmotkin.

Yahudi soykırımından sağ kalanlarla yapılan bir çalışmada, Prof. Shmotkin soykırımı "geçmiş" olarak düşünenlerle soykırımı "halihazırda" gibi algılayanları iki gruba ayırdı. Soykırımı geçmiş olarak düşünenler şimdiki zamanla geçmişteki travma arasına etkili bir çizgi çekebilmişlerdi, böylece zaman eğrisinde daha ileri gitmelerine izin vermişlerdi. Soykırımı halihazırda gibi algılayanlarsa travmatik deneyimin hala mevcut olduğunu düşünüyorlardı. Bu durum travmayı spesifik bir zaman aralığında ele alamadıklarını, olaya belli bir zaman sınırı koyamadıklarını düşündürdü.  

Shmotkin’in tespitine göre bu başa çıkma mekanizmaları travma mağdurlarıyla sınırlı değil. Shmotkin geliştirdiği teoride bu başa çıkma mekanizmaların normal yaşlanma sürecinin bir parçası olduğunu savundu. Gençken kendimizi geliştirme arzumuz gelecek beklentimizde yatar. Yaşam tatminiz şimdiki zamanı aşıp, gelecek zamanla ilişkilendirilir. Yaşlandıkça ise yaşamsal tatmin arayışımız (halihazırda yaşlanmanın getirdiği sıkıntılarla daha kolay yüzleşme açısından) şimdiki zamanın ötesine geçerek geçmiş zamana doğru kayar.

Shmotkin ve ekibi bu tezi test etmek için yaşı 92’nin üzerindeki katılımcılar üzerinde bir çalışma yaptılar. Katılımcılar kişisel zaman eğrilerini geçmiş, şimdiki ve yakın gelecekteki yaşam tatmini açısından tanımladılar.

İşlevselliği en iyi olan katılımcılar zaman eğrileri ileri yaşta beklenebileceği gibi, aşağı doğru bir seyir göstermeyen veya gençler veya erişkinler için normal olan, yukarı doğru bir seyir göstermeyen fakat  stabil,kararlı gözüken katılımcılardı. Bu ileri yaştaki katılımcılar ayrıca şimdiki zamanlarını geçmişteki sıkıntılı zamanlarla karşılaştırdıklarında, psikolojik sağlıklarının çok daha iyi olduğu ortaya çıktı.

Shmotkin, bütünlüklü bir psikolojiye sahip olma ve sağlıklı yaşlanma açısından kararlı bir sübjektif zaman eğrisine sahip olmanın önem taşıdığını vurguluyor. Travmatik yaşantıların tedavisinde hastaların kişisel zaman eğrilerinin dikkate alması gerektiğini ifade ediyor. 

 

Bu yazı 526 kez okundu