"12. Ulusal Psikoloji Kongresi"

12. ULUSAL PSİKOLOJİ KONGRESİ

9-13 EYLÜL 2002, ODTÜ KKM, ANKARA

KONGRE BAŞLIĞI : PSİKOTERAPİ TEKNİĞİ OLARAK NEUROBIOFEEDBACK
PANELİSTLER   : Prof. Dr. Nevzat TARHAN

 Uzm.Psk. Çiğdem DEMİRSOY

 Uzm.Psk. Aynur SAYIM

 Psk.Orhan GÜMÜŞEL

KONU BAŞLIĞI :BEYİN ELEKROFİZYOLOJİSİNİN RUHSAL BOZUKLUKLARDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
YAZAR  : Prof. Dr. Nevzat TARHAN
KURUM : Memory Centers of America Türkiye Birimi
ANAHTAR KELİMELER : Psikofizyoloji , Kantitatif  EEG, Neurobiofeedback (Nöroterapi) 

AMAÇ:

Multidisipliner yaklaşımla Beyin-Davranış arasındaki nedensellik ilişkisini görsel ve objektif verilerle açıklayabilmek ve bilgisayar teknolojisi ile hızlı,güvenli ve başarılı psikiyatrik tedavi sağlamak.

YÖNTEM ve BULGULAR:

Çağdaş psikoloji davranış ve beyin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyor.Kimyasal psikoloji,Moleküler biyoloji ve Psikiyatrik elektrofizyoloji ciddi akademik tartışma konularıdır.

Diğer taraftan önemli bir gerçek de vardır ki davranış ve beyin arasındaki ilişki sıradan etki tepki ilişkisi ile anlaşılamaz.Sanatsal düşünce,sembolik düşünce etki tepki diyalektiği ile açıklanamaz.

Çağdaş psikolojinin aşağıdaki temel varsayımı ruhsal bozukların açıklanmasını kolaylaştıracaktır:

I. Beynin temel işlevi bilgi işlem yapmaktır.

II.Öğrenilen şeyler beyinde depolanmakta ve sürekli kullanılmaktadır.

III.Davranış-Beyin ilişkisi reseptörler,sinapslar,nöron havuzlarından oluşan entegre nöral network demektir.

IV.Akıl hastalıkları entegre nöral networkun bozulmasıdır.

V. Psikoterapi yanlış proses edilmiş anıların bilinçli bir şekilde proses edilmesini sağlamaktır.

Akılsız bir beyin,beyinsiz bir akıl düşünülmemelidir.

Amerika Klinik Nörofizyoloji Cemiyeti ve Amerika Nöroloji Akademisi

(Nuwer,1997) Sayısal EEG’yi geleneksel EEG’ye göre kaydedilebilir ve gözden geçirilebilirlik açısından avantajlı bulmuştur.Depresyon,şizofreni,öğrenme bozuklukları,dikkat eksikliği,madde bağımlılığı,alkolizmve adli psikiyatri de endikasyon alanı içerisine alınmıştır.

Sayısal EEG nedir?

Beynin  spontan  elektriksel  faaliyetinin  kaydı  olan  elektroensefalografi (EEG) Nöropsikiyatride  tanıya  yardımcı  ve  hastalığın  seyri  hakkında  bilgi  verici  olarak  kullanılmaktadır.

Daha önce epilepsi  araştırmaları  ile  sınırlı  olan  çalışmalar  son  yıllarda  gelişme  gösterdi. Kantitatif  EEG  yöntemleri  geliştirildi. Beynin  ürettiği  sinyallerin  analog  kayıttan  sayısal  çevirici  kart  aracılığı  ile  sayısal  veriye  dönüştürülmesi  mümkün  oldu.

Bilgisayar  kontrollü  bioelektrik  veri  kayıtları  filtre  edilir. Yapılan  sayısal  filtrasyonla  biosinyallerin  yüksek  frekanslı  ve  alçak  frekanslı  elemanları  ayrılır. Kaydedilen  aktivite  depolanır,analiz  edilir.

Spektral  analiz  denilen  yöntemle  elektriksel sinyalin  özellikleri  bozulmadan  Alfa, Beta, Teta ve Delta  “power”lara  ayrılır.

Bioelektrik  sinyallerinin  lokalizasyonu  geliştirilmiş  bir  programla  belirlenir. Böylece  lokalizasyon  değeri  olan  bir  işlevsel  görüntüleme  elde  edilmiş  olur (Dynamic Brain Mapping).

Daha  sonraki  aşamada  geliştirilmiş  yaş  grubu  ile  karşılaştırılır. (Norm Comparation). Norm  çalışmasına  göre  beyin  bioelektrik  sinyallerinin  gücü  belirlenir.

Delta  ve  teta  frekans  bandındaki  sinyaller  norm  tablosuna  göre  ortalamanın  üzerinde  ise  ilgili  beyin  alanlarının  yavaş  sinyaller  ürettiği  anlaşılır.Klinik  anlam  olarak  o  bölgelerin  metabolizmasının  yavaşladığı  nedensellik  ilişkisi  kurulabilir. Alpha  bandında ortalama  üstü  yükselirse  kısmi  yavaşlamayı  gösterir. Beta  bandında norm  karşılasması  sonucunda  yükselme  varsa  hızlı  sinyallerin  fazla  üretildiği  anlaşılır. Klinik  anlam  olarak  hücreler  arası  enerji transferinin   hızlanması anlaşılır.Bu durum  metabolizmanın  hızlanması  anlamına gelir. Ruhsal  gerilim veya kullanılan  psikotrop  ilaçların  etkisini de  gösterebilir.

Klinik  izlemede  tedavinin  belli  aşamalarında  altıncı,on ikinci ve yirmi dördüncü haftalarda  yapılacak  yeni  kayıtlarda  eski  profildeki  bioelektrik  değerler  yeni  profilde  sağlıklı  grup  veri  tabanına  yaklaşmış ise  tanı  ve  tedaviyi  güçlendirici  olarak  algılanır.

Bütün  laboratuvar  incelemelerinde  olduğu  gibi  yanlış  negatif  yanlış  pozitif  sonuçlar  her  zaman  söz  konusudur.

Sinyaller  içine  karışan, kaydedilen, aktivite  ile  ilgisi  olmayan  sinyaller (artifakt) uygun  programla  küçültüldüğü  için  kantitatif  analiz  beynin  biyoelektrik  işlevi  hakkında  gerçekçi  bilgiler  verebilmektedir. Her  süpürümün (epoch) ortalama  alma  işleminden  geçmesi  uygun  yazılımla  gerçekleşir.

Uygulamada sayısal EEG’nin yeri nedir?

Ruhsal bozukluklarda “Trait marker” ve “State marker” olarak kullanılabilir.

Lokalizasyon değeri olan bir EEG’dir.

Neurobiofeedback (Nöroterapi) sistemi ise dezorganize alana uygulama yapılmak için yararlıdır.

Uzun süren stresin hemisferik asimetri yaptığı,yavaş frekans bandında artışa yol açtığı alanlar beyin işlevsel haritası ile belirlenir.İlgili beyin alanlarına elektrotlar bağlanır ve terapi süreci başlatılır.

SONUÇ :

Sonuç olarak;Elektrofizyolojik metodolijinin günlük psikiyatrik uygulamalarda “State marker” olarak önemi gittikçe daha çok anlaşılmaktadır.Acı veren süreçlerin beyinde yoğun analize tabi tutulması ve bu süreçleri kontrol edebilme becerisinin kazanılması,psikoterapinin görselleşmesi,beyin işlevsel görüntülenmesi ile olumlu pekiştirmenin yerleşmesi gerçekleşir

KAYNAKLAR:

Arıkan MK : Psikiyatrik Elektrofizyoloji , Depresyon,Lilly, 1998,İSTANBUL

Lauer CS:Wiegand M:Krieg JC:All-night EEG sleep and cranial computed tomography in depression.A study of unipolar and bipolar patients.Eur Arch Psychiatry Clin.Neurosci,242:2-3,59-68,1992

Mandrino JC,Pezard L,Martinories.etal:Decrease of Complexity in EEG as a Symptom of Depression neuroreport.5:4,528-30,1994

Kwon JS: Youn T,Jung HY: Right Hemiphere Abnormalities in Major Depression:Quantitative Electroencephelographic findings before and after teratment.J. Affect Disord.40-3,169-73,1996

Allen JS:Lecona WG,Depeu RA:.et al: Regional EEG Asymmetries in Bipolar Seasonal Affective Disorder Before and After Exposure to Bright Light.Biol.Psychiatry,33:8-9,942-6,1993

 

KONU BAŞLIĞI : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI UYGULAMALARINDA  NEUROBIOFEEDBACK
YAZAR  : Uzm. Psk. Aynur SAYIM
KURUM : Memory Centers of America Türkiye Birimi
ANAHTAR KELİMELER : Neuro-Biofeedback, Bireysel Psikoterapi, ADHD

AMAÇ:

Çocuk Ruh Sağlığı çalışmalarında Neuro-Biofeedback ile çocuklara bilişsel ve davranışsal fizyolojisini kontrol etme yeteneğini kazandırmak.

YÖNTEM ve BULGULAR:

Biofeedback’le kişinin bilinçli olarak anlamadığı, fark etmediği normal ve normal dışı fizyolojik tepkiler bir araç yardımı ile bilinçli duruma getirilir.Bu teknikle, kişi için belirli bedensel cevapları (kalp hızı, kas gerginliği, cilt sıcaklığı, beynin stres düzeyi gibi) fizyolojik tepkileri anlaşılır hale gelir.Neuro-Biofeedback ile de EEG’yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilir.Bu şekilde kişi aynı duygu ve düşünceleri ile bedeninde ne gibi bir değişiklik olduğunu fark eder ,  bedenini ve zihnini denetlemeye çalışır.

Günümüzde stresle baş etmeyi öğreten birçok çalışma yürütülmektedir.Bu çalışmalardan biofeedback ile,  kişiye belirli bedensel cevapları ( kalp hızı, kas gerginliği gibi ) nasıl kontrol edeceği öğretilmektedir.Neuro-Biofeedback ile de EEG ‘yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilmektedir.

Yapılan çalışmalar, Neuro-Biofeedback'le beyin dalgalarında değişim olduğunu doğrulamaktadır . Bu durum dikkat ve öğrenmede çok önemlidir .

Neuro-Biofeedback ile ADD/ADHD’li çocuklara,  gevşemiş fakat odaklamış,  dikkatle en uyumlu beyin dalgalarını üretmeleri öğretilmektedir .Bazı kontrollü biofeedback çalışmalarında,  ADHD’li çocuklarda çarpıcı bulgular gözlenmiştir:

IQ skorlarında artış. Beyni daha fonksiyonel duruma gelen çocuk , doğal entellektüel yeteneklerini sergileyebilir, ölçülen IQ skorları biofeedback sonrasında anlamlı artış gösterebilir .Bunun sebebi, çocuğun sahip olduğu potansiyele ulaşmasını kolaylaştırmasıdır.

Impulsivite , distraktibilite ve hiperaktivitenin azalması.

Uyku problemleri ve pediatrik migrenlerin tedavisinde başarı sağlanması.

- ADHD’e eşlik eden depresyon ve anksiyetenin  azalması .

Biofeedback’in, uyku problemleri, öğrenme güçlükleri, depresyon, epilepside de yararlılığı ispatlanmıştır .

Neuro-Biofeedback depresyonda kullanıldığında, afekt davranışın düzeldiği, efor yorgunluğunun azaldığı gözlenmiştir.

İlk seansta yapılan IQ, dikkat- konsantrasyon-kişilik testleri ve QEEG ile değerlendirme yapılarak beyindeki hangi bölgenin moniterize edileceği belirlenmekte ve tedavi programı oluşturulmaktadır. Tedavi süresince ve bitiminde bu değerlendirmelerin tekrarlanması, bize tedavinin yararlılığı konusunda bilgi vermektedir .

Neuro-Biofeedback’in önemli avantajlarından biri ayna görevi görmesidir . Çocuğa başarılı olduğunu bilme imkanı vermektedir . Diğer bir avantajı da Neuro-Biofeedback ekipmanının süreci eğlenceli hale getirmesidir.Çocuklar beyin dalgalarını kullanarak bilgisayar oyunları oynamaktadırlar.Ne kadar çok istenilen beyin dalgası üretebilirlerse oyunda da o kadar başarılı olmaktadırlar.Bu durum, öncelikle çocuğun motivasyonunu gerektirir.Bu da bir ekip çalışması ve iyi bir tedavi programı ile mümkündür.

Çocuklar için oyun içeren öğelerle uygulama yapılmaktadır .Çocuk uçak, palyaço, uçan adam ve uçan kadın seçeneklerinden birini seçme hakkına sahiptir. Örneğin palyaçoyu, düşünce gücünü kullanarak çizginin üzerinde tutmaya çalışmaktadır . Bu durum ödül- ceza temeli üzerine oturmaktadır . Çocuk çizginin üzerinde durabildiğinde puan almakta (ödül), altına düştüğünde puanı düşmektedir (ceza) .Kullanılan ödül mekanizması, çocuğun motivasyonunu artırıcı bir unsur olmaktadır.Aynı zamanda çocuk, Neuro-Biofeedback uygulaması sırasında dikkatini  bilgisayara yoğunlaştırmaktadır .Bu sırada dikkatini odaklamayı ve aynı zamanda sürdürmeyi öğrenmektedir.Çocuk kendisini kontrol edebildiğinin bilincine varmaya başladıkça dürtü kontrolünü de sağlamış olmaktadır.Çalışma sonunda, çalışmayı değerlendiren bir grafik çıkarılmakta,  çocuğa bir geribildirim verilmektedir.  

Neuro-Biofeedback, objektif ve ölçülebilir verilerle çalışma imkanı vermekte , aynı zamanda tedavinin yararlılığı hakkında da bilgi vermektedir.Kişinin somut verilerle bu bilgiye ulaşması, motivasyonunu ve tedaviye inancını artırmaktadır.

SONUÇ:

Neurobiofeedback (Nöroterapi) ile çocuklarda,  bilişsel ve davranışsal fizyolojisini kontrol etme yeteneği kazandırılarak, ADD/ ADHD, öğrenme güçlükleri, depresyon, uyku problemleri, migren gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde yararlı etkiler elde edilmektedir.

KAYNAKLAR

1. Tarhan N. : Adrenalin, Stresi Mutluluğa Dönüştürmek ,TİMAŞ Yayınları ,2002, İSTANBUL.

2. Cartozzo, H.A., Jacobs, D., & Gevirtz, R.N. ( 1995 ). EEG biofeedback and the remediation of ADHD symptomatology : A controlled treatment outcome study.Presentation at AAPB Conference, 1995.

3. A Controlled Study of the Effects of EEG Biofeedback on Cognition and Behavior of Children With Attention Deficit Disorders and Learning Disabilities

Linden, M., Habib,T., Radojevic , V. (1995 ). Biofeedback and Self-Regulation.

 

KONU BAŞLIĞI : NEURO-BIOFEEDBACK METODUNUN STRES      YÖNETİMİNDE KULLANIMI
YAZAR  : Uzm. Psk. Çiğdem DEMİRSOY
KURUM : Memory Centers of America Türkiye Birimi
ANAHTAR KELİMELER : Stres, QEEG, Neuro-Biofeedback

AMAÇ:

Neuro-Biofeedback sistemleri genelde biyolojik ortamdaki değişiklikleri tespit etmek ve bu değişikliklerle ilgili olarak hastayı görsel ve duyusal sinyaller aracılığı ile haberdar etmek şeklinde işler. Hasta bu doğru ve dakik bilgiyi kullanarak sinyalleri istenen yönde değiştirmek için deneme yanılma stratejilerine girişir. Neuro-Biofeedback’in kılavuzluğunda hasta nispeten kısa bir sürede sinyallerin kaynaklandığı biyolojik tepki sistemlerini nasıl kontrol edeceğini öğrenir.

Geçtiğimiz yirmi yıl içinde Neuro-Biofeedback’in en sık kullanıldığı alanlar relaksasyon ve stres yönetimi olmuştur.

Anksiyete durumları bir uçta panik ataklar ve fobiler gibi reaksiyonlardan diğer uçta performans anksiyetesi ve sahne korkusu gibi problemleri içerir. Anksiyete beynin zayıflamış self regülasyonunun bir göstergesidir ve bu durum QEEG’de genellikle açık bir şekilde görülür. Anksiyete beyin dalgaları eğitimine ileri derecede cevap verir. Beynin kendisini daha iyi regüle etmesini sağlamakla hayatın normal ve anormal şartlarında daha iyi fonksiyon görmesini sağlayabiliriz. Beyin karşılaştığı durumlarda kendini regüle etmeyi öğrendiğinde (fizyolojik uyarılmışlığın regülasyonu) artık anksiyete girdabına kapılmaz.

YÖNTEM ve BULGULAR:

Neuro-Biofeedback eğitimi genel olarak üç aşama içerir:

Biyolojik tepkinin uyumsuz olduğunun farkına varmak

Neuro-Biofeedback sinyallerinin kılavuzluğunda biyolojik tepkiyi kontrol etmeyi öğrenmek

Kontrolü günlük yaşam sitüasyonlarına transfer etmeyi öğrenmek

Anksiyete için Neuro-Biofeedback eğitimi sırasında kişinin o andaki EEG’sinden gelen bilgiler kişiye gösterilmekte ve kişiden bunun belli yönlerini kontrol altına alması istenmektedir. Bu eğitim, kendi iç düzenleyici süreçlerini geliştirebilmesi için beyni sürekli meydan okumalarla karşı karşıya getirir. Eğitimin zorluk seviyesi kişinin durumuna, şartlara göre ayarlandığı için yıldırıcı değildir. Öğrenme süreci büyük ölçüde bilinçaltı düzeyde olur. Çünkü, nihayetinde beynin kendi aktivitelerini düzenlemekte kullandığı mekanizmalara ait genel bir farkındalığımız yoktur. Bununla birlikte eğitim ilerledikçe, hasta var olan anksiyete durumlarını QEEG’nin yansıttığını gözlemledikçe gerçekleşen değişiklikler hakkında bazı bilinçli farkındalıklar gelişmektedir.

Beynin temel biyoelektriksel aktivitesi Alfa, Beta, Delta ve Teta dalgalarıdır. Beyin bunların hiç birini yüzde yüz saf olarak yayınlamaz, oranları değişir. Normal yaşayış sırasında bunlar karışık olarak çıkar. Yayınların karışımında Alfa dalgası çoksa uyanık bir huzur durumu yaşanır. Bu dalgalar feedback aleti ile monitorize edilerek kişiye alfa durumu görsel ve işitsel sinyaller olarak bildirildiğinde kişi yaşadığı anksiyete durumlarını da EEG’nin yansıttığını gözlemleyebilmekte ve bu durumları kontrol altına alarak daha fazla alfa üretebilmeyi öğrenebilmektedir.

Davranış terapisinde sistematik duyarsızlaştırma tekniğinde Alfa durumunun hoş, rahatlatıcı, huzur verici özellikleri anksiyete ile karşıt eşleştirmede de kullanılabilmektedir. Kişiye Neuro-Biofeedback aleti ile daha fazla alfa üretmeyi öğretip, ardından zihninde stresli bulduğu durumları canlandırması istenir ve alfa miktarı düştükçe canlandırmayı bırakıp feedback sinyali aracılığıyla hastanın alfa durumuna tekrar dönmesi sağlanarak  yöntem uygulanır.

SONUÇ :

Biofeedback eğitimi ile hastalar biyolojilerini uygun bir biçimde iş görür hale getirecek stratejileri öğrenmekte, ayrıca verilen eğitim sayesinde daha relaks ve gerektiğinde uygun yüksek performans haline geçebilmesi için kişiye bilinçli uygulayabileceği beceriler kazandırılmış olmaktadır. Teknik öğrenmeye dayalı olduğundan eğitimin tamamlanmasının ardından takip seansları gereksinimi de pek olmamaktadır. Hepsinden önemlisi bu tarz bir öğrenme sonucunda kişilerin yaşamlarındaki olayları kontrol etme yetilerine inançları ve güven duyguları artmaktadır.

KAYNAKLAR:

“Principles and Practice of Stress Management”

Woolfolk, Robert L. ; Lehrer, Paul M. (Ed.) (1984) ; The Guilford Press

2.“Behavior Modification, Principles and Clinical Applications (2nd. Edition)” Agras W.S. (Ed.) (1978) ; Little, Brown and Company

3. Arıkan MK : Psikiyatrik Elektrofizyoloji , Depresyon,Lilly, 1998,İSTANBUL

 

KONU BAŞLIĞI : KURAMSAL VE GÖRGÜL AÇIDAN NEUROBIOFEEDBACK
YAZAR  : PsikologOrhan GÜMÜŞEL
KURUM : Memory Centers of America Türkiye Birimi
ANAHTAR KELİMELER : Neuro-Biofeedback , Bireysel Psikoterapi, Geribildirim

AMAÇ:

Bireyin bilinçli olarak anlamadığı , fark etmediği , beyindeki normal ve normal dışı bioelektiriksel tepkilerin bir araç yardımı ile monitörize edilmesi yoluyla bilinçli duruma getirilerek bireye bilişsel ve davranışsal fizyolojisini kontrol etme yeteneğini kazandırmak.

YÖNTEM ve BULGULAR:

Günümüz çağdaş psikoloji anlayışı içinde beyin ve davranış arasındaki nedensellik ilişkisini bir etki tepki mekanizması olarak açıklamak mümkün değildir.Gelişen bilgisayar teknolojisi ile yıllardır psikiyatri ve psikolojide en çok güçlük yaşanan görsellik boyutu yeni anlamlar ve imkanlar kazanmış ve kazanmaktadır.

Bu sayede ortaya çıkan yeni teknolojiler psikiyatrik tedavide,tedavi ekibine kombine olabilmede kolaylık sağlamada,süreç içinde öngörü ve objektif geribildirimler verebilmekte dolayısıyla tedavi süreci ve planlamasında aksiyonel materyal olarak kullanılabilmektedir.

Neuro-Biofeedback tekniği kuramsal olarak ele alındığında bireye rahatsızlığının biyolojik yönü ile ilgili geri bildirim vermeyi amaçlar.

Bu tekniğin uygulanmasında ; tespit edilen bölgeye elektrotlar takılarak , o bölgedeki bioelektriksel aktivite monitörize edilir.

Bireysel psikoterapi ve gevşeme egzersizleri ile birlikte kullanılan Neuro-Biofeedback tekniği ile; kişiye özel opsiyonel ayar yapabilme imkanı ile bireye rahatsızlığıyla ilgili farkındalık kazandırma, motivasyonunu artırmak , bireysel psikoterapide kazandığı davranış değişikliklerini beyinde ne tür bioelektriksel görünüm kazandırdığıyla ilgili geri bildirim vererek bireye düşüncelerine hakim olabilme yeteneğini kazandırmak ve bu bağlamda profilaktik etki elde edeilebilmektir.

Teknik olarak Neuro-Biofeedback temelde bir EEG sistemidir.Fonksiyonel olarak bölgesel “training” amaçlıdır.QEEG’ de belirlenen ve normalden farklı bioelektirik aktivite gösteren bölge tespit edilir.Bu bölgeye elektrotlar takılır.Bir pod sistemi yardımıyla tespit edilen bölgedeki bioelektirik aktivasyon moniterize edilir.Bilgisayar kontrollü bioelektirik veri kayıtları otomatyik olarak filtre edilir.Kaydedilen bu aktivite depolanır ve analiz edilir.Bunun sonucunda hem o seanstaki bioelektirik aktiviteyi yansıtan hem de seanslar arsında karşılaştırma performans değerlendirmesinde ve görsel geribildirimi kuvvetlendiren grafikler elde edilir.Teknik kullanımına örnek vermek gerekirse;düşük alfa gücü olan bireye Alpha dalgalarını yükseltmeyi öğretmek , Delta ve Theta gücü yüksek olan bireylerde gevşeme egzersizlerini de beraberinde kullanarak bu yükselmeyi düşürmeyi öğretmek gibi bir çok opsiyonel kullanımla geri bildirim vermek ve bireyin rahatsızlığıyla ilgili baş etme mekanizmasını güçlendirmek amaçlanır.

Neuro-Biofeedback görgül anlamda hem hasta açısında hem de tedavi ekibi açısında karşılıklı avantajlar sunan bir sistemdir.

Hasta açısından:

-Self-esteem üzerinde olumlu etki yaratır.

-Motivasyonunu ve başarma güdüsünü artırır.

-Farkındalık düzeyini artırır.

-Terapi süresince pasif olma eğilimindeki hastayı aktive eder.

-Stres olaylarına yönelik tolerans eşiğinin yükselmesine yardımcı olur.Olumsuz yaşam olaylarına yönelik kompansasyon gücünü artırır.

-Olumlu duygulanım ve davranış değişikliklerine yönelik proflaktik etkisi vardır.

-Tedavi sürecinin kısalmasında etkilidir.

Tedavi ekibi açısından:

-Terapi sürecinde pasif olma eğilimindeki hastayı aktive eder.

-Terapi sürecinin planlanması ve stratejilerin belirlenmesinde öngörü sağlar.

-Her seansta hastanın durumu ile ilgili daha çok geri bildirim alınabilir ve performans değerlendirmesi yapılabilir.

-Biyolojik geri bildirimi kullanarak hastayı daha objektif yönlendirebilir.

-Verilen ilaç rejiminin bio-yararlılığı izlenebilir.

-Kombine tedaviyi güçlendirir.

Neuro-Biofeedback sisteminin kullanım alanları sadece psikiyatrik tedavi içinde psikoterapinin aksiyonel bir yardımcısı olmakla da sınırlı değildir.Günümüz hızlı ve stresörler açısından oldukça zengin olan günlük yaşantısı içinde yorulan beyni otojenik olarak rahatlatmakta kullanılan,stresörlerden kaçınmayı ve onlarla baş etme mekanizmalarını öğrenip kullanabilmeyi güçlendiren yani stres ve strese dayalı nedenlerle ortaya çıkabilecek  ruhsal rahatsızlıklardan korunmaya ve baş etme mekanizmalarını güçlendirmeye yönelik kullanılabilirliği olan bir sistemdir.Ayrıca kişisel gelişim alanlarında;dikkat ve konsantrasyon yetisini güçlendirebilmede,belleğin verimli kullanımı ve görsel algı gelişimi ile ilgili bir çok boyut ile ilgili kullanılabilmektedir.

SONUÇ :

Neuro-Biofeedback tekniği ile bireye tedavi süreci içinde kazandığı bilişsel ve davranışsal değişmenin beyinde bioelektriksel aktivasyonda meydana getirdiği değişimleri bilinç düzeyine indirerek bireye farkındalık ve motivasyon kazandırarak düşüncelerini kontrol edebilme yeteneği kazandırılmakta ve profilaktik etki elde edilebilmektedir.

KAYNAKLAR:

Tarhan N. : Stres ve Hastalıklar , Sayfa 94-100 , Gri Ajans , 1989 İSTANBUL.

Basmajian John. V.; Biofeedback ( Principles and practice for clinicians ) Page: 187-197, Mc Master University, 1989, Hamilton, Ontario, Canada.

Moore NC; A review of EEG biofeedback treatment of anxiety disorders: Clin Electroencephalography 2000 Jan; 31 (1): 1-6.



Etiketler:


ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan "İzdivaç programları evliliğin saygınlığını zedeliyor"
    17 Ocak 2017, 14:09
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaşamda mutluluğun sırrını anlattı.
    16 Ocak 2017, 10:27
  • Karne karşısında ebeveynin tutumu ne olmalı?
    16 Ocak 2017, 10:21
  • Tasavvuf, Medya ve Nöropazarlama alanında yüksek lisans ve kazanımları
    16 Ocak 2017, 09:08